Tedarik Zincirinin İşleyişi Ve Bileşenleri

Tedarik zinciri yönetiminin amacı ya da misyonu envanter ve işletim harcamalarını eş zamanlı olarak azaltırken etkinliği (üretilen iş/hizmet oranı) arttırmak olarak tanımlanabilir. Bu tanım, nihai müşterilere yönelen satışların oranını kapsamaktadır. Hizmet verilmekte olan pazara bağlı olarak satışlar ya da üretilen iş (çıkarılan iş-tedarik zinciri üzerinden gönderilen ya da alınan envanterin toplam büyüklüğünün zamana oranı) farklılıklar ortaya koyar. Söz gelimi bazı pazarlarda tüketiciler müşteri değeri ve yüksek hizmet düzeyi beklerken bazılarında sadece ihtiyaç duydukları ürünlerde düşük fiyat araştırırlar.

İşletmelerin tedarik zinciri becerilerini belirleyen kararları alabilmesine yönelik beş farklı ve önemli alan bulunmaktadır. Bunlar: Üretim, envanter, konum, taşıma ve bilgi’yi kapsayan yönlendirici unsurlardır. Bazı yazarlarca performans bileşeni olarak da tanımlanan bu beş alanın, bir tedarik zincirinde ihtiyaç duyulan becerileri (yeterlilikleri) ortaya koyabilmesi etkin bir biçimde yönetilmesini gerektirmektedir.

Etkin tedarik zinciri yönetimi öncelikle her bir bileşenin iyi anlaşılmasını ve onun nasıl işletileceğinin bilinmesini gerektirir. Her bileşenin tedarik zinciri üzerinde yer alan taraflar için doğrudan etkisi bulunmaktadır. İkinci adım ise bu bileşenlerin her birinden farklı bir bileşim yaratılarak ulaşılan sonuçlar için bir değerlendirme geliştirmektir. Şimdi de tedarik zincirinde yer alan işletmelerin karar alma durumunda olduğu bu beş temel alanı biraz daha ayrıntılı olarak inceleyelim.

• Üretim
• Envanter
• Konum
• Taşıma
• Bilgi

Yukarıda sıraladığımız bileşenlerin etkin bir tedarik zinciri için kuşkusuz iyi yönetilmeleri gerekir. Ayrıca, etkili bir tedarik zinciri, bu faktörlerin her birini ve çalışma şekillerini anlatabilmelidir. Her unsurun tedarik zincirini güçlendirme ve doğrudan etkileyebilme gücü vardır. Tedarik zinciri yönetimi ile, alınan malzemeler, üretim süreçleri ve dağıtım akışı fazladan stok oluşturmadan müşteri taleplerinde meydana gelen değişimlere cevap verme (talebi karşılayabilme) anlamında ayarlanır. Tedarik zinciri nihai tüketici için ürün veya hizmet sağlamada firmalara birbirini etkileyen koordine edilmiş bir şebeke sağlar. Böylece organizasyon, işletme sınırları ve ulusal sınırlar içinde çapraz fonksiyonlar yürütür.

Şekil 1.4’de Tedarik zincirinin 5 temel stratejik ve operasyonel karar alanı gösterilmektedir. Şimdi de Şekil 1.4’de gösterilen stratejik ve operasyonel her bir karar alanına ilişkin ayrıntılı bilgiler verelim.

Kaynak: Michael Hugos (2003) Essentials of Supply Chain Management, John Willey and Sons, Inc., NJ. s.17.

Üretim

Üretim, ürünlerin kullanılabilir hale gelmesi ve depolanması konusunda tedarik zincirinin kapasitesini ifade eder. Üretimle ilgili tesisler, fabrika ve depolardan oluşur. Yeterlilik (talebi karşılama) ve verimlilik arasındaki değişimin ya da dengesizliğin nasıl çözüleceğine ilişkin üretim kararları ile ilgili konular yöneticilerin yüz yüze kaldığı temel sorunu oluşturur. Başka bir deyişle talebi karşılama ve verimlilik arasındaki ikilemin nasıl çözüleceği yöneticilerin üretimle ilgili kararlarına bağlıdır. Fabrikalar ve depolar gerektiğinden fazla kapasiteye sahipse esnek olabilirler ve ürün talebindeki ani dalgalanmalara çabuk karşılık verebilirler. Ancak, fazla kapasite kullanılmayan ya da gelir yaratmayan bir boş kapasite oluşturuyorsa bu fazlalığın yarattığı ek maliyetlere katlanmak gerekebilir. Böyle bir durumun ortaya çıkması zincirdeki işletmeler için düşük düzeyde etkinlik ve operasyon anlamına gelir.

Şimdi de fabrika ve depoların tedarik zinciri açısından işlevlerine değinelim. Fabrikalar, birkaç imalat yaklaşımından birini esas alarak kurulur. Bu yaklaşımları ürün odaklı ve işlevsel odaklı yaklaşımlar olarak belirtebiliriz.

1-) Ürün Odaklı Yaklaşım: Bu yaklaşım, bir ürün hattında, üretim aşamasından montaja kadar gerçekleşen tüm faaliyetlerin kapsama alınmasını ifade etmektedir. Ürün odaklı yaklaşım tüm ürün hattında uzmanlaşmayı gerektirir.

2-) İşlevsel Odaklı Yaklaşım: Yalnızca montaj yapma ya da yalnızca seçili bir grup aksamın yapımı şeklinde birkaç operasyonun gerçekleştirilmesi konusuna yönelen bir yaklaşımdır. Burada söz konusu edilen işlevlere farklı ürün türlerinin imalatında başvurulur. Fonksiyonel yaklaşım sadece belirli işlemlerde uzman olmayı sağlar.

Tedarik zincirindeki işletmeler, tüketici talebini en iyi şekilde gidermek için hangi yaklaşımın ya da bu iki yaklaşımın bileşiminden hangisinin en iyi olacağına karar vermelidirler. Fabrikalar gibi depolar da farklı uygulamalar gerektirebilir. Depolamada kullanılan 3 farklı yaklaşım bulunmaktadır. Bunlar:

• Stok izleme-tanımlama yönlü depolama: Bu geleneksel yaklaşım anlaşılması kolay ve etkin bir depolama yöntemidir. Bu tür depolama ile çok sayıda farklı ürünün stoklarını izlemek ve tanımlamak mümkündür. Ayrıca, bu depolama sistemi satış ve stok kayıtlarının tanımlanmasını da sağlar.

• Parti depolama: Bu yaklaşımda, belli bir müşterinin ürünleri ya da belli bir işe dair farklı ürünler beraber depolanır. Bu, verimli bir toplama ve paketleme işi sağlar ama stok izleme-tanımlama yönlü depolama yöntemine göre daha fazla depo yeri gerektirir.

• Çapraz yükleme: Wall-Mart ve benzeri kuruluşların öncülük ettiği ve tedarik zincirinde verimliliği arttırmak için uyguladığı bir yöntemdir. Burada ürün tesislerde fiziki anlamda stoklanmaz. Bunun yerine tesisler, tedarikçiden ürünlerin geldiği ve yüklü miktarda farklı ürünlerin boşaltıldığı bir süreçten geçme alanı olarak kullanılır. Bu büyük yükler daha sonra küçük parçalara ayrılır. Farklı ürünlerin küçük parçaları günün ihtiyacına göre yeniden birleştirilerek son durağa gönderilmek üzere taşıma araçlarına yüklenir.

Envanter

Envanter, tedarik zinciri boyunca yani, hammaddeden, süreçteki işlemlere, aracıların ellerindeki nihai ürünlere kadar tüm aşamaları kapsar. Yöneticiler, envanter kararlarıyla kendilerini talebi karşılama ve verimlilik arasında nereye konumlayacaklarına karar vermelidirler. Fazla miktarda envanter tutma, bir işletmeye ya da tüm tedarik zincirine, müşteri talebindeki dalgalanmalara yanıt verebilme özelliği katar. Buna karşılık, envanterin bulunup depolanması bir maliyet unsurudur. Yüksek verim elde etmek için envanter maliyeti mümkün olduğunca düşük tutulmalıdır. Envanterin oluşturulup saklanması konusunda verilebilecek 3 temel karar vardır:

• Dönem Envanteri: Bu kavram satın alma dönemleri arasında, ürün için oluşan talebi karşılayacak envanter miktarını ifade eder. İşletmeler, ölçek ekonomisinden faydalanmak için fazla miktarda ürün üretir ya da satın alırlar. Ancak yüklü miktarlar, beraberinde taşıma/nakliye maliyeti getirir. Taşıma maliyeti; envanteri depolama, yükleme, sigorta ettirme gibi maliyetleri kapsar. Yöneticiler, yüklü miktarda ürün satın alınmasıyla ağlanan uygun fiyat ve artan taşıma maliyeti arasında bir tercih yapmak zorunda kalabilirler.

• Emniyet Stoku: Belirsizliğe karşı elde tutulan envanter şeklidir. Talep tahmini, mutlak bir kesinlik içinde yapılmışsa, gerekli olan tek envanter dönem envanteri olacaktır. Ancak her tahminin kendi içinde bir belirsizlik taşıması ve talebin tahmin edilenden fazla olabileceği düşüncesi bu yaklaşımı gerektirebilir. Buradaki ikilem; ilave envanter yüklenme maliyeti ile yetersiz envanterden dolayı satış kaybı yaşama maliyetidir.

• Mevsimlik Envanter: Yılın belirli zamanlarında talepte meydana gelebilecek artışları önceden görerek sağlanan envanterdir. Örneğin, antifriz talebinin kışın artacağı önceden tahmin edilebilmektedir. Antifriz firması, değiştirilmesi zor bir sabit üretim oranına sahip ise; tüm yıl boyunca sabit bir oranda üretim yapacak ve talebin düşük olduğu zamanlarda, stok oluşturacaktır. Alternatif olarak işletme, talepte oluşabilecek bir artışa cevap verebilmek için farklı ürünlerin üretim oranlarını çabucak değiştirecek esnek üretim tesisine yatırım yapabilir. Bu durum mevsimlik stok taşıma maliyeti ve daha esnek imalat becerilerine sahip olma maliyeti arasında bir denge kurma ikilemidir.

Konum

Konum, tedarik zinciri tesislerinin coğrafik olarak yerleşimini ifade etmektedir. Aynı zamanda, hangi işlemin hangi tesiste yapılacağı kararlarıyla da ilgilidir. Talebin karşılanması ve verimlilik elde etme arasındaki ikilem; ölçek ekonomisinden faydalanmak ve verimlilik amacıyla daha az yerleşim yerinde faaliyetlerin merkezileştirilmesine mi, yoksa operasyonlarda talebi daha hızlı karşılamak ve müşterilere ve tedarikçilere yakın çok sayıda yerleşim yerinde faaliyetlerin merkezîleştirilmemesine mi karar verileceğidir. Bir yerleşim yerine karar verildiğinde, seçilen konuma ilişkin bir dizi faktörle ilgilenmek gerekir. Bu faktörler; tesis maliyeti, işgücü maliyeti, çalışanların becerileri, altyapı durumu, vergi ve tarifeler, tüketici ve tedarikçiye yakınlıktır. Yerleşim yeri kararları uzun dönemli bir plana büyük miktarlarda para bağlandığı için oldukça önemli stratejik kararlar arasında kabul edilir. Konum kararı, tedarik zincirinin maliyetinde ve performans ölçütleri üzerinde güçlü bir etkiye sahiptir. Tesislerin büyüklüğü, sayısı ve konumu belirlendiğinde aslında bu aynı zamanda ürünlerin tüketiciye ulaşmasında kullanılacak olası rotaları tanımlar. Bir işletmenin konum kararı aynı zamanda, ürünlerini pazara ulaştırmasında kullanacağı ana stratejileri belirler.

Taşımacılık

Taşımacılık, tedarik zinciri içerisinde hammaddeden nihai mala kadar tüm ürünlerin farklı tesisler arasında hareketi olarak tanımlanmaktadır. Taşımacılıkta hız ve verimlilik taşıma şeklinin seçilmesinde önemli rol oynar. Hızlı bir taşımacılık yolu olan uçaklar hızlı cevap verebilir olmasına rağmen oldukça pahalıdır. Daha yavaş tercih olan gemi ve demiryolu ise maliyet açısından oldukça verimli olmalarına rağmen uçak kadar hızlı yanıt verebilir değildirler. Taşımacılık maliyeti, tedarik zincirinin operasyon maliyetinin nerdeyse üçte birini oluşturduğu için taşımacılıkla ilgili verilecek kararlar oldukça önemlidir. İşletmelerin seçebileceği 6 farklı taşımacılık alternatifi vardır:

Gemi: Maliyet açısından oldukça verimli olmasına rağmen en yavaş taşımacılık yoludur. Ayrıca sadece denizlere yakın ve limanların olduğu yerleşimler arasında kullanılabilmesi önemli bir kısıttır.

Tren: Maliyet açısından oldukça verimli olmasına rağmen yavaş bir taşımacılık yoludur. Yalnızca demiryolu olan yerleşimlerde kullanılabilir.

Boru hatları: Verimli olabilir ancak sadece su, petrol, doğalgaz gibi sıvı ve gaz ürünlerin taşınmasında kullanılabilmektedir.

Kamyonlar: Hızlı ve esnek bir taşımacılık şeklidir, her yere gidebilirler. Petrol fiyatları ve yolların durumu taşımacılık maliyetinde değişkenliğe sebep olabilir.

Uçaklar: Hızlı ancak en pahalı taşımacılık şeklidir. Havaalanı olanakları kısıtlayıcı olabilir.

Elektronik taşımacılık: En hızlı ve en verimli taşımacılık şeklidir. Ancak sadece elektrik enerjisi ve veri hareketinde kullanılabilir.

Taşımacılık yolunun seçiminde genel kural: ürünün değeri yüksekse hızlı olan taşımacılığı, ürünün değeri düşükse yavaş ve verimli olan taşımacılık yolunu seçmektir.

Bilgi

Bilgi diğer dört tedarik zinciri unsuruyla ilgili karar vermede taban oluşturur. Bilgi, tedarik zincirindeki tüm faaliyet ve operasyonlar arasında bağ kurmayı sağlar. Bu bağ ne kadar güçlü olursa, tedarik zincirindeki firmalar kendi operasyonlarıyla ilgili o kadar iyi kararlar verirler. Tedarik zincirinde bilgi iki amaç için kullanılır:

Diğer dört tedarik zinciri unsurunun işlemesiyle ilgili günlük faaliyetlerin koordinasyonu: Tedarik zincirindeki şirketler ürün talep ve arzıyla ilgili eldeki verileri kullanarak haftalık üretim planları, envanter seviyeleri, ulaşım rotaları ve stoklama bölgeleri ile ilgili kararlar verirler.

Gelecek taleplerin tahmini ve karşılanması için tahmin ve planlama yapılması:

Aylık ya da çeyrek dönemlik üretim çizelgelerinin hazırlanmasında ve yeni tesisler kurmak, yeni bir pazara girmek ya da olan bir pazardan çıkmak gibi stratejik kararların verilmesinde kullanılır. Bir işletmede talebi karşılayabilmek ile verimlilik arasında karar verilirken iyi bilginin sağlayacağı yararlar ile bu bilgiyi elde etmenin maliyeti arasında bir karşılaştırma yapılır. Yeterli ve doğru bilgi etkin operasyon kararları vermeyi ve daha iyi tahmin yapmayı sağlarken, bu tarz enformasyonu sağlayacak sistemleri kurmak ve işletmek çok maliyetli olabilir. Bir bütün olarak tedarik zincirinde, işletmeler talebi karşılama ve verimlilik ikilemini dengeleyebilmek için zincirdeki diğer işletmelerle ne kadar bilgi paylaşacaklarına ve hangi bilgiler için erişimi engelleyeceklerine karar vermek durumundadırlar. Zincirdeki işletmeler ürün tedariki, müşteri talebi, pazar tahmini ve üretim planlarına yönelik bilgileri ne kadar fazla paylaşılırsa tarafların talebi karşılama oranı da o denli yüksek olur. Ancak işletmelerin bilgiyi rakiplere karşı kullanması yönündeki kaygılar göz önüne alınarak bu açıklık dengelenmelidir. Zira bu yolla artan rekabetin getireceği potansiyel maliyetler, işletmelerin karlılığını olumsuz yönde etkileyebilir.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s