Ağız Hijyeni Nedir? Ağız Temizliği Nasıl Yapılır? Kötü Kokuları Önleme

Ağız, anatomik ve fonksiyonel yapısı gereği vücudun diğer organlarından daha fazla dış etkene maruz kalabilmektedir. Sindirim sisteminin başlangıcı olan ağız boşluğu, kimyasal ve fiziksel etkenlerle devamlı temas hâlindedir. Dudak ve yanaklarla çevrilmiş olan ağız boşluğu; dişler, dil, damak, daha geride epiglottis (küçük dil), tonsillalar (bademcikler), yutak ile ağız boşluğu çevresindeki küçük yapıda ve dağınık olarak bulunan tükürük bezlerinden oluşmuştur. Ağız hijyeninde ağız boşluğunda bulunan bu anatomik oluşum veya organların temizliğine ve korunmasına dikkat edilmelidir. Ağız hijyeninin sağlanması gerekliliğini sağlık, sosyal ve psikolojik açıdan değerlendirmek mümkündür. Ağız sağlığına önem verilmesi kişinin sağlıklı beslenmesini, sağlıklı ve hoş görünmesini, ve sosyal açıdan da diğer insanlarla rahat iletişim kurmasını sağlar. Sağlıksız ve işlevini yapamayan dişlere sahip olan bir insan sağlıklı beslenemediği gibi hoş görünmeyen dişlere sahip olması dış görünüş olarak da kendisine olumsuz bir durum oluşturacaktır. Nitekim kişinin gülme ve konuşma eylemlerine yardımcı olan dudak, dil ve diş gibi organlar görsellik olarak da karşısında bulunan kişiyi rahatsız etmemelidir. Diş sağlığına dikkat edilmemesi sindirim sistemini olumsuz etkileyeceği gibi, kalp, böbrek, eklem gibi önemli organlarda da rahatsızlıklara sebep olabilir. Ağız sağlığına dikkat edilmemesi durumunda karşılaşılabilecek diğer önemli husus da ağız kokusudur. Ağız hijyeninde sağlıklı bir ağız boşluğuna sahip olunarak yapısal ve işlevsel bozuklukların giderilmesi ve enfeksiyonlardan korunması amaçlanır.

Ağız boşluğu içinde bulunan dağınık olarak yerleşmiş, anatomik olarak küçük olan tükürük bezlerinden salgılanan tükürük salgısı, alınan gıdaların ıslatılarak kolayca öğütülmesinde görevli olduğu gibi ağız boşluğunun pH oranını da dengede tutarak, dişlerin ve diğer yapıların korunmasını sağlar. Ayrıca ağız boşluğunun dışında, ama ağız etrafında yerleşim gösteren ve büyük tükürük bezleri olarak bilinen glandula submandibularis (çenealtı tükürük bezi), glandula sublingualis (dilaltı tükürük bezi) ve glandula parotis de (kulakaltı tükürük bezleri) ürettikleri tükürük salgılarını kanalları vasıtasıyla ağız boşluğuna boşaltırlar. Tükürük salgısı alınan gıdaları ıslatır, yumuşatır ve dişlerin gıdaları öğütmesine yardımcı olur. Bu görevinin yanında ağızdaki yiyecek artıklarının bakteriler için uygun ortam sağlamasına engel olur. Hatta kusma öncesinde bol miktarda salgılanarak ağız boşluğunun ve mukozasının zarar görmesini engeller. Tükürük salgısı ağız içinin nemli tutularak rahat konuşmanın sağlanmasına da yardımcı olur. Bezlerin salgı üretme görevini yapamaması veya salgının ağız içine akıtılamaması gibi durumlarda ağız boşluğunda tükürük salgısının işlevinde olan faaliyetler aksar. Ağız boşluğunda bulunan tükürük salgısı bu işlevleri ile ağız boşluğundaki yapıları, organları ve mukozayı korumaya çalışırken, kişisel yapılması gereken temizlik işlemleri ve hijyenik tedbirlerin aksatılması ile ağız sağlığı tamamen bozulur. Bu durumda önemli sorunlar ortaya çıkar. Fiziksel, kimyasal veya mikrobiyolojik faktörlerin etkisi sonucunda ağız sağlığının bozulması ile aşağıdaki durumlar gözlenebilir:

  1. Diş çürükleri,
  2. Diş eti iltihapları ve diğer diş eti sorunları,
  3. Ağız kokusu,
  4. Dil üzerinde bakteri üremesi,
  5. Ağızda görülebilecek yara, ülser, aftlar ve yanıklar.

Ağız kokusu, sosyal ve psikolojik açıdan kişinin kendisinde ve insanlarla etkileşiminde önemli sorunlara sebep olabilen bir durumdur. Ağızın direk içinden kaynaklanan ve başka sebeplerden dolayı oluşan kötü ve hoşa gitmeyen koku halitozis terimi ile ifade edilir. Ağız kokusu oluşum şekline göre patolojik ve fizyolojik olabilir.

Patolojik ağız kokusu; Ağız içinden kaynaklanan; diş çürükleri, diş ve diş eti hastalıkları, ağız mukozasındaki yaralar ve ülserler, yemek artıkları, dişlerin yanlış tedavisi ve tükürük salgısındaki azalmaya bağlı olarak gelişebilir. Ağız dışı nedenlerden kaynaklanan; özellikle burun (septum deviasyonu) ve sinuslarla ilgili sorunlarda, üst solunum yolu ve alt solunum yolu hastalıklarında ağız kokusu oluşabilir. Patolojik ağız kokusu kişisel ağız temizliği işlemleri ile belki tamamen giderilemez ama azaltılabilir. Özellikle kulak, burun ve boğaza ilişkin enfeksiyonlardan kaynaklanan kokunun giderilmesi için esas nedenin belirlenmesi gereklidir. Bunun için hekime başvurulması, nedenin belirlenmesi ve tedavinin yapılması gereklidir. Sorunun süreğen hâle gelmemesi ve daha ileri aşamalarda kronik diğer bazı hastalıklara sebep olmaması için erken dönemde tedavi edilmesi gereklidir.

Fizyolojik ağız kokusu; hastalık durumu ile alakalı değildir. Ağız hijyeninin sağlanması ile ilgili yapılan işlemlerle kolaylıkla giderilebilir. Sabah kalkınca hissedilen ağız kokusu (uyku esnasında tükürük salgısının azalmasına ve bazı artıkların ağızda toplanmasına bağlı olarak), özel kokulu gıdaların (sarımsak, soğan gibi) yenmesi ve sindirimi sonrasında, sigara ve alkolün ağızda kuruluğa sebep olmasına bağlı olarak gelişen ağız kokusu fizyolojik olarak sınıflandırılır. Ayrıca tükürük salgısının dilin kök kısmına yeterince ulaşamamasına ve yıkayıcı etkisini gösterememesine bağlı olarak bu bölgede gelişen bakteriyel üreme neticesinde de fizyolojik ağız kokusu gelişir. Ağız temizliğinin yeterince ve usulüne uygun olarak yapılmasıyla fizyolojik ağız kokusu engellenir.

Ağız sağlığını korumak ve yeterince hijyenik önlemleri almış olmak için aşağıdaki hususlara dikkat edilmelidir.

  1. Aşırı sıcak veya soğuk gıdalar tercih edilmemelidir.
  2. Ağız mukozasının tahriş olmasına izin verilmemelidir.
  3. Dişleri zedeleyici ve çürümesini kolaylaştırıcı, ağızda sert ve kabuklu yemişleri kırma, açma gibi eylemlerden uzak durmak gereklidir.
  4. Dişlerin sabah kahvaltısından sonra ve gece yatmadan önce olmak üzere günde en az iki kez usulüne uygun olarak fırçalanması gereklidir.
  5. Dişlerin fırçalanmasında kullanılacak macunun tartar önleyici özellikte olması, fluorid içermesi gereklidir.
  6. Günde bir kez diş ipi ile diş fırçasının yetişemediği kısımların temizlenmesi gereklidir.
  7. Ağızda protez ve kron köprü dişler varsa ara yüz fırçası kullanılmalıdır.
  8. Diş fırçaları asla ortak kullanılmamalıdır.
  9. Diş fırçalarının 3 ay süreyle değiştirilmesi gereklidir.
  10. Kullanılacak diş fırçalarının orta yumuşaklıkta kıl yapısına sahip olması, sapının arka
    kısımdaki dişlere rahat ulaşabilecek ve elle tutulabilecek uzunlukta olması gereklidir.
  11. Çok aşırı şekerli gıda tüketiminden kaçınılmalıdır. Eğer yenildiyse dişler fırçalanmalı, fırçalamak hemen mümkün değilse ağız iyice çalkalanmalıdır.
  12. Asitli gıdaların yenmesi veya içeceklerin içilmesinden sonra ağzın çalkalanması gereklidir.
  13. 6 ayda bir kez diş hekimine gidilmeli, doktor tavsiyesi ile gerekli ise diş taşı temizliği yaptırılmalıdır.
  14. Ağız kokusu ile ilgili sorunlar varsa sebep olan esas nedenin belirlenmesi ve tedavi
    olunması gereklidir.
  15. Sigara dumanı ağız içi dengesini bozarak ağızda anaerobik mikroorganizmaların üremesine ve diş eti enfeksiyonlarının sıklıkla görülmesine sebep olur. Nikotinin tükürük salgısını azalttığı bilinmektedir. Tükürük salgısının azalması ağız kuruluğuna, dolayısıyla ağız kokusu, diş ve diş eti üzerinde bakteri plaklarının kolaylıkla şekillenmesine sebep olur. Diş eti çekilmesi, dişler üzerinde (özellikle arka kısımlarda) koyu kahverenkte hoş olmayan lekeler oluşturması, damakta iltihabi oluşumlar, diş eti hastalıklarına yatkınlık, kötü ağız kokusu, ağızda mukozal lezyonlar, ağız ve dudak kanserine sebep olması nedeniyle sigara kullanılmamalı, kullanılıyorsa hemen bırakılmalıdır (burada sadece ağız boşluğuna verdiği zararlar yazılmıştır).
  16. Ağız kuruluğu, tad alma duyusunda azalma, ağız kokusu, ağız içi enfeksiyonlarına, diş ve diş eti hastalıkları ve ağız kanserine neden olmasından dolayı alkol kullanılmamalı, kullanılıyorsa bırakılmalıdır.
  17. Ağız içi temizliğinin sağlanması amacıyla antimikrobiyal madde içeren sıvılarla ağız gargara yapılabilir. Fakat yapılacak ağız gargarasında kullanılacak sıvının ağız normal mikroflorasını bozabilecek nitelikte olmamasına ve uzun süreli kullanılmamasına dikkat edilmelidir.
  18. Elma, havuç gibi meyve ve sebzelerin tüketilmesi dişlerin mekanik olarak temizlenmesine ve diş etinin korunmasına yardımcı olur.
  19. Diş ve diş etinin korunması, ağızda aft, yara, ülser gibi mukozal sorunların olmaması için sağlıklı ve dengeli beslenmeye özen gösterilmelidir. Besin ögelerinden yeterince alınacak şekilde beslenmeye dikkat edilmelidir. Kalsiyum, fosfor ve flor içeren besinlerle dengeli beslenme programı yapılmalı ve bu programa uyulmalıdır.
  20. Gazlı içecekler ve aşırı şekerli yiyecekler dişlerin çürümesini kolaylaştırır. Çok tüketilmesinden kaçınılmalıdır.
  21. Ağız hijyeninin sağlanmasında hekim tavsiyesi alınması, en az 6 ayda bir doktor muayenesine gidilmesi gereklidir.

Dişlerin, diş etlerinin korunması için dişlerin doğru teknikle ve yeterli sürede fırçalanması gereklidir. Dişlerin fırçalanması ile dişlerin üzerinde oluşan bakteri plakları uzaklaştırılır. Bu şekilde dişlerin çürümesi engellenir. Diş çürükleri dişte farklı derecelerde görülen harabiyet olgusudur. Kendi kendine iyileşmesi mümkün değildir. Çürüyen dişlerin diş hekimlerince muayene edilerek, tedavi için en uygun yolun seçilmesi gereklidir. Dişlerin çürümemesi, diş eti rahatsızlıklarının olmaması için dişlerin fırçalanması gereklidir. Fırçalama işleminde uygun diş fırçası kullanmanın yanı sıra kullanılacak macunun özelliği ve fırçaya konulacak miktarı ile dişlerin fırçalanma usulü çok önemlidir. Dişler fırçalanırken dikkat edilmesi gereken hususlar ve diş fırçalama tekniği aşağıda bildirilmiştir.

  1. Fırça üzerine macun konulmadan önce ıslatılmamalıdır.
  2. Fırça üzerine nohut büyüklüğünce macun konulmalıdır. Çok daha temiz fırçalama işleminin yapılacağı düşüncesiyle fazla miktarda macun konulması doğru değildir.
  3. Diş fırçalama işleminde fırça dişlere çok fazla bastırılmamalıdır. Diş fırçalama işleminde fırçanın faal bir şekilde çalışan kısmının uç kısımları olduğunun unutulmaması gereklidir.
  4. Diş fırçalama işlemine üst dişlerin ve alt dişlerin dış yüzeyleri ile başlanmalıdır. Daha sonra iç yüzeyleri fırçalanmalıdır.
  5. Dişlerin çiğneyici yüzeyleri fırçalanmalıdır.
  6. Dil fırçalanmalıdır.
  7. Fırçalama işleminde fırça dişlere 45 derece açı ile yerleştirilmelidir.
  8. Fırçanın kılları diş eti ve dişlerin birleştiği kısma temas etmelidir.
  9. Dişlerin dış yüzeyleri fırçalanırken diş fırçası 2-3 dişi içine alacak şekilde ayarlanır ve arkaya ve öne doğru yuvarlak hareketler yapılarak, diş etinden dişe doğru fırçalama işlemi yapılır. İşlem daha sonraki 2-3 diş için de tekrar edilir.
  10. Dişlerin iç yüzeyleri de dış yüzeylerinde olduğu gibi fırçalanır.
  11. Ön dişlerin arka kısımları fırçalanırken fırça dik bir şekilde tutulur. Fırçanın yarısının ön kısmı kullanılarak yukarı ve aşağı hareketlerle fırçalama işlemi yapılır. Alt ve üst ön dişler bu şekilde fırçalanır.
  12. Dişlerin çiğneyici yüzeylerinin fırçalanmasında, fırça çiğneyici yüzey üzerine konulur. İleri ve geri fırça hareketleri ile fırçalama işlemi yapılır.
  13. Dişlerin fırçalanma işlemi bittikten sonra dilin yüzeyi ve kök kısmı diş fırçası ile fırçalanır. Dilin fırçalanması ağız kokusunun oluşmasını önler.
  14. Dişlerin fırçalanma işlemi 2-3 dakika sürdürülmelidir.
  15. Fırçalama işlemi bittikten sonra ağız iyice yıkanır.
  16. Fırça iyice yıkandıktan sonra kuruması için açık bir şekilde bırakılır. Islak bir şekilde muhafaza kutusuna yerleştirilmez.

Dişlerin fırçalanması ile birlikte dişlerdeki artıkların uzaklaştırılması amacıyla diş ipi ve diş çatalları da kullanılır. Bunun için 40-45 cm uzunlukta diş ipi kullanılır. İpin her iki ucu iki elin orta parmaklarına dolanır (Şekil 3. 2.). Üst dişler temizlenirken başparmaklarla bastırılarak ip dişlerin arasına sokulur. Alt dişlerin arasını temizlemek için de işaret parmaklarla ip bastırılır. Diş ipi kullanılırken diş etinin kesilmemesine dikkat edilmelidir.

Bir Cevap Yazın