Osmanlı’da Millet Sistemi Nedir?

Osmanlı Devleti’nde toplumun temelini Müslüman Türkler oluşturmaktaydı. 14. yüzyıldan itibaren sınırların genişlemesiyle toplumun içine Rum, Ermeni, Bulgar, Sırp, Boşnak, Arnavut, Macar gibi toplumsal gruplar girmeye başlamıştır. Osmanlı Devleti’nde hâkimiyet sınırların genişlemesi sonucunda toplum içindeki insanlara sosyal statüler kazandırmıştır. Osmanlı Devleti toplum yapısı itibariyle değişik dinlere ve kültürlere sahip unsurları barındıran bir millet hâline gelmiştir. Osmanlı sınırlarının genişlemesiyle toplum yapısının temelini oluşturan halk Müslüman ve gayrimüslim olarak sınıflandırılmıştır. Bu ayrışma sadece dinî yaşama dayanmakta olup diğer sosyal statülerinde bir değişiklik söz konusu değildir.

Ümmet ve Millet Kavramı

Osmanlı Devleti’nin hâkim olduğu Rumeli topraklarında 15 ve 16. yüzyıllarda tahrir ve cizye defterlerindeki sayılara göre nüfusun dağılımı yaklaşık olarak belirlenmiştir. Cizye defterlerine göre 1490’lı yıllarda Balkanlar’da 674.000 hane halkı yani yaklaşık dört milyon civarında gayrimüslim nüfus yaşamaktaydı. Osmanlı Devleti toprakları üzerinde yaşayan Müslümanları İslam düşünce geleneklerine göre ümmet anlayışı içerisinde değerlendirmiştir. Gayrimüslimler ise Osmanlı düşünce sistemi içinde millet anlayışı içinde değerlendirilmiştir.

Millet Sistemi ve Toplum İdaresi

Osmanlı Devleti’nin kuruluşundan itibaren Müslümanlar ile gayrimüslimler iç içe yaşamışlardır. Devlet ile gayrimüslim tebaa arasındaki ilişkiler Fatih Sultan Mehmed döneminde hukuki bir statüye oturtulmuştur. Fatih Sultan Mehmed, Ortodoks Rum reayaya ve Galata zimmilerine idari, adli ve hukuki haklar tanımıştır. Osmanlı Devleti İslam hukukuna göre gayrimüslimlerin Osmanlı toplumu içindeki konumlarını benimsemiştir. Millet sözü dinî bir aidiyeti ifade etmektedir. Millet toplumsal bir teşkilatlanma ve tebaanın birbirine bakışını ifade eder.

Osmanlı idaresi altında bulunan gayrimüslimler dört farklı aşamadan geçmiştir. İlk fütuhat döneminde istimâlet politikası içinde kendine yer bulmuştur. Rumeli’deki fetihler esnasında ya da sonrasında gayrimüslimler Osmanlı toplum hayatı içinde çeşitli dinlerin millet nizamı içinde varlığını sürdürmüştür. Osmanlı toplum yapısında askerî sınıf ile reaya arasında yöneten ve yönetilenler bağlamında ayrım söz konusudur. Osmanlı Devleti reayayı geniş bir yelpazede görmüştür. Vergi veren, angarya yükümlüsü ve silah taşıyamayan geniş zümre Müslüman, Hristiyan, Yahudi ayrımı olmaksızın bütün tebaayı içine almıştır. Osmanlı millet sistemi içinde askerîler belirli hizmet karşılığında imtiyaz sahibi olmakta ve yetki almaktadır. Askerî sınıfın dışında vergi vermekle mükellef olan reayanın içine Müslüman, Hristiyan, Yahudi herkes dâhildir. Osmanlı millet sistemi din ve mezhep aidiyetine göre belirlenmiştir . Ermeniler, Rumlar, Yunanlılar vb. etnik kimlikler Osmanlı millet sistemi içinde yer almışlardır. Bu unsurların temel dayanağını din oluşturmuştur.

Osmanlı millet sistemi içinde yer alan milletler kendi adalet, din ve sosyal güvenlik alanlarındaki ihtiyaçlarını kendileri karşılamışlardır. Evlenme, boşanma, miras gibi kanun kapsamındaki konuları kendi hukuk kurallarına göre belirlemişlerdir. Osmanlı Devleti farklı dinî ve kültürel kimliklere sahip toplum kesimlerini millet sistemi sayesinde idare etmiştir. Osmanlı millet nizamı belli bir coğrafyada yaşayanlar ile dağınık yerleşme biçimi gösteren grupların dinî kimliklerini korumasını sağlamıştır. Millet sistemi sayesinde dinî geçişler ve kültürel kimlik özümsemeleri olmuştur. Bulgarlar ve Hristiyan Arnavutlar Hellenleşmiştir. Müslüman bazı unsurlar dilleri farklı olmakla beraber Türk kimliğini benimsemiştir. Osmanlı Devleti gayrimüslimlere çağına göre ileri ve dünyanın diğer bölgelerinde olmayan bir tavırla davranmıştır. O dönemin mevcut anlayışı ve ananevi İslam anlayışı içerisinde gayrimüslimlere yaklaşılmıştır. Gayrimüslimler devletin koyduğu yasalar çerçevesinde hayatlarını sürdürmüşler ve vatandaşlık yönünden Müslümanlardan sonra gelmişlerdir.

Bir Cevap Yazın