Doğada Bulunan En Kuvvetli 10 Antibiyotik

Elma Sirkesi:

Elma sirkesi, sağlık için tercih edilen en bilinen sirke türlerinden biridir. Çoğu bilimsel kanıtlarla desteklenmiştir ve çok sayıda faydası vardır. Elma sirkesinin hünerleri arasında; kilo vermeyi hızlandırma, kolesterolü düşürme, enfeksiyonlarla savaşma, kan şekeri kontrolü ve şeker hastalığının diğer belirtilerini yatıştırma gibi önemli yararlar sayılabilir.

Elma sirkesi, çorba kaşığı başına sadece üç kalori içerir. İçinde çok fazla vitamin veya mineral yoktur. Sadece az miktarda potasyum bulunur. Kaliteli bir elma sirkesi yapısında ayrıca bazı amino asitler ve antioksidan maddeler de barındırır. Elma sirkesi; boğaz ağrısını iyileştirme, ateş düşürme ve yara temizliği gibi farklı alanlarda kullanılan geleneksel bir ev ilacı olarak uzun bir geçmişe sahiptir.

Kekik Yağı:

Kekik yağı “karvakrol” adı verilen bir etken madde içerir ve bu etken madde birçok farklı bakteri ile savaşabilecek güçte bir antimikrobiyal etkiye sahiptir.

Kekik yağının antimikrobiyal etkisi o kadar güçlü ki, bu etki piyasada satılan birçok farklı antibiyotik ile karşılaştırılabilir düzeye sahip.

Yapılan bir araştırmada “stafilokokus aureus” adlı bakteri ile enfekte edilen ve kekik yağı verilen 14 farenin 6’sı yaşarken, aynı şekilde enfekte edilen ve antibiyotik verilen 14 farenin 7’si yaşamıştır.

Zencefil: Soğuk havalarda içinizi ısıtacak, bağışıklığınızı güçlendirecek bir tarif: İstediğiniz bir miktar taze zencefili bir kavanoza rendeleyin. Üzerine bal ve limon suyu ekleyerek buzdolabında bekletin. Gün içerisinde 1-2 bardak ılık suyunuza ekleyerek tüketebilirsiniz. Zencefil metabolizmayı hızlandırır ve iştah açar. Zencefil sindirimi hızlandırır. Zencefilas kas ağrılarını hafifletir. Zencefil solunum yollarını açar. Zencefil cinsel gücü artırdığı bilinir. Zencefil soğuk algınlığı, grip ve bronşit gibi hastalıkların tedavisinde kullanılır. Zencefil otobüs, gemi ya da diğer ulaşım araçlarında yaşanan mide bulantılarına karşı da çok iyi geldiği bilinir

Ham Bal: Ham Balın içerisinde aminoasitler, A, C, E ve B grubu vitaminleri, folik asit, demir, çinko ve antioksidan özellik gösteren fenolik ve flavonoid bileşenler yer alıyor. Bal bu değerli içeriğiyle antienflamatuvar, antiviral, antibakteriyel ve antioksidan özellik gösteriyor. Öksürüğün azalmasına yardımcı oluyor. Bal polisakkaritleri mukoza üzerinde film tabaka oluşturarak irritasyonu engelliyor. Dolayısıyla balın besin öğelerinin korunduğu ham bal formunu beslenme planına dahil ettiğimizde hastaların iyileşme süresinde kısalma gözlemliyoruz.

Soğan: Soğan özellikle kanser hastalığının bir numaralı savaşçısıdır. Yapılan araştırmalar sonucunda soğanın kolesterol seviyesini düşürmesi nedeniyle kalp hastalıklarına çare olduğu görülmüştür. Gerçek bir antioksidan kaynağıdır ve tam 25 farklı antioksidan türünü içinde barındırır. Aynı zamanda bağırsakta bulunan probiyotik sayısını arttırdığından bağışıklık fonksiyonunun iyileşmesine fayda sağlar. Kırmızı kan hücresi miktarını arttırır ve kansızlığa çözüm olur. Enfeksiyonlarla savaşma konusunda sarımsak kadar faydalıdır. Atardamarın sertleşmesini engelleyerek elastik kalmalarını sağlar ve eklem ağrılarını tedavi eder. Bakteri oluşumunu engellediğinden diş çürümesi ve diş eti sorununa iyi gelir.

Turp Otu: “Beslenmede radika, hindibağı, hardal otu gibi antioksidan değeri taşıyan otların tüketilmesi çok faydalıdır ve idrar söktürücü, böbrek ve safra taşlarını düşürücü etkileri bulunmaktadır. Cibez ve şevketibostan sindirimi kolaylaştırır, bağırsakları çalıştırır. Eşek helvası ve yabani kuşkonmaz gibi otlar vücutta ürik asit birikmesini engeller. Biraz acı bir tadı olan sarmaşık otu, kolesterolü ve üreyi düşürür, vücuttaki ödemi atar. Biraz tuzlu bir tadı olan deniz börülcesi, iyot eksikliğine bağlı guatr hastalığına iyi gelir. Turp otunun içerdiği uçucu yağlardan dolayı canlandırıcı, sinirleri yatıştırıcı, ağrı dindirici özelliği vardır. Bağışıklığı güçlendirip, kan dolaşımını hızlandıran, kanı temizleyen, akciğeri güçlendiren, yaraları iyileştiren ısırgan otu da vücut için oldukça faydalıdır. Enginar, radika, kuşkonmaz karaciğerinizi temizlemeye yardımcı olur. Bronşite, mide sancısına iyi gelen ve süt arttırıcı özelliği olan yoğun anason kokulu arapsaçı da oldukça faydalıdır. Besin değerini ve lezzetini artırmak için de kuzu eti veya kuru fasulye ile pişirilerek tüketilebilir

Zerdeçal: Farsça “zerd” (sarı) ve “çub” (çöp, odun) sözcüklerinin birleşmesiyle meydana gelen “zerdeçub” adı Türkçeye geçerken önce zerdeçöp, sonradan ise zerdeçal halini almıştır.

Zerdeçal, ipek kumaşlar ve ince derilerin boyanmasında ve kına yakmada da renklendirici olarak kullanılmaktadır. Aynı zamanda eskiden turnusol kağıdı yerine zerdeçal kağıdı kullanılmaktaydı. Baharat olarak kullanılması için, zerdeçal bitkisinin temizlendikten sonra suda kaynatılıp kurutulmuş, koyu sarı renkli kök saplarının öğütülmesi gerekir. Elde edilen baharat safran yerine de kullanılır. Balık çorbası, pilav, söğüş ve çeşitli sebze yemeklerine çeşni olarak katılır. İspanyolların deniz ürünlerinden yapılan ünlü “paella” adlı yemeğinde ve Hintlerin “köri” sosunda kullanılır. Öğütülmüş zerdeçal karanlıkta ya da ışıktan koruyan kaplarda saklanmalıdır; ışıkta bozulur. Sağlık uzmanları, zerdeçalın kalp, karaciğer, akciğer, sinir sistemi ve metabolizma bozukluklarını tedavi etmede yardımcı olduğunu, Parkinson ve Alzheimer hastaları için de faydalarını kabul etmişlerdir.

ZERDEÇAL VE BAL İLE DOĞAL ANTİBİYOTİK NASIL YAPILIR?

MALZEMELER

1 yemek kaşığı organik toz zerdeçal
100 gram organik bal

HAZIRLANIŞI

Malzemeleri bir cam kavanoza koyun ve iyice karıştırın.

Grip ve soğuk algınlığı belirtileri varsa, her saatte bir kere yarım yemek kaşığı olmak üzere bu karışımdan yiyebilirsiniz.

İkinci gün yine aynı miktar ancak 2 saatte bir, üçüncü gün ise aynı miktar karışımı 3 saatte bir tüketebilirsiniz.

Karışımı yutmadan önce ağzınızda iyice eritin. Bu karışımı içtiğiniz çay ve süte de ekleyebilirsiniz.

Ekinezya: Dünya Sağlık Örgütü ya da Avrupa İlaç Birliği, Ekinezya kullanımını günlük 3 defa 300 mg olarak önermektedir. Küçük çocuklara bunun yarı dozu kullanılabileceği gibi ciddi hiçbir yan etkisinin olmaması nedeniyle erişkin dozu da büyük çocuklara verilebilir. Erişkinler ise en az günlük 900 mg Ekinezya standardize ekstresi almalıdırlar. Ancak dünyanın en ünlü herbalistlerinden biri olan Kalifornia’dan Dr. Michael Tierra, Ekinezya’nın özellikle gribal enfeksiyonun ilk iki gününde daha yüksek ve sık dozlarda alınmasını, 3. günden sonra normal doza inilmesini önermekte ve Ekinezya’nın antibiyotikler kadar önemli olduğunu vurgulamaktadır. Ekinezya şurupları kullanırken olabildiğince ağızda tutulmalı, mümkün ise birkaç dakika gargara yaptıktan sonra içilmelidir. Böylece ağız ve boğaz boşluğuyla temas süresi arttırılarak etkinliğin daha fazla ortaya çıkması sağlanabilir.Ekinezya’nın 8 haftadan uzun, aralıksız kullanılmaması gerektiği bilinmektedir; ancak doktor kontrolünde ve gerekli olduğu durumlarda daha uzun süre de kullanılabilir. Allerjik astımı bulunan ve 1 yaşından küçük çocuklar sadece doktor kontrolünde ekinezya kullanabilirler.Domuz gribinin çok sık konuşulduğu bugünlerde hijyen elbette ki çok önemlidir ancak yetmez. Bu nedenle kişilerin bağışıklık sistemini güçlendirecek ekinezya, vitamin C, çinko, propolis, nar suyu, yeşil çay olabildiğince sık kullanılmalıdır.

Sarımsak:

Sarımsak (Allium sativum), Alliaceae familyasına dahil olan, Allium cinsinden bir soğanlı bitki türü. 25–100 cm yüksekliğe kadar boy atar. Yapraklarında, saplarında ve toprak altındaki soğanında kokulu bir yağ bulunur.

Sarımsak yıllık bir bitkidir. Soğan, yabani soğan, zambak ve pırasa ile akraba olan sarımsak doğada yabani ortamda yetişmez. Tarih boyunca bir kültür bitkisi olduğu, olasılıkla güneybatı Asya’da doğada yetişen Allium longicuspis türünden türetilmiş olduğu düşünülmektedir.

Sıklıkla “sarmısak” olarak da anılan sarımsağın en iyi kaliteye sahip olanı, germanyum ve selenyum bakımından zengin topraklarda yetişir.

Türkiye’de sarımsak üretiminin en yoğun yapıldığı yer Kastamonu ilinin Taşköprü ilçesidir. Raf ömrü uzun tadı ve kokusu keskindir. Taşköprü sarımsağı başka yerlerde de yetiştirilmek istenmiş maalesef Taşköprü toprağında yetişen sarımsağın kokusu ve tadı alınamamıştır. Burada yetişen sarımsakların büyük kısmı ilaç fabrikalarına antibiyotik imalatı için verilmektedir. Raf ömrü çok uzun olan Taşköprü sarımsağı bir yıl süreyle soğuk hava depolarına ihtiyaç duyulmaksızın saklanabilmektedir.

Sarımsak, güçlü bir antibiyotik olması nedeniyle birçok hastalığıa iyi gelmektedir. Bunun yanı sıra cilt güzelliğine katkısı yadsınamaz. Ve sarımsağın faydaları ve kullanıldığı yerler sadece sağlıkla alakalı değil. Sarımsak ile yapılan yemeklerin cinsel hayata dair katkıları araştırmalar sonrasında tespit edilmiştir. Diş ağrılarında, yüz temizliğinde, kulak ağrılarında etkili olan sarımsağı süt ile birlikte tüketiminde ağız kokusunu gidermesi sarımsağın faydaları arasında sayılabilir.

Sarımsağın, çiğ halde veya yağının, mikroorganizmalar üzerine antibiyotik etkiye sahip olduğu, antiviral, antifungal, antiprotozoon, antiparazitik ve antibakteriyal özellikleri üzerinde durulmaktadır. Bunun yanı sıra antiseptik işlevi, grip, nezle, ses kısıklığı, astım rahatsızlıklarına, bademcik, romatizma ve eklem enfeksiyonlarına, öksürük ve bronşite iyi geldiği ön plana çıkarılmaktadır.

Terletici etkisi nedeniyle ateş düşürülmesine yardımcı olur. Vücudun bağışıklık sistemini güçlendirici ve hücre koruyucu etkisini destekler bazı bilimsel bulgular mevcuttur. Bu etkinin HIV virüsü ve menenjit ile mücadeleye yansıtıldığı tecrübeler gerçekleştirilmiştir. Ayrıca kardiyovasküler sistemi güçlendirmesi, bunun da serum kolesterol seviyeleri ve trigliserit oranları üzerinde etkisi sözkonusudur.

Trombositlerin damar içinde pıhtılaşmasını engelleyici etkisiyle, damar tıkanıklıklarından kaynaklanan rahatsızlıklara karşı rol oynar. Sarımsak ayrıca tansiyonu ve kan şekerini de dengeleyicidir. Sarımsak, tansiyon düşürücü olarak bilinir ve tavsiye edilir. Belirtilen etki alanlarının uzman tıbbi görüş ve gözetimden kopukluk içine düşülmeksizin değerlendirilmesi ile, sağlığa çok çeşitli yararları bulunan bir bitkidir.

Düzenli olarak çiğ veya az pişmiş sarımsak tüketmenin, kolon ve mide kanseri başta olmak üzere çeşitli kanser türlerine yakalanma riskini önemli oranda azalttığı yapılan araştırmalarla belirlenmiştir. Sarımsağın kanser hücresi oluşumu üzerine etkisi alanında yapılan 7 farklı çalışma, sarımsağın kolorektal kanser (kalınbağırsak kanseri) riskini %30’a kadar azalttığının altını çizmektedir.

ABD’de 41.000 kadınla yapılan bir çalışmaya göre düzenli olarak sarımsak, meyve ve sebze tüketen kadınlarda kolon kanseri görülme ihtimali, tüketmeyenlere göre %35 daha az olduğu ortaya çıkarılmıştır.

Sarımsak, pekçok kültürde afrodizyak olarak bilinir. Bedeni daha fazla nitrik oksit üretmeye teşvik eden sarımsak, kolestrolü azaltıp kan basıncını artırır. Bu özelliği ile viagradan daha etkili olduğu söylenir.

Sarımsak faydasına rağmen, aşırı sarımsak yutmak kişilerde mide sıkıntılarına neden olabilir. Özellikle midesinde gastrit ve reflü problemi olan kişilerin sarımsak yutarken en fazla bir diş olacak şekilde yutmaları önerilir.

Fazla yutulması halinde midede veya mideye giden yolda tahrişe, yanmaya ve acı hissine yol açabilir. Düzenli olarak kullanılan ilaçlar var sarımsak yutmadan önce kişinin doktoruna danışması daha yararlı olacaktır.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s