Radyasyon/Radyo Etkin Maddeler

Çevredeki radyoetkin madde kirliliğinin en önemli kaynaklarını nükleer denemeler, nükleer kazalar, nükleer sızıntılar ve nükleer silah kullanımı sonucu oluşan nükleer kirlilik oluşturur. Çeşitli hava hareketlerinin yardımı ile bu kaynaklardan yakın ve uzak çevreye yayılan maddeler bitkileri, tarım ürünlerini, meyveleri ve suları kirletirler; böyle yerlerde otlayan veya yaşayan hayvanların (su canlıları da dahil) veya insanların vücuduna girerler. Ayrıca, bu hayvanlardan elde edilen gıda maddeleri aracılığıyla da tüketicilere geçerler.

Özellikle nükleer sızıntı ve kazalar olmak üzere, yakın ve uzak çevredeki radyoetkin madde kirliliği normalin binlerce katına çıkabilmektedir. Teorik olarak nükleer enerjiyle elektrik üretiminin, fosil yakıtlarının yakılmasıyla elde edilen edilen elektrikten daha ucuz ve daha temiz olduğu ileri sürülebilir.

Ancak normal işlemlerle nükleer atıkların taşınması ve depolanması sırasında radyoetkin maddelerin küçük miktarda salıverilmesine ilave olarak Çernobil (Ukrayna) ve Fukushima (Japonya) gibi kazalarda da görüldüğü gibi çok miktardaki radyasyonun çevreye kazara salınması da söz konusudur. Fukushima felaketinin bilançosu henüz tam anlamıyla ortaya konulamamış olmasına rağmen, 1986’da Çernobil’deki reaktörde oluşan patlama ve yangın, radyasyon zehirlenmesi nedeniyle 203 kişinin hastanelik olmasına ve 47 kişinin ölmesine neden olmuştur. 2004 yılında da bölgede yaşayan 9 çocuk tiroit kanserinden ölmüştür. Kısa ve uzun ömürlü radyoizotopları içeren nükleer atıklar Kuzey-Doğu Avrupanın geniş bir alanına yayılmış ve bu kazadan kaynaklanan radyasyon maalesef kuzey yarım küre boyunca taşınmıştır. Tahminlere göre kanser oranlarında %2 artış olmuş ve bunun da yaklaşık 4000 kişinin daha ölmesine neden olabileceği ileri sürülmüştür. Kuşlar, küçük memeliler ve balıklardaki somatik ve germ hücre mutasyonları anormal fenotipik karakterleri daha yaygın hale getirmiştir.

Bir Cevap Yazın