Jean-Le-Rond D’Alembert (1717-1783 )

Jean-Le-Rond D’Alembert (1717-1783 )

On yedinci yüzyılın . sonları ve on sekizinci yüzyılın başlarında Fransızların, Ingilizlerin Newton’u ya da Almanların Leibniz’iyle “karşılaştırılabilecek bir matematikçileri yoktu. Ne var ki, XIV. Louis’nin hükümranlığının son dönemlerindeki vasat Fransız matematiğinin ardından tüm zamanların en parlak dönemlerinden biri geliyordu. Hem de ne Britanya’dan ne de Almanya’ dan büyük bir matematikçinin ortaya çıkmadığı bir dönemde. On sekizinci yüzyıl Fransız matematiğinin çıkardığı yıldızların ilki d’ Alembert genellikle Euler’le anlaşmazlık içindeydi. Euler, d’Alembert’e kıyasla daha güçlü bir matematikçi olmasına karşın d’ Alembert’in görüşlerinden sık sık yararlanırdı. Oysa matematik d’ Alembert’in ilgi alanlarından yalnızca biriydi. D’ Alembert, uluslararası bir hareket olmasına karşın Fransa’da özel bir anlam kazanan Aydınlanma’nın önde gelen isimlerinden biriydi. Jean-le-Rond d’ Alembert 17 Kasım 1 7 1 7’de Paris’te dünyaya geldi, yani Euler’den on yaş küçüktü. Ünlü salon hanımefendisi ve döneminin romancısı, Tencin Markizi Claudine-Alexandrine Guerin ile süvari subayı Şövalye Louis-Camus Destouches-Canon’un öz oğullarıydı. Rahibelikten ayrılmış olan annesi yeniden manastıra dönmek zorunda kalmanın verdiği endişeyle yeni doğmuş çocuğunu Notre Dame Katedrali’ndeki manastırın merdivenlerine bıraktı. Ne var ki, babası Picardie’de büyütülen ve bulunduğu kilisenin adıyla vaftiz edilen çocuğun izini sürdü. Destouches-Canon oğlu için Paris’te Rousseau adında bir zanaatkar ve eşinin yaşadığı bir ev buldu. D’ Alem bert kırk yedi yaşına dek bu aileyle birlikte yaşadı, en iyi bilimsel ve edebi eserlerini de bu çatı altında üretti. Destouches-Canon aynı zamanda çocuğun eğitimiyle de ilgilendi. Destouches-Canon ölümüyle, o zaman yalnızca dokuz yaşında olan oğluna yaşamının sonuna dek kullanacağı mütevazı bir gelir bıraktı. Pek de erdemli bir yaşantı sürmeyen annesi oğluyla hiç ilgilenmedi. D’Alembert adı Alman Darenberg’in Fransızca karşılığı olabilir ama böyle olsa bile bu durumun ne anlama geldiği bilinmiyor. D’ Alembert, klasik eğitimin” ve retoriğin dahil olduğu normalden daha fazla matematik eğitimi sunan bir öğretim programına sahip Cizvit okulu College des Quatre Nations’a (kimi zaman kurucusu Mazarin’in adıyla anılır) girdi. Geleneklere aykırı olarak bu okulda matematik dersleri Latince değil Fransızca yapılırdı. Genç adam okulun mükemmel kütüphanesinden epeyce yararlanmıştı. 1735’te bakaloryasını aldıktan sonra öğretmenlerinin tüm ikna çabalarına karşın dini bir meslek yaşantısına karşı çıktı. Matematikçi olmaya karar vermeden önce bir süre hukuk ve tıp eğitimi aldı. Neredeyse hiç resmi eğitim almamış olmasına karşın anlaşılan kendi başına yaptığı çalışmalar sayesinde yalnızca Newton’un değil, Eski Akdeniz uygarlıklarıyla ilgili dil, edebiyat, felsefe, tarih, sanat ve arkeoloji eğitimi. L’Hospital ve özellikle Bernoulli’ler olmak üzere zamanının diğer matematikçilerinin çalışmalarına da aşinaydı. D’ Alembert 1 739’da yirmi iki yaşındayken Paris’teki Academie Royale des Sciences’a ilk tebliğini gönderdi. Sonraki iki yıl boyunca akademiye, diferansiyel denklemlerin integralinin alınma yöntemleri ve cisimlerin sürtünmeli ortamlardaki hareketine ilişkin beş tane daha tebliğ gönderdi. Tebliğlerine yanıt, kendisinden yalnızca dört yaş büyük olmasına karşın akademi üyesi olan Alexis Clairaut’dan geldi. D’Alembert’in akademi üyeliğine seçilmek için yaptığı birkaç girişim ancak 1 7 41 ‘de olumlu sonuç verdi. D’ Alembert iki yıl boyunca rasyonel mekanik (günümüzde kuramsal mekanik olarak adlandırılıyor) konusunda çok çeşitli problemler üzerine çalışarak Traite de dynamique (Dinamik Üzerine) adlı eserini yayımladı. Bu ünlü eserinde d’ Alembert, Newtoncu ilkelere dayanarak mekaniğin yeni bir dalını açıklamaya çalışmıştı. Bilimsel incelemenin ilk bölümünde kendisine ait üç hareket yasasını ortaya koydu.

Her durumda semboller yerine sözcüklerle ifade edilen Newton yasalarını zamanının diğer araştırmacıları gibi sadece uyarlamakla kalmadı; ilk iki yasanın, fizikselden ziyade matematiksel bir akıl yürütmeyle uzay-zamanın temel düşüncelerinden kaynaklandığını gösterdi. Üçüncü yasaya gelene dek fiziksel kabuller yapmamıştı. Momentumun korunumunu dolaylı olarak kabul ederek kuvvet kavramından uzak durdu. Kendi adını taşıyan ilke, Daniel Bernoulli’nin çalışmasında bulunabilir. Bu ilke daha çok, Newton yasalarının kullanılması için sunulan daha kullanışlı bir kural görünümündedir ve aslında mantıksal olarak bu yasalardan kaynaklanmamıştır. D’ Alembert 1744’te akışkanlar mekaniğiyle ilgili o zamanın belli başlı problemleri hakkında rehber niteliğindeki Traite de l’equilibre et du mouvement des fluides (Akışkanların Hareketi ve Dengesi Üzerine) adlı eserini yayımladı. Clairaut da aynı yıl içinde benzer bir eser yayımlamıştı. D’ Alembert’in bir sonraki eseri Reflexions sur la cause generale des vents (Rüzgarların Genel Nedenleri Üzerine Düşünceler) hatalı kabuller üzerine dayansa da matematiksel fizikte ilk kez olarak kısmi diferansiyel denklemler kullanılmıştı. Bu eser, yöntemlerinin Euler tarafından mükemmelleştirildiği durumlardan yalnızca biriydi. Bir diğeri ise fizikte ilk kez dalga denklemlerini gördüğümüz ( doğru olmayan) titreşen teller kuramıydı. Daha sonra d’Alembert gökcisimleri mekaniğine yönelerek 1 749’da Recherches sur la precession des equinoxes et sur la nutation de la terre (Ilım Noktalarının Yalpalaması ve Yer Ekseninin Dalgalanması Üzerine) adlı büyük eserini yayımladı. Dalgalanma (üğrüm) Ay’ın etkisiyle Dünya ekseninde gerçekleşen yalpalamadır. Sonraki on yıl boyunca d’ Alem bert bir önemli bilimsel eser daha kaleme aldı. Bu eser, 1754-56 yılları arasında yazılan üç ciltlik Recherches sur differentes points importantes du systeme du monde (Yer Sisteminin Değişik Önemli Noktaları Üzerine Araştırmalar) idi. Esas olarak Ay’ın hareketlerine adanmış olan eser kısmen, Clairaut’nun görüşleri karşısında iddialarının özgünlüğünü korumaya yönelikti. Çoğu zaman olduğu gibi d’ Alembert’in kuramı daha iyiydi ama Clairaut’nun yöntemleri gökbilimciler açısından daha kullanışlıydı.

Mütevazı bir başlangıçtan sonra zirveye ulaşmış olduğundan d’ Alembert bu konumunu kaybetmek istemiyordu. Akademideyken rakiplerinin önüne geçebilmek için çok fazla mücadele etmesi gerekmişti. Ya şans eseri ya da içindeki rekabetçi duygu nedeniyle d’ Alembert her zaman diğer ünlü matematikçilerle ilk başlarda Clairaut, daha sonra Daniel Bernoulli ve Euler aynı problemler üzerinde çalışıyor olurdu. Hep önceliğini kaybetme korkusu yaşardı. Çalışmasının anlam ve öneminin sorgulandığı aceleyle hazırlanmış yayınlar yaptığı dönemlere girerdi. Euler en yeteneklileri olsa da bu diğerlerinin önemli katkılar yapmadığı anlamına gelmemektedir. Euler’in önceliğe sahip olmak gibi bir derdi olmadığından başka insanların yaptığı katkıları takdir etme konusunda da biraz kayıtsız davranır, insanların gücenmesine neden olurdu. D’ Alembert’in canının sıkılmasında haklı gerekçeler olsa da o enerjisini kuramlarının hak ettiği açıklamaları yapmak yerine kısır tartışmalarda tüketirdi. En başarılı düşüncelerinden pek çoğu, Euler bunları yeniden ele alıncaya dek anlaşılamamıştı. D’Alembert Preussischen Akademie der Wissenschaften’in düzenlediği ödüllü bir yarışma için akışkanlar mekaniği üzerine bir inceleme sundu ama eseri en iyi çalışma olarak değerlendirilse de ödüle layık görülmedi. D’ Alem bert bu karardan Euler’i sorumlu tuttu. Zaten araları iyi olmayan ikilinin ilişkisi daha da bozuldu. Söz konusu inceleme “Akışkanların Direncine İlişkin Yeni Bir Kuram Denemesi” adıyla 1 752’de yayımlandı. Bu denemede d’Alembert hidrodinamik diferansiyel denklemlerini bir vektör alanı cinsinden ifade ederek hidrodinamik paradoksu tanımladı. Bir kez daha d’Alembert, Clairaut, Daniel Bernoulli ve Euler aynı konu üzerinde çalışıyorlardı. Bu dörtlüden her biri bir diğerini etkilemişti. Diğer konularda iyi bir yazar olmasına karşın (Voltaire’e göre çağının en iyisi) yaptığı matematiği çok seyrek olarak iyi bir biçimde sunardı. D’ Alembert’in matematiksel düşü ncelerini açıklamaya yönelik dikkat eksikliğinin bir nedeni de zamanının entelektüel yaşamının pek çok alanında yer almasıydı. 1 740’lı yıllarda zamanının sosyal ve entelektüel kabullerine yönelik eleştiri dalgasına katılarak philosophes olarak bilinen entelektüel grubun bir parçası oldu. Bu çevrelerde matematik büyük bir itibar görüyordu. Newton’un gezegenlerin hareketini açıklamadaki başarısının ardından ussal sorgulamanın matematiksel bir model aracılığıyla tüm bilginin düzgün bir şekilde düzenlenebileceği ve insan ilişkilerinde de düzgün bir yönetimin sağlanabileceği umut ediliyordu. Aydınlanma olarak bilinen, bilginin yeniden düzenlenme ve ussal zeminlerde değerlendirilme hareketi özellikle Fransa’da çok güçlüydü. Fransa’da bu hareket, dinin içindeki batıl inançlara saldırmanın, hukukta reforma gidilmesinin ve daha sonra mevcut kurumların alaşağı edilmesinin bir yolu olarak görülüyordu. D’Alembert philosophes’lerin pek çoğunun da yaptığı gibi her gün sabah ve öğleden sonraları çalışıyor, akşamları da salon toplantılarına katılıyordu. Anlam dolu bir yüze sahip nazik yapısı, ince sesi, hoşsohbet oluşu, taklit yeteneğiyle neşeli ve esprili biri olarak tanınırdı. Kırk yedi yaşında büyüdüğü evden ayrılırken “Memeden kesilmemin zamanı geldi,” demişti. Aydınlanma yalnızca konuşmadan ibaret değildi. En somut kazançlarından biri 1 745 ile 1 772 arasında yayımlanmış ve Denis Diderot tarafından düzenlenmiş on yedi ciltlik Encyclopaedia 1 8 idi. D’ Alembert bu büyük eserin etkili giriş yazısında bilginin birliği üzerine olan düşüncelerine özet halinde yer verdi. Bu yazı Encyclopaedia’nın başarısında büyük ölçüde etkili olurken d’Alembert’in 1 754’te Academie Royale des Sciences’ın edebiyat alanındaki karşılığı Academie Française’e seçilmesinin de başlıca sebebiydi. D’ Alembert on sekiz yıl sonra bu saygın kurumun secretaire perpetuelle’i (daimi sekreteri) seçildi. Görevlerinden biri akademi üyelerinin ölümlerinin ardından resmi konuşmaları hazırlamaktı. Tüm çabalarına karşın görev yaptığı dönem içinde Academie Française edebi açıdan kayda değer bir şeyler üretme konusunda pek de başarılı olamadı. D’ Alembert bir süreliğine bilimsel editörlüğünü yaptığı Encyclopaedia’da çok sayıda matematik makalesi kaleme aldı. Konuyu üç ana kola ayırmıştı: Soyut, soyut ve uygulamalı arası ve fiziksel matematik. Soyut matematikte aritmetik ve geometri yer alıyordu; soyut ve uygulamalı arası matematik mekanik, geometri, optik, akustik, pnömatik ve sav oluşturma sanatı ya da başka bir deyişle şans oyunlarından oluşuyordu; fiziksel matematikte ise matematiksel hesaplama deneye uygulanarak kesinliği geometrik doğruluğa yakın olan fiziksel çıkarımlar elde edilmeye çalışılıyordu. Encyclopaedia’cılar arasında bir ayrılık baş gösterdi. Bir tarafta Diderot başkanlığındaki materyalistler, diğer tarafta ise Voltaire’in başını çektiği daha ılımlı bir grup yer alıyordu. Diderot bir yandan sıradan matematiğin “elverişsizliğine” karşı çıkarken saçma psödo-matematiksel bir temel oluşturduğu biyolojiye meyletti. D’Alembert Voltarie’in tarafında yer alarak 1 758’de Encyclopaedia ile ilişkisini kesti. 1760’lı yıllara gelindiğinde entelektüel akım matematikten uzaklaşmaya başlamıştı. D’Alembert hala matematikle ilgilenen bir diğer philosophe, olasılık kuramcısı Condorcet’yle bu alanda yalnız kaldıklarını gördü. 1780’e dek geçen yirmi yıllık dönem boyunca d’Alembert her türlü konuya ilişkin denemelerinin yer aldığı Opuscules mathematiques (Matematik Yapıtları) adlı bir dizi yayımladı. Bu eserdeki denemeler d’ Alembert’in büyük ölçüde daha önce yazmış olduklarının üzerinden geçerek geliştirdiği yazılardı. D ‘ Alembert çok az seyahat etmişti. Yalnızca bir kez, 1 764’te II. Friedrich’in sarayına yaptığı gezi için çok kısa süreliğine Fransa’dan ayrıldı. Prusya kralı, Fransız olan pek çok şeyden büyüleniyordu. Çocukken Fransızca öğrenmiş, Alman dilinde hiçbir zaman yetkinleşmemişti. XIV. Louis’nin dilini kültür dili olarak görüyor, Almancayı kaba buluyordu. Prusya tahtına oturduktan çok kısa bir süre sonra Preussischen Ak ademie der Wissenschaften’in kurulmasıyla ilgilenmesi dostu Voltaire sayesindeydi. Voltaire’in tavsiyesiyle d’ Alembert’i akademinin başına getirmeye çabaladı ama d’ Alembert bu onuru geri çevirerek yerine Euler’i önerdi. Bu durum ikilinin arasında oluşan ayrılığın az da olsa azalmasını sağladı. D’Alembert bilimsel konuların yanı sıra hukuk ve din üzerine de yazılar yazdı. Ziyaretine gittiği Voltaire’in etkisiyle isimsiz olarak tahrik edici bir kitap yayımladı. Kitapta Janseniusçuların ve Cizvitlerin baskılanmasını talep ediyordu. Sosyal felsefeci Jean-Jacques Rousseau’yla çatıştı. Müzik üzerine özellikle de besteci Rameau’nun müzik yapısı hakkındaki düşünceleri üzerine yazdı. Bu yaptıklarının bilimle pek ilgisi olmasa da bize onun geniş bir yelpazedeki ilgi alanlarıyla ilgili bir fikir vermektedir. Hayatının aşkı, Madame du Deffand’ın kuzini Julie de Lespinasse idi. D’ Alembert Deffand’ın salon toplantılarının müdavimlerindendi. Salon üyelerinin ayartılmasıyla ilgili bir tartışmanın ardından Julie, d’ Alembert’in de yardımıyla kendi salonunu kurdu. Çiçek hastalığına yakalanan Julie, d’Alembert’in hastalık boyunca gösterdiği ilgi sayesinde yeniden sağlığına kavuştu. 1 765’te bu kez d’ Alembert hastalandığında Julie onu yetiştirildiği evden ayrılması ve onun yanına taşınması konusunda ikna etti. Sonraki on yıl boyunca d’ Alem bert’ in yaşamı J ulie’nin salonu çevresinde geçtiğinden, Julie’nin 1776’daki ölümü onun için büyük bir darbe oldu. Birlikte oldukları zaman boyunca Julie’nin başka bir erkekle de tutkulu bir ilişki içinde olduğunu göz önüne seren mektupları görmesiyle yaşadığı acının yanında bir de kendini küçük düşürülmüş hissetti. D’Alembert yaşamının son yedi yılını Louvre’daki küçük ve hayli kasvetli bir dairede geçirdi. Bu daire kendisine Academie Française’in daimi sekreteri olmasından dolayı verilmişti. Hala tek ilgi alanı olmasına karşın matematik yapamaz bir durumdaydı. Yalnız ve acı içinde matematiğin geleceğiyle ilgili umutsuzluğa kapıldı. Yine de genç matematikçileri desteklemek ve cesaretlendirmek için elinden geleni yapıyordu. Son yıllarının en önemli başarısı mekanikte kendi çalışmalarıyla boy ölçüşebilecek çalışmalar ortaya koyan Lagrange ve Laplace’ı matematiğe kazandırmasıydı. D’ Alembert’in bildiği mekanik kuramını fiilen sona erdirecek olsalar da öğrencilerinin gelecekteki başarılarını öngörmesi kendisini az da olsa tatmin etmiş olsa gerek. Öngörememiş olacağı bir şeyse çalışmalarında küçük bir ayrıntı olarak kullandığı karmaşık sayıların bir sonraki yüzyılda yoğun bir şekilde kullanılacak olması ve matematiğin on sekizinci yüzyıl düşünce sisteminin koyduğu sınırları aşacak olmasıydı. Jean-le-Rond d’Alembert 29 Ekim 1 783’te altmış beş yaşındayken Euler’den yalnızca birkaç hafta sonra yaşamını yitirdi. Belki de çok uzun yaşadı. Ondan önce yaşamını yitiren diğer pek çok philosophes ve 1780’li yıllarda hala hayatta olanlar artık bir zamanlar oldukları gibi genç, heyecanlı devrimciler değillerdi. Elde ettikleri politik başarılar somut sonuçlara yol açmadı. Yine de büyük ölçüde Diderot’nun da belirttiği gibi genel düşünme şeklini değiştirmiş ve belki de Fransa’daki entelektüel yaşam üzerinde olumlu etkiler yapmıştı. Derlenen edebiyat eserleri yayımlanırken, matematik çalışmaları yayımlanmamıştı. D’ Alembert, Descartes geleneğinden gelen bir matematikçi ve Euler’e pek de benzemeyen bir bilgindi. Bir zamanlar belirttiği gibi matematiğin kesinliği, ilgilendiği şeylerin basitliğinden ileri geliyordu ve d’ Alembert bu düşüncesini doğayla ilgili görüşleriyle ilişkilendiriyordu. Bununla birlikte bu, sadece bir soyut matematikçinin görüşü değildi; aynı zamanda pek çok uygulamayı da kapsıyordu. Olasılık problemleri, olası yaşam süresi ve bunun gibi pek çok konuyla ilgileniyordu. Fonksiyonların limitleri ve serilerin yakınsamasıyla ilgili düşünceleri zamanının çok ötesindeydi ve analiz matematiğinin en nihayetinde temellerinin oturduğu ana kavram yani diferansiyeli bir fonksiyonun limiti olarak görme konusunda da zamanında tekti. Ne yazık ki ortaya koyduğu yaklaşım çağdaşlarınca diferan siyelin doğasını açıklamakta diğer yöntemlerden daha açıklayıcı olarak kabul görmedi. Son olarak d’ Alembert, zamanı dördüncü boyut olarak kabul eden tarihteki ilk kişi olarak görünüyor. 1754’te şöyle yazmıştı: “Daha önce üç boyuttan fazlasını düşünmenin mümkün olmadığını söylemiştim. Çok zeki bir tanıdığım zamanın da pekala dördüncü boyut olarak kabul edilebileceğine, zaman ile hacmin çarpımının bir şekilde dördüncü boyutun bir sonucu olabileceğine inanıyor; bu düşünceye karşı çıkılabilir ama bana öyle geliyor ki en azından getirdiği yenilikle değer verilmeyi hak ediyor. ” D’Alembert’in bu zeki tanıdığının kendisi olduğu düşünülmektedir.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s