Vergi Yükümlüsü Nedir?

Genel Vergi Hukuku: Vergi Yükümlüsü Nedir?

Günlük dilde “vergi ödevlisi” ile “vergi yükümlüsü” eş anlamlı kullanılmaktadır. Vergi yükümlülerinin, vergi borcunu ödeme ödevi Anayasa’nın 73’üncü maddesinin 1’inci fıkrasında “Herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, mali gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür.” biçiminde açıkça ifade edilmiştir. O hâlde vergi yükümlüsünün, vergi ödevi ilişkisindeki temel ödevi vergi borcunu ödemektir. Yine Anayasa’nın 73’üncü maddesinin 3’üncü fıkrasında ifadesini bulan vergilerin yasallığı ilkesi uyarınca, vergilendirmeye ilişkin tüm asli unsurların bu bağlamda da yükümlü sıfatının yasayla belirlenmesi gerekir. Nitekim, Türk Vergi Sistemi’nde her bir vergi kanununda verginin yükümlüsü özel olarak tanımlanmıştır. Söz gelimi gelir vergisinin yükümlüsü, Gelir Vergisi Kanunu’nun 1’inci maddesinde gelir elde eden gerçek kişi, emlak vergisinin yükümlüsü, Emlak Vergisi Kanunu’nun 3’üncü maddesinde gayrimenkulün maliki olarak belirlenmiştir.

Vergi yükümlülüğünün kanundan doğması, yükümlüyü değiştirmeye veya yükümlülüğün devrine yönelik sözleşmelerin vergi idaresini bağlamaması sonucunu beraberinde getirmiştir. Diğer bir söyleyişle, yalnızca kanundan doğabilen vergi yükümlülüğü, kural olarak sözleşmeyle devredilemez. Ancak bu amaçla yapılan sözleşmeler, sözleşmenin tarafları arasında, iç ilişkide hüküm ve sonuç doğurabilir fakat böyle bir sözleşme mevcut olsa dahi vergi idaresi yükümlüyü muhatap alır. Bu işleyiş VUK m. 8/3’de “Vergi kanunlarıyla kabul edilen hâller müstesna olmak üzere, mükellefiyete veya vergi sorumluluğuna müteallik özel mukaveleler vergi dairelerini bağlamaz.” şeklinde ifade edilmiştir. “Vergi yükümlüsü”, Vergi Usul Kanunu’nun 8’inci maddesinin 1’inci fıkrasında, “vergi kanunlarına göre kendisine vergi borcu terettüp eden gerçek veya tüzel kişidir” biçiminde tanımlanmıştır. Vergi yükümlülüğü, vergiyi doğuran olayın gerçekleşmesiyle ortaya çıkar. Vergi yükümlüsünün vergi borcunu ödeme ödevi (maddi ödev) yanında vergi hukuku ilişkisinden kaynaklanan ve yukarıda da değinilen birtakım şekli ödevleri de bulunur. Vergi yükümlüsünün şekli ödevleri, VUK’un “Mükellefin Ödevleri”(m. 153-257) başlıklı ikinci kitabında ve özel vergi kanunlarında belirtilmiştir. Bu nedenle, vergi yükümlüsü yalnız maddi ödevlerle değil şekli ödevlerle de yükümlendirilmiş vergi ödevlisidir.

Bu noktada, vergi yükümlüsü, “vergiyi doğuran olay şahsında gerçekleşmiş, vergi hukuku ilişkisinden doğan maddi ve şekli ödevleri olan kişiler” olarak tanımlanabilir. Vergi yükümlüsünün ödevi, maddi ve şekli ödevler bütününden oluşabileceği gibi, sadece şekli ya da sadece maddi ödevden de ibaret olabilir. Gerçekten bazı durumlarda vergi yükümlüsünün yalnızca şekli ödevleri bulunmaktadır. Söz gelimi, Gelir Vergisi Kanunu’nun 85’inci maddesinin 2’nci fıkrasına göre tacirler, çiftçiler ve serbest meslek erbapları, ticari, zirai ve mesleki faaliyetlerinden kazanç temin etmemiş olsalar bile yıllık beyanname vermekle mükelleftirler. Benzer hükümler Gider Vergileri Kanunu’nun 47’nci maddesinin e bendi ile Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 40’ıncı maddesinin 3’üncü fıkrasında da yer almaktadır. Görüldüğü üzere, burada belirtilen yükümlülerin vergi borcu ödevi (maddi ödev) bulunmamasına rağmen şekli bir ödev olan beyanname verme ödevi bulunmaktadır. Vergi Usul Kanunu’nun 160’ıncı maddesinde düzenlenen “işi bırakma”yı bildirme ödevi de yükümlünün yalnızca şekli ödevli olmasının vergi mevzuatımızdaki örneklerinden biridir. Vergi yasaları uyarınca vergi yükümlülerinin bazı durumlarda sadece vergi borcu ödevi ile yükümlendirildiği, bu ödev dışında hiçbir şekli ödevinin bulunmadığı durumlar da söz konusu olabilmektedir. Örneğin, Harçlar Kanunu’na göre yükümlülerin maddi ödevleri dışında herhangi bir şekli ödevi bulunmamaktadır. Yine VUK’nun 10’uncu maddesinde belirtilen küçükler ve kısıtlılar yalnız maddi ödevi olan vergi yükümlüleridir. Zira, bu yükümlülerin şekli ödevleri, duruma göre, veli, vasi veya kayyım tarafından yerine getirilir. Vergi yükümlülüğünün iki ana unsuru vardır: Bu unsurlardan ilki, vergiyi doğuran olayın yükümlünün şahsında gerçekleşmiş olmasıdır. İkincisi ise vergi borcunu ödemek zorunda olmasıdır. Bu iki unsurdan birincisi, vergi yükümlülerini diğer vergi ödevlilerinden ayıran temel ölçüttür.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s