Liberalizm ve Özel Tekelcilik

Bazen bir tekel (yahut oligopol)in ortaya çıkışı, rekabetin arzu edilir bir sonucu bile olabilir; yani rekabet, şimdilik, bir tekele yol açtığında elinden gelenin en iyisini yapmış olacaktır. Her ne kadar, daha sonra ele alacağımız özel bir durum dışında, bir tekel eliyle yürütüldüğü için üretimin daha etkili olması mümkün değilse de, üretim genellikle özel bir sebepten dolayı mevcut diğer girişimlerden daha etkin olan bir girişim tarafından daha etkili bir biçimde çekip çevrilecektir. Bu, tekelci durumları himaye etmek ya da korunmalarına yardım etmek üzere bir meşruiyet sağlamakla birlikte, -durumlarını yalnızca müşterilerine başka birisinden daha iyi hizmet ederek sürdürdükleri ve daha iyisini yapabileceğini düşünenlerin bunu yapmasını engellemedikleri sürece- tekellere sadece müsamaha göstermeyi değil, fakat tekelci durumlarını sonuna kadar kullanmalarına bile izin vermeyi arzuya şâyân kılmaktadır. Herhangi bir üretici başka birinin yapabileceğinden daha düşük maliyete üretebildiği ve başka birinin satabileceğinden daha düşük fiyatlardan satabildiği için tekelci bir pozisyonda bulunduğu sürece, başarmayı ümit edebileceğimizin hepsi işte budur.

Böyle bir durum pek çok insana itiraz edilebilir görünsede, bu esasen tekel kelimesinin bir imtiyaz teşkil ettiği şeklindeki yanlış iması yüzündendir. Fakat tek bir üreticinin (veya birkaç üreticinin), talebi başka hiç bir kimsenin karşılayamayacağı fiyatlarda karşılayabileceği çıplak gerçeği, ötekilerin aynısını yapmaya muktedir olamayışları (bunu) denemelerinin engellen mesinden dolayı olmadığı sürece, bir imtiyaz oluşturmaz. Ayrıcalık terimi meşru bir biçimde ancak, şartların bazılarına sunup diğerlerine sunmadığı nesnel bir imkân için değil, özel emirle (privi-legium) tevdi edilen, başkalarının sahip bulunmadığı bir hakkı tanımlamak için kullanılır.

Tekel, kelimenin tam anlamıyla imtiyaza dayanmadıkça, insanların başkalarından daha iyisini yapmaya çalışmasının engellenmesine bağımlı olduğu zaman, gerçekten de her zaman itiraz edilebilir durumdadır. Fakat bizim bu bölümde bahsettiğimiz tekel veya oligopoller böyle bir ayırımcılığa dayanmazlar. Onlar, insanların ve şeylerin tamamen benzer olmadıkları ve onlardan bir kaçının ya da hatta sadece birinin diğerleri üzerinde bazı avantajları haiz olacağı gerçeğine dayanır. Böyle kişi ya da kurum lan hemcinslerine, başka herhangi bir kişinin yapabileceğinden daha iyi hizmet etmeye nasıl teşvik edeceğimizi biliyoruz. Fakat onları kamuya her zaman, yapabilecekleri kadar iyi bir şekilde hizmet ettirmek için bir vasıtaya malik değiliz. Tekel konusunda halihazırdaki konuşmalarda genellikle çarpıtılan ve hatırlamamız gereken esas nokta, zararlı olanın bizatihi tekel değil fakat sadece rekabetin engellenmesi olduğudur. Bunlar aynı şey olmaktan öylesine uzaktırlar ki, tamamen üstün bir performansa dayanan bir tekelin bütünüyle övgüye lâyık bulunduğu tekrarlanmalıdır.

Ahlâken yanlış olanın lekel değil, sadece rekabetin engellenmesi (ve tekele yol açsın ya da açmasın bütün rekabeti engelleme çabaları) olduğu hususu, bütün çalışma tekeli rekabetin zorla bastırılması yüzünden ileri geldiği halde, girişim tekelinin epey bir kısmının daha iyi performansın sonucu olduğunu unutarak bütün teşebbüs tekeline karşı ateş püskürmek suretiyle tarafsızlıklarını göstermeleri gerektiğine inanan liberaller tarafından özellikle hatırlanmalıdır. Rekabetin benzer bir şekilde önlenmesine dayanması halinde, iş tekelleri gibi girişim tekeli de tekdire müstahaktır ve onlar gibi önlenmesine gerek vardır vc bu tekelle sert bir şekilde uğraşılmalıdır. Fakat ne tekelin varlığı ne de bizatihi büyüklük ekonomik ya da ahlakî sebeplerle sakıncalıdır yahut rekabetin önlenmesini amaçlayan herhangi bir eylemle karşılaştırılabilir.

Fakat, tekelcinin ayırımcılık yapma gücü belirli birey ya da şirketlere zor uygulamak için kulanılabileceğinden ve rekabeti istenmeyen bir tarzda sınırlamak için kullanılması muhtemelen olduğundan, bu güç kesinlikle uygun davranış kurallarıyla engellenmelidir. Belli bir piyasa davranışını uygulamaya niyetlenen amaçlı ayırımcılık kesinlikle yasaklanmalıdır. Mamafih bunun, yalnızca bir tazminat iddiasının temelinden ziyade cezaya müstahak bir suç yapılmak suretiyle etkili bir şekilde başarılıp başarılamayacağı şüphelidir. Başarılı bir biçimde ileriye gitmek için burada gereken bilgi, herhangi bir otoritenin sahip olabileceği türden bir bilgi değildir.

Friedrich von Hayek; Hukuk, Yasama ve Özgürlük: Özgür Bir Toplumun Siyasi Düzeni, ss. 110-128

Bir Cevap Yazın