Bu geminin adı, tam da gücüne yakışır şekilde: Pyxis Ocean. Ancak onun hikayesi sadece büyüklükle ilgili değil, denizciliğin yüzlerce yıl sonra rüzgâra geri dönüşüyle ilgili.
Pyxis Ocean, aslında modern, dev bir dökme yük gemisi. Kömür, tahıl, maden gibi yükleri taşıyan, normalde tamamen dizel motorlara bağımlı bir gemi. Ama onu diğerlerinden ayıran, güvertesine sonradan takılan o devasa eklentiler: WindWings (Rüzgâr Kanatları).

Bunlar bildiğimiz kumaş yelkenlere benzemiyor. Alüminyum ve kompozit malzemeden yapılmış, yaklaşık 37 metre yüksekliğinde, katlanabilir, sert kanatlardır. Bir gökdelenin mini bir kanadı gibi düşünebilirsiniz. Bir mürettebat üyesi düğmeye bastığında, bu kanatlar otomatik olarak açılıyor ve rüzgârı yakalamaya başlıyor.
Pyxis Ocean’ın bu kanatlara sahip olması, onu dünyanın en büyük yelkenli kargo gemisi yapıyor. Ancak amaç romantizm değil, tamamen para ve çevre. Bu dev kanatlar sayesinde gemi, rüzgârın gücünden yararlanarak dizel tüketimini ve dolayısıyla yakıt masraflarını %30’a kadar azaltmayı hedefliyor.
Bu gemi, denizcilik endüstrisinin geleceğe dair bir denemesidir. Binlerce yıldır rüzgârla hareket eden gemiler, buharlı motorlarla unutulmuştu. Pyxis Ocean, eski bir bilgeliği alıp, yüksek teknolojiyle birleştirerek deniz taşımacılığının daha yeşil, daha ucuz ve daha akıllı olabileceğini kanıtlamaya çalışan, sessiz bir devrimcidir. O, gelecekteki okyanus taşımacılığının nasıl görüneceğine dair bir ipucu veriyor.