Plevne Müdafaası Hakkında Detaylı Malumat ve Gazi Osman Paşa

Türk-Rus Savaşı | Plevne Savaşı Hakkında Detaylı Malumat | Plevne Müdafaası ve Gazi Osman Paşa Hakkında Detaylı Bilgiler

Türk – Rus Savaşı | Tarih: 1877

Türklerin ve Rusların yaptığı savaşlarda göz önüne almamız gereken bir durum vardır. Türk-Rus savaşlarının olduğu bu yoğun dönemde Türkler en kötü devrini yani çöküş devrini, Ruslar ise yükseliş devrini yaşamaktaydı. Ancak tüm bunlara rağmen Türkiye ile Rusya arasındaki savaşlar çok çetin geçmiştir ve Türkler Rusları bir hayli zorlamıştır.

Rusya o dönem gelişebilmek için Osmanlı’ya ait sıcak denizlere inme politikasını yoğun bir şekilde izlemiş, ardından gelenler de bu politikayı devam ettirmişlerdir. Aynı zamanda o dönem Rusya Pan-Slavizm amacını da güdüyordu. Bu da Slav kökenli olanları bir arada toplamak ve Balkanlardaki Sırp, Bulgar, Karadağlı insanları da isyana sürüklemekteydi. Asıl amaç Osmanlı’yı yıpratmak ve parçalamak ve Balkanlarda kendi hakimiyetini kurmak idi. İşte 19. yüzyıl sonlarında Rusya artık planlarını harekete geçirme vaktinin geldiğini düşünür ve büyük Çarları Petro’nun vasiyetini uygulamaya koyar. Deli Petro vasiyetinde İstanbul’un Rus şehri olmasını ve Türkiye’nin parçalanmasını istemiştir.

Ruslar Deli Petro’nu vasiyeti ışığında hareket ederek ilk olarak Balkan halklarını kendi çıkarları doğrultusunda kışkırtır. Balkan halkları da isyan eder. Osmanlı İmparatorluğu bu isyanları bastırmakta güçlük çeker. Eğer Osmanlı Türkiye’sini yönetenler vizyon sahibi olsaydı Ruslar Orta Asya’da mutlak güç olmadan önce Osmanlılar bOrta Asya Türklerini kendi sancağı altında toplardı. Ruslar ırk davası güderken, Slavları tek sancak altında toplamaya çalışırken Osmanlılar ise tam tersine ırk davası gütmedi ve içindeki azınlıkların da ihanetine uğradı. Türklerin olmadığı Osmanlı Topraklarında çok kanlı isyanlar çıktı. Türk olmayanlar ticaret yapıp zenginleşirken Türkler ise İmparatorluğu ayakta tutmak için kan verdi, canından oldu, sakat kaldı.

31 Mart 1877’de 6 devlet Londra’da bir araya gelir. Bunlar, Birleşik Krallık, Fransa, Almanya, Avusturya-Macaristan, İtalya ve Rusya’dır. Bu devletlerin bir araya gelip rapor hazırlarlar. Bu metin, Londra Protokolü olarak geçmektedir. Bu metin meclis tarafından reddedilince, zaten çoktan işaret edilmiş savaşın sebebi olarak görülmüştür.

Londra Protokolü reddinden sonra Rusya, ülkesinde genel seferberlik ilan etmiştir. Artık tüfeklerin konuşacağı süreç başlamış.

Osmanlı Ordusunun Asker Mevcudu:

Balkanlarda: 309.800,

Anadoluda: 101.100

Geri kalanlar da imparatorluğun çeşitli yerlerine dağılmıştır.

  • Orduda cephane yeterli lakin, taşıt ve sağlık personeli çok yetersiz. Bu durum, ordunun kuvvetini azaltmış.
  • Buna rağmen kara kuvvetlerimiz o dönem dünyanın en büyük 4. ordusuydu (ilk üçü, Almanya, Rusya ve Fransa idi.). Ordumuz silahlarla donatılmış idi.
  • Donanmamız ise, Dünyada İngiltere ve Fransa’dan sonra 3. en iyi donanma idi.
  • Bu dönem Türk ordusundaki kumandanlar arasında çirkin rekabet olmuştur. Bu ferdiyetçi sebeplerden ötürü savaşın kaybedilmesine göz yumulmuş.

Rus ordusunun asker mevcudu:

– Batıda 250.000

Doğuda 160.000

Romenlerin katılımı ile (60.000)

Haliyle toplamda 470.000

  • Sonunda Osmanlı Ordusu savunma savaşı yapma kararı almıştır. 2 savunma hattı bulunmaktadır. Bunlardan ilki Tuna Nehri, ikincisi de Balkan Dağlarıdır.
  • Osmanlı Kuvvetleri maalesef çok dağınıktır ve toplu olmaları zordur.
  • Rusların planı ise Türk kuvvetlerini ikiye bölmek için ayrı kollardan ilerlemektir. (Edirne yönleri, Tuna)
  • Rusya’nın bu planı için Romanya’ya ihtiyacı vardı çünkü, bu plan için Romanya’dan geçmesi gerekiyordu.
  • Romanya savaştan önce hükümetten bağımsızlık istemiştir ve reddiye olmuştur.
  • Romen ordusu ise bunun uğruna kendi düşmanları olan Rusya’nın yanında savaşta yer almıştır.
  • Savaş, Balkanlarda; Harbin idare merkezi ise, İstanbul’dur.

Osman Paşa, Didim’de iken harbin ilanını bildiren telgraf gelir. Paşa derhal Erleri ve Subayları toplar. Bir grup er öne çıkar ve içlerinden biri şu sözleri söyler:

Şimdiye kadar gözlerimiz bu düğün bayramı bekledi. Okunan fermanla bize bu mutlu gün müjdelendi. Muharebeyi kazanmak çokluğa azlığa bakmayıp kumandanın askerine, askerin de kumandanına olan güveniyle az askerin, nice büyük orduları bozguna uğrattığını atalarımızdan öğrendik. Size de Sırp Muharebesi’nden olan güven ve sevgimiz devam etmektedir. Bunun için babalarımızın kanıyla yoğurulmuş olan vatanın bir karış toprağında bin baş ezerek düşmanı bu topraklara bastırmayacağımızı padişahımıza duyurarak, muharebeye gelmek zahmetini kendilerine çektirmeyeceğimizi hürmetlerimizle bildiriniz.

Osmanlı – Rus savaşı başladığı zaman telgraf görüşmelerinde Paşa’ya ne yapacağı sorulmuştur. Paşa’nın planı balkan geçitlerini tutmak idi. Niğbolu’daki kuvvetlerle birleşip Ruslara taarruz etmek hedefindeydi. Ancak bu plan 2 gün gecikerek onaylanmıştır. Tabii bu süreçte plan da gecikme – istihbarat eksikliğinden kaynaklı suya düşmüş, üstüne bir de bundan faydalanan Ruslar, Plevne’ye kadar ilerlemişlerdir.

Savaşın kötü gidişinin çeşitli nedenleri vardır. Bunlar:

  • Batı Cephesindeki kumandanlar arasında bir birliğin sağlanmaması,
  • Kimsenin kimseye bilgi vermemesi,
  • Paşalar arasındaki kıskançlık
  • Kıskançlıkların, savaşı kaybetmeye razı olacak kadar fazla olması gibi nedenler.

Tüm bunlar, vatan sevgisinin nasıl çöktüğünü kanıtlar niteliktedir.

Bu esnada Şıpka geçidini de geçen Ruslar, önüne gelen her müslümanı kana boğarlar. Köylerdekiler, büyük üzüntüyle evlatlarını da alarak köylerden uzaklaşırlar.

Osman Paşa’ya ileri harekat emri verilir. Askerlerimiz büyük bir derya halinde ilerler. Türkler 150 kilometrelik uzun yürüyüşe başlar. Paşa Plevne’ye ilerlerken, iki felaket fark edilir. Niğbolu elden çıkmıştır. Niğbolu kahramanca bir mukavemetten sonra 16 Temmuzda düşmüştür. Osman Paşa ve askerleri 150 km’lik yolu 7 günde alırlar. Erlerin %10’u maalesef şehit oldu.

20 Temmuz sabahı saat 5.00, düşmanın atış sesleri duyulur! Erler tüm yorgunluklarına rağmen var güçleriyle savaşmışlardır. Sağ kanat erlerimiz (sağ kanat komutanı ve yardımcısı) yaralanmadan ötürü geri çekilmiştir. Kumandanın çökmesi erleri yıldırmıştır. Doğu cephesinde orduyu komuta eden Osman Paşa yaveri Talat Paşa beye şu fermanı verir:

”Muharebe hattına git. Tabut kumandanlarını bul! Derhal askerlerini toplayıp düşmana yeniden hücum ederek eski mevzilerini alsınlar. Geri çekilenlere asla merhamet etmesinler. Şunu da söyle ki; eğer emirlerimi harfi harfine yapmazlarsa, karargah bataryalarını onların üzerlerine doğrultur ve onları iki ateş arasında bırakırım!

PLEVNE ARTIK BİR İLÇE DEĞİL KANDAN, ŞANDAN BİR ANITTIR!

Bu fermandan sonra çok iyi bir savunma gerçekleşmiştir. I. Plevne Zaferi KAZANILIR

Plevne’de destana imza atanlar işte bu Erler idi! Çarı ağlatan dünyanın bakışını bu adı sanı duyulmamış küçücük ilçeye çevirten bu Erler idi! Yiyecekleri olan son buğday tanesini sonuna kadar tüketen bu Adsız Kahramanlar idi! Ruhunuz Şad Olsun!

Plevnede Rusları Çivileyen Osman Paşa Kimdir?

Osman Paşa 1837’de Amasya’da doğmuştur. Ailesiyle, babasının işi vesilesiyle İstanbul’a yerleşmişlerdir. Sırasıyla Sıbyan mektebine (ilkokuluna) daha sonra da, Beşiktaş Askeri Rüştiyesinde okur. 20 yaşında teğmen olmuş ve okulunu 2.lik derecesiyle bitirmiştir. Kırım harbinde gösterdiği başarıdan ötürü rütbesi üsteğmenliğe, ondan sonra da yüzbaşılığa terfii etmiştir. Daha sonra da Kolağalığına getirilmitşir. Harita Çizim çalışmalarına katılmıştır. Binbaşı Rütbesiyle Lübnan’da çıkan isyanı bastırmada görevlendirilir ve isyanı başarıyla bastırır.

Zategül Hanım ile evlenmiş, 4 tane evladı olmuştur. Evlatlarının isimleri, Nureddin, Kemaleddin, Cemaleddin, Hüseyin Abdülkadir’dir. En büyük oğulları Nureddin ve Cemaleddin Padişah II. Abdülhamid’in iki kızları olan Naime Sultan ve Zekiye Sultan ile evlenmişlerdir.

Girit’teki isyanı da üstün bir başarıyla bastıran Osman Paşa’nın rütbesi Albaylığa terfii ettirilmiştir. Kendisine Mecidiye Nişanı verilmiştir.

Yine Yemen isyanlarının bastırılmasındaki başarılarından ötürü Tuğgeneralliğe yükseltilmiştir.

Yine Manastır ve Yenipazar’da başarılı tümen komutanı olarak çalışmalarından sonra, Tümgeneral rütbesi almıştır.

İstanbul Merkez Komutanlığı, İşkodra Komutanlığı, Bosna Komutanlığı, Erzurum 4. Ordu Kurmay Başkanlığı, bugün Sırbistan’da bulunan Niş Komutanlığı ve de Plevne yakınlarında (bugün Bulgaristan Sınırları içinde bulunan) Didim Komutanlığına getirilir. Burada da Dünya’ya Gazi Osman Paşa ve Plevne Destanını yazılmıştır!

Yaveri İsmail Hakkı Pekcan hatıralarında Gazi Osman Paşa’yı şu şekilde anlatmıştır.

Uykusu hemen hemen yok gibiydi. Bu kadar yanında bulundum, bir gün uyukladığını görmedim. Hele vazife başında çok ciddi idi…… Vazifede dikkatsizlik, hele ihmal gibi şeylere tahammülü katiyyen yoktu…… Mahiyetindekilerle hiçbir zaman laubali olmaz, hususi konuşmalar yapmaz, daima resmi olurdu.

Gazi Osman Paşa, donanımlı bir asker imiş. Fransızca, Arapça ve Farsça biliyordu. Maneviyatına çok önem verir, yapamayacağı vaadlerde bulunmaz imiş.

Plevne Muharebesi devrin en mühim savunma savaşı olarak nitelendirilmiş. Gazi Osman Paşa’nın yaptığı istihkamlar incelenip Avrupa Harp Akademilerinde bizzat okutulmuştur.

Bir Cevap Yazın