Ticaret Yolu Kavgaları

Ticaret yolları doğu ve batıda devletlerin aralarındaki ilişkilerin düzelmesinde ve kültür alışverişlerinde de önemli rol oynamıştır. Doğu’nun zengin kültür ve medeniyeti batıdaki ülkelerde hep bu yol aracılığıyla tanınmıştır. Ticaret yolları devletlerin kültür ve medeniyetlerinin, ekonomilerinin; siyasi, askerî, dinî ve ilmi yapı ile anlayışlarının gelişmesinde önemli büyük katkılar sağlamıştır. Bu yol ile milletlere ait örf ve âdetler yanında ilim, sanat, mimari dinî, felsefi anlayış ve düşüncelerde karşılıklı olarak aktarılmıştır. Çin İmparatoru Tişemin, ülkesine tüccarların taşıdığı Suriye Hristiyanlığına “Gerçeğin yalnız bir adı yoktur.” diyerek hoşgörüyle yaklaşmıştır. Hindistan’dan ve Çin’den giden baharatlar batıya, özellikle Avrupa mutfaklarına lezzet ve tat katmıştır. Yemen’den götürülen kahve Batı insanının keyif ve zevkini artırmıştır. Ayrıca, gıda maddelerinin karşılıklı girişi ile tarım ürünlerinde de değişimler yaşanmıştır. Tüm bu faktörler, ticaret yollarının değerini ortaya koyan unsurlardır.

Bir devlet, yerel ticaret ve üretim faaliyetlerine ek olarak, topraklarına bölgeler ya da ülkeler arası büyük yabancı tüccarları çekebildiği oranda halkının refahına ve artan vergi gelirleri sayesinde imarına hizmet edecek güce ulaşır. Bu sayede yerel ticari ürünlerinin dış pazarlara açılma imkânı doğacağı gibi, tersine piyasada pahalı ve az bulunan yabancı ürünler ile yoğun yerel talep arasında olumlu bir denge de kurulmuş olur. Mevcut şehirlerin nüfusu büyür, yeni şehirler kurulur, ıssız yerler şenlenir. Hiçbir alışveriş gerçekleşmese bile alınacak transit geçiş vergileri dahi başlı başına bir kazanç kapısıdır. Cengiz Han, İran’a kadar İpek Yolu’nun güvenliğini ve bütünlüğünü sağlamış, kervan soyguncularını cezalandırmış ve tüccarları korumasına almıştır. Döneminde Asya “Kafanın üstünde altın bir tepsi ile güneşin doğduğu yerden battığı yere kadar gidilebilir.” şeklinde tanımlanacak kadar güvenli bir yer olmuştur.

Devletler, çok yönlü amaçlar gözeterek ticaret yolunu ele geçirmek veya yol üzerinde nüfuz sahibi olabilmek için siyasi, diplomatik ve hatta askerî harekâtlara girişmişlerdir. Başarıldığı takdirde o devletin uluslararası siyasette stratejik önemi de doğal olarak artmıştır. Akdeniz Havzası’nda Müslüman Araplar, Doğu Roma ve Batı Roma arazilerine sahip krallıklar arasında yaşanan birçok mücadelenin temelinde bu emeller vardır. İlk ve Orta Çağ boyunca Mezopotamya, Nil Nehri boyunca Mısır, Çin, Avrupa, Orta Asya, Kuzey Afrika, Anadolu, Kuzey Karadeniz, Kafkaslar, İran’da egemen siyasi güçlerin hem kendi içlerinde hem de komşuları arasında kurulan ittifaklar ile yapılan savaşlarda hatta göçlerde yer alan sebep ya da amaç aynıdır. Hedef, ticaret yollarına sahip olmak daha çok kazanmak daha iyi yaşamaktır. Ticaret yolları yalnızca cazibe ve kazanç kapısı değildir aynı zamanda çok yönlü tehlike ve yıkım unsurlarını da beraberlerinde taşır örneğin; Göktürk Hakanı Bilge Kağan’ın 630-680 yıllarına ait halkının Çin esareti dönemi hakkında;

Çin milletinin sözü tatlı, ipek kumaşı yumuşak imiş, tatlı sözle, yumuşak ipek kumaşla aldatıp uzak milleti öylece yaklaştırmış… Çin milletinin tatlı sözüne, yumuşak ipek kumaşına aldanıp Türk milleti mahvoldun

şeklindeki tespiti bunun açık delilidir. Ticaret yolları askerî istila harekâtları, göçler, haçlı seferleri ve hastalıklar gibi istenmeyen olaylara da sahne olmuştur. 1346-1353 tarihinde Altınordu Devleti’nin merkezînden Avrupa’ya yayılan tahminen 20 milyon kişinin öldüğü Kara Ölüm (veba salgını) olumsuz gelişmelere ilginç bir örnektir.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s