Yazılı Kompozisyon ve Yazının Önemi

İnsanlığın binlerce yıllık geçmişinde söylenmemiş söz kalmadığını anlatır güneş altında söylenmemiş söz yoktur deyişi… Tarihin çeşitli zaman dilimlerinde yaşanmış benzer olaylar karşısında aynı sözler söylenmiş olabilir, ancak bunlardan yazıya geçirilenler insanlığın belleğinde yer tutar. Yazıya geçirmede kullanılan kelimeler, insanoğlunun yüzyıllardır yararlandığı temel iletişim aracıdır. Kelimeleri; ihtiyaçlarımızı, anlatmak istediklerimizi anlatırken sözel olarak kullanmak ve düşüncelerimizi bu şekilde birine aktarmak hem kolay hem de hızlıdır; ancak, işin içine yazı girdiği zaman bu iletişim biraz daha karmaşık bir hâl almaktadır.

Yazının Önemi

Yazı, insanlık tarihinin en büyük ve en önemli buluşudur. Yazı sayesinde insanlık belleği ölümsüzleşmiş, binyılların bilgi birikimi yazıya geçirilerek insanlığın ortak paydası hâline gelmiştir. Yazıya dönüşmüş her bilgi, her düşünce, her duygu bütün insanlığın yararlanmasına sunulmuş demektir. Sözlü olarak anlatılan düşünceler, duygular da yazıya aktarıldığında kalıcılaşır. Söz uçar, yazı kalır (Latince verba volant, scripta manent), bu açık gerçeği ortaya koymaktadır. Günümüzde ses ve görüntü kayıt olanaklarıyla sözlü ürünler de artık geleceğe ulaştırılabilmektedir. İnsanlar deneyimlerini, düşüncelerini, duygularını paylaşarak, kendisinden sonraki kuşaklara aktararak hem yerel hem ulusal kültür değerlerine hem de evrensel kültüre katkıda bulunurlar.

Yazmak, insana özgüdür ve belirli bir bilgi birikimine, duygu yoğunluğuna ulaşan kişiler için insani bir gereksinimdir. Gündelik yaşamda dilekçe, öz geçmiş, rapor, seminer, teklif mektubu gibi yazıları işi gereği yazan insanoğlu; çeşitli konulardaki görüşlerini, deneyimlerini deneme, günlük, makale; hayal ve duygularını şiir, öykü, roman gibi ürünlerle yazıya döker.

Bir Cevap Yazın