İçme Kullanma Sularının Temizliği ve Güvenilirliği Sağlanması

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

Günümüzde kentleşme ve nüfus artışı su gereksinimin artmasına neden olmakta, bununla birlikte çevresel birçok etkenle suyun kirlenmesi nedeniyle topluma kesintisiz ve yeterli miktarda temiz ve güvenilir içme-kullanma suyunun sağlanmasında zorluklar yaşanmaktadır. Bu nedenle suların içme-kullanma suları kalitesinde topluma verilebilmesi için renk, koku, mikroorganizma ve kimyasal maddeler yönünden dünya genelinde kabul görmüş ölçülere uyumlu hâle getirilmesi gerekmektedir. Bu çalışmalara “içme suyu arıtma işlemleri” denir. Su kaynaklarının işlenerek içilmeye hazır hâle getirilmesinde çeşitli yöntemler kullanılmaktadır. Bu yöntemler yüzeysel sular için daha önemli olmakla birlikte, yeraltı suları için de kullanılabilir. Sular için uygulanan genel su arıtma işleminin aşamaları şu şekilde özetlenebilir:

a. Süzme Suyun dal, odun, taş vb. makroskobik katı parçaların elek veya süzgeç yardımıyla tutulmasıdır. Elek veya süzgeçlerin devamlı temizlenmesi gerekir.

b. Flokülasyon (veya koagülasyon) Suya şap (Al SO4) veya metal tuzları ilave edilir, sudaki daha küçük katı parçaların / partiküllerin / tozların bir araya gelmesi sağlanır.

c. Sedimentasyon (Çöktürme) Flokülasyonla bir araya gelen parçacıkların yer çekiminin etkisi ile suyun içinde bulunduğu tankın / havuzun dibine çöktürülmesi işlemidir.

d. Filtrasyon

Çöktürülen suyun yavaş veya hızlı bir şekilde kum filtreleri veya aktif kömür filtrelerinden geçirilmesi işlemidir. Bu işlemde sedimentasyon sonucunda hâlen uzaklaştırılamayan katı partiküller sudan ayrıştırılmış olur. Ayrıca bu filtrelerin suyla ilk temas eden yüzeylerinde bu katı parçacıklar ile parazitler ve bunların yumurta, kist veya ookistlerinden bir tabaka oluşur. Bu tabakada daha sonra gelen suyun içindeki mikroorganizmaları ve bunların ürünlerinin tutulmasına neden olur. Bu nedenle filtrasyon bir çeşit biyolojik arıtma olarak kabul edilebilir.

e. Havalandırma:

Suyun hava ile temasının sağlanmasıdır. Birkaç yolla yapılabilir.
• Suyun, şelale gibi, belli bir yükseklikten akıtılması,
• Fıskiyeli havalandırıcılar ile suyun havaya püskürtülmesi,
• Beton havuz tabanına yerleştirilen delikli borular veya gözenekli tüplerden basınçlı hava verilerek kabarcıklı havalandırma,
• Değirmen kanatları veya türbin gibi mekanik havalandırıcılar ile havalandırma,

Havalandırmada amaç, suyun içiminin hoş olmasını sağlayan oksijenden zenginleştirilmesi, içeriğinde yer alabilen karbondioksit, hidrojen sülfür, metan, uçucu diğer kimyasal maddelerin giderilmesidir.

f. Dezenfeksiyon

Sudaki mikroorganizmaları etkisiz hâle getirmek için uygulanan işlemlerdir. Ayrıca arıtılan suya, dağıtım sistemine verilmeden önce şebekedeki hasarlanmalar ve diğer nedenlerle meydana gelebilecek mikrobiyolojik kirliliğin önlenmesi, rezidüel korumanın sağlanması için en uygun dezenfektan eklenmesi işlemidir. Bunun yanı sıra dağıtım sistemi içerisinde belirli aşamalarda (depo vb.) yeniden dezenfeksiyon gerekebilir. İçme ve kullanma sularının dezenfeksiyonundaki amaç, sağlık açısından zararlı olabilecek patojen mikroorganizmaların etkisiz hâle getirilmesidir. Dezenfeksiyon fiziksel ve kimyasal olarak ikiye ayrılır. Suların dezenfeksiyonunda bireysel olarak kaynatma, iyot uygulama gibi kullanılabilen çok sayıda yöntem varken, şebeke sistemlerinde toplumsal amaçlı dezenfeksiyon sistem ve maddeleri daha kısıtlıdır. Sularda kullanılacak dezenfektan madde ve yöntemin seçim ilkeleri şunlardır:

• Suyun özelliğine uyumlu (pH) olmalı,
• Sudaki patojenlere karşı çok yönlü etki göstermeli (bakterisit, virüsit, fungüsit, algisit vb),
• Uygun sürede mikroorganizmaları yok edebilmeli,
• Maliyeti karşılanabilir ve sürdürülebilir nitelikte ekonomik olmalı,
• İnsanlara toksik etkisi olmamalı,
• Depolanması, taşınması ve uygulanması kolay olmalı,
• Suda yeterli süre kalabilmeli (rezidüel etkinlik),
• İşlem sonunda kolay ölçülebilir kalıntıları olmalıdır.

Kullanılacak dezenfeksiyon yönteminin seçimi sırasında dezenfekte edilecek suyun dağıtımının yapılacağı şebeke sisteminin başlıca özellikleri hakkında bilgi sahibi olunmalıdır. Örneğin şebeke bütünlüğünün tam olduğu ve sürekli kontrol altında olduğu bölgelerde içme ve kullanma amacıyla yeraltı suları dezenfekte edilecekse, seçilecek dezenfektanda aranılacak temel özellik birincil bakterisid etki olmalıdır. Ancak aynı bölgede yüzeysel su kaynakları kullanılıyorsa seçilecek dezenfektanın bakterisid etkinliğinin yanı sıra parazit ve virüslere karşı da etkili olması, ayrıca renk ve koku giderici etkinliğinin bulunması istenmelidir. Şebeke bütünlüğünün tam olmadığı, su kaçaklarının ve tesisat arızalarının yaygın olduğu bölgelerde ise estetik parametreler ikinci planda olmalı ve öncelikle birincil dezenfeksiyon etkinliği ve rezidüel koruyucu etkinliği yüksek dezenfektanlar seçilmelidir.

Bir Cevap Yazın