
Geçtiğimiz haftasonu bilindiği üzere YKS sınavlarının her iki oturumu da gerçekleşti. Cumartesi günü gerçekleşen TYT Sınavı da acayip sorularıyla kendini konuşturdu. Ben de MilitaryScientistt adlı yazar olarak bu sınava girdim ve inanılmaz anlamsız sorularla karşılaştım. Bu soruları hazırlayanların kendileri bu sürede çözebilir miydi? Diye sormadan kendimi alıkoyamıyorum. Bence bunun cevabı tabi ki çözemezlerdi. Ama utanmadan soruyorlar.
Ben derslere göre ayırdım bu soruları sizlere. Unuttuklarım varsa hatırlatabilirsiniz.
2026 TYT’de Öğrencileri En Çok Zorlayan Bir Acayip Sorular
TYT TÜRKÇE
1 – TİRİL TİRİL SORUSU
Üzerimde tiril tiril (yeni) bir ceketle üşüyerek bekliyordum durakta. I Üstelik kılıksız, üstü başı (giysileri) perişan bir adam ağzında bir şeyler geveleyerek II yamacıma (yanıma) gelmesin mi? Tramvay hâlâ ortalıkta görünmüyordu, belli ki bir III süre daha gelmeyecekti. Gideyim de bari (hiç değilse) karşıdaki pastanede bir ıhlamur IV içeyim diye düşündüm. Elimi cebimden çıkarıp iki adım attım ki adam önüme geçti. Biraz tedirgin oldum (huzurum kaçtı). Savunma pozisyonu aldım. Adam sakin bir V sesle “Paranız!” dedi. Bense hiç düşünmeden “Hayır!” dedim. Adam tekrar söze girdi: “Paranız!.. Galiba paranız düştü.”
Bu parçada numaralanmış sözlerden hangisinin anlamı parantez ( ) içinde verilen açıklamayla uyuşmamaktadır?
A) I B) II C) III D) IV E) V
(Açıklama: “Tiril tiril”, kumaşlar için ince, dökümlü ve tirşe anlamlarına gelir; “yeni” anlamına gelmez.)
2 – LOKAL UYKU SORUSU
İnsanlar sizin ya uyanık ya da uykuda olduğunuzu düşünürler. Hâlbuki gözleriniz açık, etrafınıza bakarken bile farkında olmadan “lokal uyku” denen bir hâle geçebilirsiniz. Bu, beynin bir kısmının uyanık, bir kısmının uykuda olduğu bir durumdur. Lokal uykudayken uyanık ve zihnen yeterli olduğunuzu sanırsınız ancak değilsinizdir. Uyanık görünürsünüz fakat beyninizin bazı kısımları uykuda olduğu için idrakiniz sekteye uğrar. Bu hâldeki insanlar bazen gözlerinin önünde duranı dahi göremezler.
Bu parçada lokal uykuyla ilgili aşağıdakilerin hangisine değinilmiştir? A) Yorgunluk hissi uyandırdığına B) Karar verme sürecini yavaşlattığına C) Zihni çalışamaz duruma getirdiğine D) Algılamada kesintilere yol açtığına E) Çevrede olanlara merakı azalttığına
Metinde geçen “idrakiniz sekteye uğrar” (idrak = algılama, sekteye uğramak = kesintiye uğramak) ve “gözlerinin önünde duranı dahi göremezler” ifadeleri, lokal uykunun algılamada kesintilere yol açtığını doğrudan gösterir.
3 – DEVE BEDEVİ SORUSU
Bir bedevi çölde ilerlerken kendisine çaresizlik içinde el sallayan bir adam görür. Devesini hemen ona doğru sürer. Oldukça bitkin görünen adam, cılız bir sesle ancak “Lütfen biraz su!” diyebilir. Bedevi, devesinden atlayıp matarasına yöneldiği sırada adam büyük bir çeviklikle deveye biner ve uzaklaşmaya başlar. Bedevi, şaşkın bir şekilde adamın arkasından bakar ve ona şöyle seslenir: “Tamam, devemi aldın fakat senden bir ricam var. Bu olayı, yaşadığın sürece kimseye anlatma!” Bedevinin, devesinden çok bu olayı başkalarının duymamasını önemsemesi adamı meraklandırır. Deveyi durdurur ve bedeviye bu isteğinin nedenini sorar. Bedevi şöyle yanıtlar: “İnsanlar bu olayı duyarlarsa bir daha asla çölde muhtaç kalmış birine yardım eli uzatmazlar.”
Bu parçada vurgulanan düşünce aşağıdakilerin hangisidir?
A-) Sana kötülük edene bile daima iyilikle karşılık ver.
B-) Her durum ve koşulda insanlıktan ümidini kesme.
C-) Sosyal uyumun karşılıklı saygıdan geçtiğini unutma.
D-) İnsanlara dürüst davranmayı öğütlemekten vazgeçme.
E-) Toplumsal dayanışmayı kendi önceliklerinden üstün tut.
4 – UZAY SORUSU
“Yer çekimi olmasaydı vücudunuz buna nasıl tepki verirdi?” sorusuna cevap bulmak amacıyla yola çıkan araştırmacılar Scott Kelly adlı astronotu Uluslararası Uzay İstasyonu’na gönderir. Scott Kelly’nin ikizi Mark Kelly, kardeşiyle neredeyse aynı olan genleri sayesinde NASA uzmanlarına, farklı mekânlarda bulunan ikizlerin durumunun biyolojik olarak kıyaslanabilmesi olanağını sunar. Uzayda 340 gün kalan Scott’ın vücut fonksiyonları bu süre boyunca incelenir ve süreç sonunda Kelly kardeşlerin gen yapısında farklılıklar olduğu gözlenir. Scott’ın kemik yoğunluğundaki azalma, bağışıklık sistemi ve kas yapısındaki zayıflama yer çekimi olmamasının kaçınılmaz bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır.
Bu parçada aşağıdakilerin hangisine değinilmemiştir?
A) Araştırmanın uzay çalışmalarına katkısına
B) Deneklerin ikiz olmasının sağladığı avantaja
C) Uzaya gönderilen denekte gözlenen değişimlere
D) Araştırmanın hareket noktası olan düşünceye
E) Araştırmanın gerçekleştirildiği ortam koşuluna
Seçeneklerin Metindeki Karşılıkları:
A şıkkı: Araştırmanın genel olarak uzay çalışmalarına (gelecekteki görevlere, teknolojilere vb.) nasıl bir katkı sağladığına dair metinde bir bilgi bulunmamaktadır.
B şıkkı: “kardeşiyle neredeyse aynı olan genleri sayesinde… durumunun biyolojik olarak kıyaslanabilmesi olanağını sunar” ifadesinden elenir.
C şıkkı: “Scott’ın kemik yoğunluğundaki azalma, bağışıklık sistemi ve kas yapısındaki zayıflama…” ifadesinden elenir.
D şıkkı: “Yer çekimi olmasaydı vücudunuz buna nasıl tepki verirdi?” sorusuna cevap bulmak amacıyla…” ifadesinden elenir.
E şıkkı: “Uluslararası Uzay İstasyonu” ve “yer çekimi olmaması” ifadelerinden elenir.
TYT MATEMATİK
1 – EBEDİYEN SORUSU

- EBEDİYEN kelimesi 8 harflidir.
- Bu kelimenin içinde 3 tane E harfi vardır (1, 3 ve 7. sıradaki harfler).
- 660 bölü 8 = 82 (bölüm) ve 4 (kalan) demektir.
- 82 tane tam kelime için: 82 çarpı 3 = 246 tane E harfi gelir.
- Kalan 4 harf ise yeni kelimenin ilk 4 harfidir: E – B – E – D. Buradan da 2 tane E harfi gelir.
- Hata olmasaydı toplam E sayısı: 246 + 2 = 248 olacaktı.
- 1. Satır sonu (29 ve 30. harfler): Kelimenin 5. ve 6. harflerine denk gelir (İ ve Y). Burada E harfi yok. (0 kayıp)
- 2. Satır sonu (59 ve 60. harfler): Kelimenin 3. ve 4. harflerine denk gelir (E ve D). 1 tane E kayıp.
- 3. Satır sonu (89 ve 90. harfler): Kelimenin 1. ve 2. harflerine denk gelir (E ve B). 1 tane E kayıp.
- 4. Satır sonu (119 ve 120. harfler): Kelimenin 7. ve 8. harflerine denk gelir (E ve N). 1 tane E kayıp.
Bu düzen her 4 satırda bir kendini tekrarlar.
- Yani her 4 satırda toplam: 0 + 1 + 1 + 1 = 3 tane E harfi çöpe gidiyor.
- Toplam 22 satırımız vardı. 22’yi 4’e bölersek: 5 tam tekrar vardır ve 2 satır artar.
- 5 tam tekrardan gelen kayıp: 5 çarpı 3 = 15 tane E harfi.
- Artan 2 satır ise döngünün ilk iki satırıyla aynıdır. Yani oradan da 0 + 1 = 1 tane E harfi daha kaybolur.
- Toplam basılamayan E sayısı: 15 + 1 = 16 tanedir.
Sonuç olarak; basılması gereken toplam sayıdan kayıpları çıkarırız: 248 – 16 = 232
Doğru Cevap: A) 232
2 – ÇARPMA BÖLME SORUSU

- Doğru işlem bölmeydi ve sonuç 3 çıkıyordu: A bölü B = 3. Buradan A = 3 tane B olduğunu anlarız.
- Selim çıkarma yaptı ve yine 3 buldu: A – B = 3.
- 3B – B = 3
- 2B = 3 yani B sayısı = 3 bölü 2 (bir buçuk) olur.
- A = 3 çarpı B demiştik.
- A = 3 çarpı (3 bölü 2) = 9 bölü 2 olur.
Mehmet çarpma sormuştu, Selim ise toplama yaptı.
- Gerçek Doğru Cevap (Çarpma): A çarpı B = (9 bölü 2) çarpı (3 bölü 2) = 27 bölü 4
- Selim’in Bulduğu Cevap (Toplama): A + B = (9 bölü 2) + (3 bölü 2) = 12 bölü 2 = 6
Soru bize Selim’in bulduğu sonucun (6), gerçek cevaptan (27 bölü 4) ne kadar az olduğunu soruyor. Yani çıkarma yapmalıyız:
- (27 bölü 4) – 6
Payda eşitlemek için 6 sayısını “24 bölü 4” olarak düşünebiliriz:
- (27 bölü 4) – (24 bölü 4) = 3 bölü 4 bulunur.
Görseldeki E şıkkının alt kısmı tam okunmasa da payı 3 olan şık E şıkkıdır.
Doğru Cevap: E) 3 bölü 4
3 – SAYININ HER ŞEYİ SORUSU
Rakamları sıfırdan ve birbirinden farklı iki basamaklı bir doğal sayının;
- kendisi,
- rakamları toplamı,
- rakamları çarpımı,
- rakamları arasındaki farkın mutlak değeri,
- onlar basamağındaki rakamın birler basamağındaki rakama oranı
bir kâğıda yazıldığında dördü çift, biri tek olan beş doğal sayı elde ediliyor. Buna göre kâğıda yazılan beş sayının toplamı kaçtır?
A) 89 B) 97 C) 105 D) 113 E) 121
İki basamaklı sayımız AB olsun. Bu sayının rakamları (A ve B) sıfırdan ve birbirinden farklıdır.
5 ifade şunlardır:
- Kendisi: AB
- Rakamları toplamı: A + B
- Rakamları çarpımı: A x B
- Mutlak farkı: |A – B|
- Oranı: A / B (Bu bir doğal sayı olduğuna göre A sayısı B’ye tam bölünmelidir.)
- Bu 5 sayıdan 4’ü çift, sadece 1’i tektir.
Eğer A ve B rakamlarından biri tek, biri çift olsaydı; rakamların toplamı (A + B) ve farkı (|A – B|) kesinlikle tek sayı olurdu. Bu durumda en az 2 tane tek sayı bulunması gerekirdi. Ancak sadece 1 tane tek sayı olduğu biliniyor. Eğer A ve B rakamlarının ikisi de tek olsaydı; çarpımları (A x B) tek olurdu.
A sayısı B’ye tam bölündüğünde iki tek sayının oranı yine tek sayı (A / B) olacağından birden fazla tek sayı elde edilirdi. Bu durumda tek bir ihtimal kalır: A ve B rakamlarının ikisi de çift sayı olmalıdır.
İkisi de çift olduğunda: AB sayısı = Çift A + B = Çift A x B = Çift |A – B| = Çift İlk 4 sayı çift olduğuna göre, tek olan tek sayı 5. ifade yani A / B oranı olmak zorundadır.
Kullanabileceğimiz sıfırdan farklı çift rakamlar 2, 4, 6 ve 8’dir. A sayısı B’ye bölündüğünde sonucun tek sayı çıkması gerekir:
A = 6 ve B = 2 seçilirse: 6 / 2 = 3 (Tek sayıdır ve şartı sağlar.)
Diğer hiçbir çift rakam kombinasyonu (4/2=2, 8/2=4, 8/4=2) tek sayı sonucu vermez. Demek ki sayımız 62’dir. Adım 3: Kâğıttaki sayıların toplamı Bulunan rakamlara göre kâğıda yazılan 5 sayıyı hesaplayalım:
Sayının kendisi: 62 Rakamları toplamı (6 + 2): 8 Rakamları çarpımı (6 x 2): 12 Rakamları farkı (6 – 2): 4 Rakamları oranı (6 / 2): 3
Bu 5 sayının toplamı: 62 + 8 + 12 + 4 + 3 = 89 Doğru Cevap: A
4 – 11 KAT SORUSU
İki basamaklı AB doğal sayısının 11 katının rakamları toplamı 15’tir.
Buna göre A + B toplamı kaçtır?
A) 10 B) 11 C) 12 D) 13 E) 14
İki basamaklı AB sayısını 11 ile çarpmanın pratik yolu, rakamlar toplamını (A+B) ortaya yazmaktır. Eğer bu toplam 10 veya daha büyükse, onlar basamağına birler basamağı yazılır ve elde var 1 en baştaki A rakamına eklenir. Çözüm: A+B toplamı 10’dan küçük olsaydı, rakamlar toplamı 2(A+B) olurdu. Rakamlar toplamı çift sayı çıkmak zorunda kalırdı ancak soruda 15 (tek sayı) verilmiş. Demek ki A+B toplamı 10 veya daha büyüktür (elde vardır). A+B toplamı iki basamaklı bir sayı olacağından bunu 10 + X şeklinde gösterelim. Bu durumda AB sayısının 11 katının; Yüzler basamağı: A + 1 Onlar basamağı: X Birler basamağı: B olur. Bu sayının rakamlarını toplayıp 15’e eşitleyelim: (A + 1) + X + B = 15 A + B + X + 1 = 15 A + B yerine 10 + X yazalım: 10 + X + X + 1 = 15 11 + 2X = 15 2X = 4 X = 2 Bizden istenen A + B toplamıydı: A + B = 10 + X olduğundan, A + B = 10 + 2 = 12 bulunur. (Örnek: 48 x 11 = 528 -> Rakamları toplamı 5+2+8 = 15’tir. Rakamları toplamı ise 4+8 = 12 olur).
Doğru Cevap: C
TYT FEN BİLİMLERİ
Bu kısımla ilgili pek acayip ya da sıkıntılı soru görmedik. Sınav ayarında, çoğu düzgün olan sorular vardı.
Bu kısmın boş olmasına aldanmayın, Sosyalde yapacaklarını zaten yapmışlar. Sosyal ile bu kısmın eksikliğini doldurduk merak etmeyin.
TYT SOSYAL BİLİMLER
1 – MENEMEN SORUSU
Bir felsefeci gündelik tartışmalara dâhil olur mu? Örneğin hemen herkesin fikrini söylediği “Menemen soğanlı mı olur, soğansız mı?” sorusunu ele alalım. Elbette bir felsefeci menemene katılacak malzemenin ne olacağına karar vermez ancak “Menemeni menemen yapan nedir?” sorusunu sorarak menemen kavramını derinlemesine sorgular. İçinde yumurta veya domates olmayan bir yemeğe menemen denemeyeceği konusunda genel bir uzlaşı varken konu soğan kullanımına gelince bir fikir birliği görülmemektedir. Bu durumda yumurta ve domates menemenin “özsel” unsurları iken soğanın “ilineksel” olduğu söylenebilir. Böylece felsefeci menemeni menemen yapan özle onun tanımında zorunlu olmayan unsurların varlığını net bir şekilde ayırmış olur. Bu parçada felsefi düşüncenin aşağıdaki özelliklerinden hangisi vurgulanmaktadır?
A) Olguları kavramsal derinliğe inerek incelemesi
B) Nesnel gerçekliği deneysel verilerle açıklaması
C) Mevcut bilgileri sentezleyerek bütüncül bir yaklaşıma ulaşması
D) Kendi yöntemleri üzerine düşünmeyi teşvik etmesi
E) Her sorun için kesin bir çözüm üretmesi
Parçada, felsefecinin herkesin konuştuğu sıradan bir konuyu (menemen tartışmasını) alıp nasıl farklı bir boyuta taşıdığı anlatılıyor. Felsefeci, malzemenin ne olacağına karar vermek gibi pratik bir işle uğraşmıyor. Bunun yerine “Menemeni menemen yapan nedir?” sorusunu soruyor. Gündelik bir olguyu alıp “özsel” (zorunlu olan) ve “ilineksel” (zorunlu olmayan) şeklinde kavramlara ayırarak, o konunun kavramsal olarak en derin noktasına iniyor ve sorguluyor. Seçenekleri incelediğimizde: A şıkkındaki “Olguları kavramsal derinliğe inerek incelemesi” ifadesi, tam olarak felsefecinin menemeni bir kavram olarak derinlemesine sorgulaması ve öz-ilinek ayrımı yapmasıyla birebir örtüşmektedir. B şıkkı elenir, çünkü deneysel veriler felsefenin değil bilimin işidir. C şıkkı elenir, parçada bilgileri birleştirip bütüncül bir sistem kurmaktan bahsedilmiyor. D şıkkı elenir, felsefenin kendi yöntemi üzerine düşünmesi (refleksif olması) anlatılmıyor. E şıkkı elenir, felsefe kesin çözümler üretmez. Doğru Cevap: A
2 – FİLM KARESİ SORUSU
Bergson’a göre bir filmin karelerini tek tek incelediğimizde her bir karede durağan bir görüntü buluruz ancak bu kareleri hızlıca art arda oynattığımızda hiçbir karede tek başına mevcut olmayan bir “hareket” ortaya çıkar. Saat, zamanı bir cetvel gibi eşit parçalara bölerek ölçer fakat bu bir nehrin akışını dondurup içindeki suyu kovalara doldurmaya benzer. Oysa insan için zaman, bölünemez ve dışarıdan müdahale edilemez bir tecrübedir. İnsan, sevdiği bir müziği dinlerken ya da derin bir sohbete daldığında zamanı bölünen parçalar olarak değil birbirinin içinde eriyen kesintisiz bir bütün olarak deneyimler.
Bergson’un bu görüşlerinden aşağıdakilerin hangisine ulaşılabilir?
A) Zaman, anların ardışık sıralandığı doğrusal bir yapıdır.
B) Hareket, zihnin durağan anlar arasında oluşturduğu bir yanılsamadır.
C) Zaman, parçaların toplamına indirgenemeyen dinamik bir akıştır.
D) Hakikate nesnel ölçüm araçları aracılığıyla ulaşılır.
E) Geçmiş ve gelecek birbirinden bağımsız zamanlardır.
Çözüm: Parçada ünlü filozof Henri Bergson’un “süre” (durée) ve zaman anlayışı anlatılmaktadır. Metinde saatin zamanı parçalara bölmesi, bir nehrin suyunu kovalara doldurmaya benzetilerek eleştiriliyor. Gerçek zamanın (yaşantısal zamanın) bölünemez, dışarıdan müdahale edilemez ve birbirinin içinde eriyen kesintisiz bir bütün (akış) olduğu vurgulanıyor. Film kareleri örneğiyle de tek tek parçaların (karelerin) bir araya gelmesinin, o bütündeki dinamik hareketi tek başına açıklayamayacağı belirtiliyor.
Seçenekleri incelediğimizde: C şıkkındaki “Zaman, parçaların toplamına indirgenemeyen dinamik bir akıştır” ifadesi parçanın ana fikridir. Metindeki “bölünemez kesintisiz bütün” ve “nehir akışı” vurgusuyla birebir örtüşür. A şıkkı elenir, çünkü Bergson zamanın doğrusal ve mekanik parçalardan oluştuğu fikrine karşı çıkar.
B şıkkı elenir, parçada hareketin bir yanılsama olduğu söylenmiyor, parçalardan bağımsız yeni bir gerçeklik olduğu söyleniyor. D şıkkı elenir, saat gibi nesnel ölçüm araçlarının zamanı tam olarak yansıtamadığı savunuluyor. E şıkkı elenir, zamanın bağımsız parçalar değil, kesintisiz bir bütün olduğu aktarılıyor. Doğru Cevap: C
3 – ALAN TURING DÜŞÜNCE SORUSU
Alan Turing “Makineler düşünebilir mi?” sorusuna cevap aradığı bir makalesinde çocukların oynadığı “Taklit Oyunu”ndan esinlenerek geliştirdiği bir testten bahseder. Bu testte bir sorgulayıcı çeşitli sorular sorarak biri insan diğeri makine olan iki varlıkla sadece yazılı olarak iletişim kurmaktadır. Sorgulayıcı belirli bir süre sonunda hangisinin insan, hangisinin makine olduğunu tutarlı bir biçimde ayırt edemezse makine testi geçecektir ve Turing’e göre bu, makinenin düşündüğünü söyleyebilmek için sağlam bir gerekçedir.
Buna göre Turing’in “düşünme” kavramına yaklaşımı aşağıdaki varsayımlardan hangisini temel almaktadır?
A) Düşünmek yalnızca biyolojik beyne ait olan karmaşık bir sinirsel aktivitedir.
B) Düşünmenin ölçütü etkili iletişim kurabilme yeteneğidir.
C) Bir varlığın düşünüp düşünmediği gözlemlenebilir davranışlara göre belirlenir.
D) Bir varlığın kendi bilincinin farkında olması düşünmenin temel koşuludur.
E) Düşünme, evreni yöneten matematiksel yasaları formüle etme yeteneğidir.
Parçada anlatılan meşhur “Turing Testi”nde, bir makinenin düşünüp düşünemediğini anlamak için onun iç yapısına, bilincine veya biyolojik bir beyne sahip olup olmadığına bakılmıyor. Turing’in testinde kıstas tamamen dışarıdan gözlemlenebilen performanstır (sorulara verilen yazılı cevaplar, yani sergilenen davranış).
Eğer bir makine, dışarıdaki bir gözlemciye tıpkı bir insan gibi davrandığını gösteriyorsa ve gözlemci onun sergilediği bu gözlemlenebilir davranışı insandan ayırt edemiyorsa, o makine “düşünüyor” kabul edilir. Seçenekleri incelediğimizde: C şıkkındaki “Bir varlığın düşünüp düşünmediği gözlemlenebilir davranışlara göre belirlenir” ifadesi Turing’in bu yaklaşımını tam olarak açıklar. Turing, zihnin içsel süreçleriyle (bilinç, ruh, biyoloji) değil, dışarıya yansıyan çıktılarla ilgilenmektedir. A şıkkı elenir, çünkü Turing makinelerin de düşünebileceğini savunarak bunu biyolojik beyne indirgemez. B şıkkı elenir, çünkü testin amacı etkili bir iletişim becerisini ölçmek değil, insanı taklit edebilme davranışını ölçmektir. D şıkkı elenir, parçada “kendi bilincinin farkında olmak” gibi içsel bir koşul aranmamaktadır. E şıkkı elenir, matematiksel formüller üretmekle ilgili bir vurgu yoktur.
Doğru Cevap: C
4 – DETERMİNİZM SORUSU
Bir gün, okula gittiğim yol üzerinde önceden hiç görmediğim bir dükkân dikkatimi çekti. Dışarıdan kapalı gibi görünen bu gizemli dükkâna merakla girince içeride binlerce kitabın bir odadan diğerine tozlu raflar boyunca uzandığını gördüm. Ünlü isimlerden hiç tanımadıklarıma kadar herkesin isminin olduğu kitaplar alfabetik sırada dizilmişti. Heyecanla ismimin yazılı olduğu kitabı buldum. Kitabın doğduğum günden başlayarak tüm yaptıklarımı eksiksiz olarak anlattığını görünce şaşkınlıkla okumaya devam ettim. Hızla içinde bulunduğum ana geldiğimde sayfanın sonu gelmişti fakat kitabın sonu gelmemişti. Merakla sayfayı çevirdim…
Bu parça belirlenimcilik (determinizm) açısından değerlendirilirse kitabın sayfası çevrildiğinde aşağıdaki durumlardan hangisiyle karşılaşılır?
A) Kitabın sayfaları boş olur.
B) Yapıp etmelerle birlikte yazılmaya devam eder.
C) Kitap sonuna kadar yazılıdır.
D) Kitap en başa dönerek tekrar eder.
E) Yapıp etmelerle birlikte yazılanlar değişir.
Parçada bahsedilen gizemli kitap, insanın hayatındaki tüm eylemlerin önceden veya kesin bir şekilde belirli olup olmadığı sorusunu (özgür irade problemini) sembolize etmektedir. Soru bizden bu durumu belirlenimcilik (determinizm) felsefesine göre yorumlamamızı istiyor. Belirlenimcilik (Determinizm): Evrendeki her olayın, insan eylemleri de dâhil olmak üzere, kendinden önceki nedenler tarafından zorunlu olarak belirlendiğini savunan felsefi görüştür. Bu yaklaşıma göre insanın özgür iradesi yoktur; gelecekte ne yapacağı, ne seçeceği ve başına ne geleceği nedensellik zinciri gereği önceden zaten bellidir ve kesin olarak yazılmıştır. Seçenekleri incelediğimizde: C şıkkındaki “Kitap sonuna kadar yazılıdır” ifadesi determinizm akışına tam olarak uyar. Çünkü determinizme göre gelecek henüz yaşanmamış olsa bile, geçmişteki ve şu andaki nedenlerin zorunlu bir sonucu olarak zaten belirlenmiştir. Dolayısıyla sayfa çevrildiğinde gelecekteki tüm adımlar da eksiksiz ve hazır bir şekilde yazılı olmak zorundadır. A ve B şıkkı determinizme değil, geleceğin önceden belirli olmadığını ve insanın kendi seçimleriyle şekillendiğini savunan indeterminizm (belirlenmezcilik) veya otodeterminizm görüşlerine uygun düşer. D şıkkı döngüsel zaman anlayışını temsil eder, determinizmin doğrudan karşılığı değildir. E şıkkı geçmişin ya da kesin belirlenmiş kaderin değiştirilebileceğini savunur ki determinizmde kesin belirlenmişlik değiştirilemez.
Doğru Cevap: C
5 – FELSEFE GEZİ SORUSU
Bir okulun felsefe kulübü “Filozofların İzinde” adlı bir gezi düzenleyerek Anadolu’da yaşamış bazı filozofların izini sürmeyi amaçlamıştır. Dört gün sürecek bu gezide ders programı şöyledir:
1. Gün: Miletos’ta (Didim / Aydın) yaşamış olan Anaksimenes’in “Hava olan ruh, nasıl bedeni ayakta tutuyorsa dünyayı ve evreni de ayakta tutan havadır.” sözü tartışılacaktır.
2. Gün: Ephesos’ta (Efes / İzmir) yaşamış olan Herakleitos’un “Aynı ırmakta iki kere yıkanılmaz.” sözü değerlendirilecektir.
3. Gün: Kolophon’da (Değirmendere / İzmir) yaşamış olan Ksenofanes’in “Eğer insan şans eseri söyleyebilseydi en son gerçeği, bunun ne olduğunu kendisi bile bilemezdi. Aslında her şey örülmüş bir tahmin ağından ibarettir.” sözü irdelenecektir.
4. Gün: Bir süre Assos’ta (Ayvacık / Çanakkale) yaşamış olan Aristoteles’in, hocası Platon’un “Bu dünya idealar aleminin kopyasıdır.” sözüne yönelttiği eleştiriler incelenecektir.
Buna göre öğrenciler gezide aşağıdaki felsefi problemlerden hangisini tartışmamıştır?
A) Değişim problemi
B) Özgür irade problemi
C) Arkhe problemi
D) Doğru bilginin imkânı problemi
E) Varlığın mahiyeti problemi
1. Gün (Anaksimenes): “Dünyayı ve evreni ayakta tutan havadır” sözüyle evrenin ilk ana maddesi, yani kökeni sorgulanmaktadır. Bu durum felsefede Arkhe problemi (C şıkkı) ile ilgilidir.
2. Gün (Herakleitos): “Aynı ırmakta iki kere yıkanılmaz” sözü evrendeki durmaksızın gerçekleşen oluşu, akışı ve dönüşümü anlatır. Bu doğrudan Değişim problemi (A şıkkı) ile ilgilidir.
3. Gün (Ksenofanes): “En son gerçeği kendisi bile bilemezdi… her şey bir tahmin ağından ibarettir” sözleriyle insanın kesin, mutlak ve doğru bilgiye ulaşıp ulaşamayacağı tartışılmaktadır. Bu durum Doğru bilginin imkânı problemi (D şıkkı) kapsamındadır.
4. Gün (Aristoteles ve Platon): Platon’un “idealar alemi ve kopya dünya” ayrımına Aristoteles’in getirdiği eleştiriler, varlığın asıl ne olduğu ve nerede bulunduğu üzerinedir. Bu konu ontolojinin yani Varlığın mahiyeti problemi (E şıkkı) ile ilgilidir.
Gezi planındaki hiçbir gün ve tartışma ahlak felsefesine ait olan insanın kararlarında serbest olup olmadığını inceleyen Özgür irade problemi ile ilgili değildir. Doğru Cevap: B
NOT: Görüldüğü üzere Felefedeki tüm soruları yazmış bulunduk. Bilen bilir TYT Sosyalde Felsefe kısmından 5 soru çıkmakta. Bu felsefe sorularını sorarken çok abartıldığını düşünüyoruz. Sınava Aristo girmiyor. Bu kadar da suyunu çıkarmamak lazım.
-Türkçe Malumatlar
Bir öğretmen, DKAB dersinde öğrencilerinden İslam dininde yorum farklılıklarının sebeplerine dair örnekler vermelerini ister. Öğrencilerin derste verdikleri örneklerden bazıları şunlardır: Özge: Herkes doğuştan farklı özelliklere sahiptir öğretmenim. Dolayısıyla her birey bir resme baktığında birbirinden farklı noktalara odaklanabilir ve onu öne çıkarabilir. Bu durum din için de böyle olabilir. Serdar: Örneğin yaşadığımız toplumdaki savaş, afet, kıtlık gibi durumlar dine bakışımızı etkileyebilir. Ahmet: Bence kutuplarda yaşayan bir Müslüman ile çölde yaşayan Müslümanın ihtiyaçları ve uygulamaları din anlayışlarına yansıyabilir. Merve: Farklı dinlere, inanışlara sahip insanlarla bir arada yaşamak da birbirinden etkilenmeye ve dolayısıyla farklı bir din anlayışının benimsenmesine yol açabilir.
Öğrencilerin verdiği örnekler aşağıdakilerden hangisi kapsamında değerlendirilemez?
A) Coğrafi sebepler
B) Kültürel sebepler
C) Sosyal sebepler
D) Dinî metinlerden kaynaklanan sebepler
E) İnsanın kişiliğinden kaynaklanan sebepler
Öğrencilerin verdiği örnekleri İslam düşüncesindeki yorum farklılıklarının nedenleriyle tek tek eşleştirelim: Özge’nin örneği: Bireylerin doğuştan gelen farklı özelliklerinden ve bakış açılarından bahsediyor. Bu durum İnsanın kişiliğinden (yapısından) kaynaklanan sebepler (E şıkkı) ile ilgilidir. Serdar’ın örneği: Toplumda yaşanan savaş, afet ve kıtlık gibi toplumsal olayların etkisine değiniyor. Bu durum Sosyal sebepler (C şıkkı) ile ilgilidir. Ahmet’in örneği: Kutuplar ve çöl gibi tamamen yeryüzü şekilleri, iklim ve yaşam alanları üzerinden örnek veriyor. Bu durum Coğrafi sebepler (A şıkkı) ile ilgilidir. Merve’nin örneği: Farklı din ve inanıştaki toplumların bir arada yaşayarak birbirlerinin örf, adet ve yaşam tarzlarından etkilenmesini anlatıyor. Bu durum Kültürel sebepler (B şıkkı) ile ilgilidir. Seçeneklerde yer alan Dinî metinlerden kaynaklanan sebepler (Ayet ve hadislerin dil yapısı, mecaz içermesi, muhkem veya müteşabih olması gibi durumlar) hakkında öğrencilerden hiçbiri bir örnek vermemiştir. Doğru Cevap: D
Bu soruyu da ziyadesiyle kafa karıştırıcı buluyoruz.