Günaydın Demek Günah mı? İslamcıların Türk Diline Olan Düşmanlığı

Günaydın Demek Günah mı? İslamcıların Türk Diline Olan Düşmanlığı Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, Günaydın ve İyi Sabahlar gibi Türkçe kökenli sözcüklerin Cahiliye Dönemi adeti olduğunu ifade etti. İslamcılara göre böyle sözcükleri kâfirler, putperestler, satanistler kullanmaktadır. Kafayı Arap kültürü ile bozmuş insanlara göre Türkçe kötü bir dildir. Hatta İranlı Ayetullah Tehrani’ye göre ise Cehennem Dili Türkçedir. Biz Türkler Arap değiliz. İslam adı altında Araplaşmak isteyenler varsa Araplaşabilir. Arap ve Pers kültürüne sempati duyabilirler. Ancak kimsenin Türklüğe ve Türk diline düşmanlık yapmasına müsaade etmeyiz. Türkiye’nin resmi dili Türkçedir. Türkçenin resmi dil olması Cumhuriyet ile olmadı. Çok daha eskiye dayanır. 1876 Kânûn-ı … Okumaya devam et Günaydın Demek Günah mı? İslamcıların Türk Diline Olan Düşmanlığı

Viking Torunu İzlandalıların Türk Nefreti

Vikingler dünya tarihinde ufak bir yer kaplasa da herkesin bildiği bir kavimdir. Yaptıkları denizaşırı seferler, yağmaladıkları köyler ve şehirler ile köleleştirdikleri insanlarla hafızalara kazınmıştır. Vikingler kiliseleri yağmalar, çocuk, yaşlı, kadın demeden herkesi öldüren ve korku duyulan bir kavimdir. Vikingler çoğu millet tarafından barbarlıkla anılmış ve korku duyulmuştur. Vikinglerin geleceğini duyanlar yaşadıkları yeri terk edip kaçardı. İşte Vikingler böyle bir kavimdi ancak Vikingler Türkleri gördüklerinde ise süt dökmüş kediye döndüler… 1627 yılında Küçük Murat Reis önderliğindeki Türk korsanları İzlanda’ya ayak basarlar. İzlanda’da ise Viking asıllı Kuzeyliler yaşamaktadır. Adaya ayak basan korsanlar sadece Türklerden oluşmuyordu. Hollandalı, İngiliz, Cezayirli, Faslı, İtalyan asıllı gibi … Okumaya devam et Viking Torunu İzlandalıların Türk Nefreti

Osmanlının Korkusuz Askerleri Deliler

Osmanlının Korkusuz Askerleri Deliler Osmanlıların korkusuz cengaverleri ve yiğit savaşçıları delilerin ilk ortaya çıkışları hakkında kesin bilgi mevcut değilse de XV. yüzyıl sonlarından itibaren ve esas olarak XVI. yüzyılda istihdam edildikleri bilinmektedir. Akıncılar gibi eyalet askeri statüsünde olan ve başlangıçta sadece Rumeli’de ve sınır beyliklerinde kullanılan deliler Türk asıllı olabildikleri gibi Slav, Boşnak, Arnavut, Hırvat ve Sırp gibi yerli halkların özellikle iri yarı, cesur gençlerinden de seçilebilen karma bir yapıya sahiptir. Deliler savaş sırasında hayvan kürkünden yapılma elbiseler ve postlar giyen, tüyler takan, garip sesler çıkaran, düşmana yalın kılıç dalan, gözü kara, korkusuz ve acımasız savaşçılardı. Deliler çoğu zaman düşmana … Okumaya devam et Osmanlının Korkusuz Askerleri Deliler

Haçlı Seferleri Ve Yamyamlık

Haçlı Seferleri ya da Haçlı Akınları, 1096-1272 yılları arasında, Avrupalı Katolik Hristiyanların, Papa’nın isteği ve çeşitli vaatleri üzerine, genellikle Müslümanların elindeki Orta Doğu toprakları (Kutsal Topraklar) üzerinde askeri ve siyasi kontrol kurmak için düzenledikleri akınlardır. Açlık ve kısıtlı yiyecek kaynakları, Haçlıları bazen insanlık dışı davranışlara itiyordu. Haçlıların, ele geçirdikleri bazı şehirlerde sadece yağma ve katliamla yetinmeyip insan eti yedikleriyle ilgili kayıtlar, dönem kaynaklarında mevcuttur. Bir şehrin zorla ele geçirilmesi durumunda gerçekleştirilen yağma ve katliam, Orta Çağ’da sıklıkla rastlanan bir durumdu. Ancak haçlılar, zaman zaman teslim olan kent ve kalelerde de akla hayale gelmeyen işkence ve katliamlar sergiliyorlar,bunu biraz da psikolojik … Okumaya devam et Haçlı Seferleri Ve Yamyamlık

Hak Etmeyene Makam, Mevki Verilmez!

Devletleri çöküşe getiren alametlerin başında yüksek vergilerle birlikte makam ve mevkilere hak etmeyen kişilerin gelmesidir. Liyakatın olmadığı yerlerde işler eksik olur. Fatih Sultan Mehmed devletin başına geldiğinde babasından kalan tecrübeli vezirleri dışlamamış ve “Siz işinizi iyi yapıyorsunuz, devam edin” demiştir. Bu vezirlerin çoğu da şehzadelik döneminde Mehmed’e karşı olan vezirlerdi. Mehmed, şehzadelik döneminde yapılanları sineye çekerek devlet işlerini tecrübeli ellere bırakmıştır. Osmanlı bu sistem ile büyüdü ve genişledi. Okumaya devam et Hak Etmeyene Makam, Mevki Verilmez!

Osmanlı’da Bokçubaşı!

Bokçubaşı; Osmanlı Türkiye’sinde İstanbul’da temizlik işlerinden sorumlu olan en önemli görevli idi. Özellikle ölmüş hayvanları ve dışkılarını temizleyip şehir dışına atar, Kurban Bayramlarında kesim yerlerini denetler, diğer günlerde de yere tükürenleri takip ederek enselerine tokat patlatırdı. Hayvanlarının pisliğini temizlemeyenler çok pis şekilde cezalandırılırdı. Yere tükürmek bile başı başına suçtu. Günümüz Türkiye’sinde ise insanlar yere tükürüyor hatta balgam atıyor ve bu balgamlar rüzgar yardımı ile başka insanların üstüne yapışıyor. Medeniyette ileri gitmek lazımken tam tersine neden hep geriye gidiyoruz? Okumaya devam et Osmanlı’da Bokçubaşı!

Bir Ordu Midesi Üzerinde Yürür

Bir Ordu Midesi Üzerinde Yürür… Bu sözü 1848’de Fransa’nın ilk başkanı olan İmparator Louis Napoleon Bonaparte, karnı tok askerin daha iyi savaşıyor olmasından yola çıkarak söylemiş. Aşağıdaki minyatürde ise Sultan III. Murad’ın sadrazamı Lala Mustafa Paşa’nın 1578 senesinde çıktığı Gürcistan ve Şirvan seferleri sırasında ordusunun komutanlarına verdiği bir ziyafet yemeği resmedilmiş. Yani tarihe mal olmuş bu sözü söyleyen Napolyon’dan yaklaşık 270 sene önce bunun önemini anlamış ve ordusuna uygulamış bir asker daha doğrusu bir devlet yöntemi var karşımızda. Sonuçta askerini koyun eti ve pirinç ile doyuran Osmanlı’nın askeri başarılarını nasıl kazandığı da çok daha iyi anlaşılıyor. Okumaya devam et Bir Ordu Midesi Üzerinde Yürür

Türkler En Çok Macarları Sever…

Türkler En Çok Macarları Sever… Tekirdağ’da yazdığı mektuplarıyla Macar edebiyatında önemli bir yer edinen Mikes Keleman , 1725’te şöyle diyordu : “… Başka hiçbir memlekette sığıntıya bu kadar yardım edilmez. Hiçbir yerde buradaki gibi sakin ve rahat olamayız.Tanrı’ya şükür şimdiye kadar aramızda en küçük bir kırgınlık olmadı. Türklere nerede rastlasak bizi hep iyilikle karşıladılar , çünkü Türkler en çok Macarları severler.” Tarihte Türklük , Prof.Dr. Laszlo RASONYI Okumaya devam et Türkler En Çok Macarları Sever…

Türklerin Yönettiği Her Millet Türklerden Nefret Ediyor…

Türklerin Yönettiği Her Millet Türklerden Nefret Ediyor… ABD çok kültürlü ve çok uluslu bir İmparatorluk ancak buna rağmen çoğunluk İngilizceyi rahatça konuşabilir ve ABD’ye adapte olmuştur. Amerikalılar kendisine gelen her göçmeni bir süre sonra kendine benzetmiştir. Söz de herkes Amerikan karşıtı ama herkes yeşil kart alıp Amerika’da oturmak için bir taraflarını yırtıyor. Gururla Amerikan bayraklı tişörtleri giyiyor. Türkler ise Anadoluya topluca geldiğinden beri 10 asırdır Kürtlere bile Türkçeyi öğretemedi. Günümüzde bile Türkçe bilmeyen Kürtler var. Yunanlıları 400 yıl valiyle yönettik ama kaç tane Yunan Türkçe biliyor? Araplar da Türkçe bilmez. Kılıç kalkan devrinde Türkler 72 milleti asimile etmeden hakimiyet altında … Okumaya devam et Türklerin Yönettiği Her Millet Türklerden Nefret Ediyor…

Sultan Süleyman: İlk Hedefimiz Rodostur!

Sultan Süleyman Tahta ilk çıktığı zamanlarda söylediği söz: Biz artık bir balkan İmparatorluğu değiliz. Biz, Kara Avrupasında at süreceğiz. Belgrad, Budin, Viyana, Roma… Avrupa’nın kâfirlerin kalbine saplayacağız kılıcımızı! Doğuya da sırtımızı dönmedik elbet. Sınırlarımız hazar gölünü aşacak! Benim hasmım Şah İsmail Değildir. Benim hasmım Şarlken, Fransuva, Henry Tudor, Vatikandaki kâfirler… İlk Hedefimiz Rodostur! Okumaya devam et Sultan Süleyman: İlk Hedefimiz Rodostur!

Avrupanın Osmanlıya Yönelik Sömürgeci Yaklaşımları

Britanya İngiliz İmparatorluğu, Osmanlı hakimiyetinde yani Ortadoğu’da bulunan zengin petrol yataklarından ötürü, buradaki etkinliğini artırmak adına stratejiler peşindeydi. Bunun yanı sıra Hindistan yolunun güvenliğini de sağlamak istiyordu. İngilizler, kendi sömürgelerinde asla izin vermeyecekleri milliyetçilik fikrini Osmanlı’da yaşayan gayrı Türklere karşı empoze etti. Böylece Orta Doğu’da arap devleti kurulması fikrini araplara aşıladılar. Aynı zamanda ruslar da Akdenize inmesin diye Osermenileri de Osmanlı Devleti’ne karşı kışkırttılar. Fransa, İhtilalden sonra önemli bir güç haline gelmiş ve Osmanlı toprakları üzerinde emellerini gerçekleştirmekten geri kalmamıştır. – Mesela Napolyon’un (ki, Fransa ile Osmanlı dostane ilişkilere sahipti.) Mısır’ı işgal etmesi gibi. Fransa, Osmanlı Devleti’ni paylaşmak niyetindeydi. Bu … Okumaya devam et Avrupanın Osmanlıya Yönelik Sömürgeci Yaklaşımları

Osmanlı Türk Düşmanı Mı? Belgelerle Gerçekler

Osmanlı Türk Düşmanı Mı? Bununla ilgili internette çok şaşırtıcı bilgiler var. Bir kısım Osmanlıyı kusursuz gösterirken başka bir kısım ise göklere çıkartıyor. Bazıları Osmanlıyı Türk düşmanı görürken bazıları ise Arap Devleti ilan ediyor. Bunlar gerçekten komik olmakla birlikte maalesef internette her gördüğüne inanan kitle var. Herkes şunu iyi bilsin. Osmanlı bir hanedandır, devlet değildir. Devletimizin adı Devlet-i Aliyye’dir. Devlet-i Aliyye sık sık hem Osmanlı Memurları hem de Yabancılar tarafından “Türkiye” olarak da anılmış ve kayıtlara geçmiştir. Örneğin, yaptığımız antlaşmalar üstünde bile devletin adı olarak “Türkiye” yazar. İmparatorluğun 1. Dünya Savaşından sonra imzaladığı Mondros Mütarekesinde bile Türkiye yazmaktadır. İşte o belge; … Okumaya devam et Osmanlı Türk Düşmanı Mı? Belgelerle Gerçekler

Divan Kulübü (The Divan Club)

Türkler 1683 II. Viyana Kuşatmasından sonra batının tamamen ilgi alanına girdi. Batılılar her yönüyle Türkleri araştırıyordu. Öyle ki Fransa’da ve Avrupa’nın pek çok yerinde Türk Modası diye bir moda bile yayılmıştı. Bu akımın diğer adı ise Turquerie dir. Turquerie akımına göre göre insanlar Türk kadınları ve Türk erkekleri gibi giyiniyor, partilere bu şekilde takılıyor, evlerinde birer şark köşesi bulunduruyordu. İngiltere’de ise Divan Kulübü diye bir kulübü diye bir kulüp kuruldu. 18. yüzyılda, İngiltere’de kısa süre etkinlik göstermiş, üyelerini en az bir kere Türkiye’yi ziyaret eden “centilmenler” arasından seçen bir topluluktur. Kulüp 1744’te günümüzde yediğimiz Sandviçlere adını veren Sandwich 4. Kontu, … Okumaya devam et Divan Kulübü (The Divan Club)

Osmanlı Döneminde Denizcilik

Osmanlı Döneminde Denizcilik Osman Gazi’nin döneminde sınırlar denizlere ulaşmadığı için denizcilik faaliyetleri de başlamamıştı. Balıkesir merkezli Karesioğulları Beyliği Orhan Gazi tarafından alındıktan sonra bu devletin donanması da Osmanlı’ya geçti. Denizcilik faaliyetleri başladı hatta bu sayede Rumeli’ye yani Balkanlara geçtiler. Orada da topraklarını genişlettiler. Denizcilik Faaliyetleri Yıldırım Bayezid Dönemi’ nde iyice hız kazandı. Yıldırım Bayezid, Piri Reis’in doğum yeri olan Gelibolu’da ilk Osmanlı tersanelerini kurdurdu. Gemiler yapılarak donanma güçlendirildi. Çelebi Mehmet donanmayı güçlendirmek için çalıştı. Bu dönemde en büyük rakip Venedik’ti. Devletin ilk deniz savaşı Çelebi Mehmet döneminde yapıldı. Çalı Bey komutasındaki donanma 1416’da Gelibolu önlerinde Venedik donanması ile karşı karşıya … Okumaya devam et Osmanlı Döneminde Denizcilik

Bu Aşık Ne Güzel Cenk Ediyor

“Bayezid Han’ın oğlu Çelebi Mehmet, Amasya sancak beyi iken Ankara Savaşına katılmıştır. Henüz 12 yaşında olan Şehzade Çelebi, öyle gayretli savaşmıştı ki, Timur ordusunun bir defa sağ cenahini bozmuş, takviye gelmesine rağmen ikince defa bozmak üzereyken Timur’un oğlu Miran Şah, sağ cenaha giderek Çelebi’yi ancak durdurabilmişti. Timur Çelebi’nin bu gayretini takdirle karşıladı ve “Bu aşık (Aşık, devletine ve ordusuna olan sevgi anlamındadır) ne güzel cenk ediyor” demekten kendini alıkoyamadı” -Nizamüddin Şami ( Zafernâme) / Ankara Savaşı Okumaya devam et Bu Aşık Ne Güzel Cenk Ediyor

Osmanlı’da Türkler Köle miydi? Avrupa Türkleri Neden Sevmez?

Köle ve cariye olanların hepsi balkanlardan, kafkaslardan, Moskova’dan, Ukrayna’dan, İtalyan kıyılarından gelen hristiyanlardır. Sarayda bir tane köle Türk kadını veya Erkeği yoktur. Cumhuriyet öncesi Türkiye’de Osmânlı ordusunun 400.000 kişi olduğu heybetli günlerde devşirme yeniçeriler en çok 20.000 kişiyi geçmiyordu. Evlenmeleri yasak olan bu devşirmeler kapıkulu; yani pâdişâhın köleleri idi. Çünkü Türk devletinde Türk’ten köle olmazdı. Yeni Çeri ocağınnı bozulması ile ocağa devşirme olmayanlar da alınmıştır. Zenciler ve Amerikan Yerlileri Beyazları Tanrı olarak görürdü, Türkler ise o Tanrıları Köle yapardı. Özellikle Osmanlı Türkleri Beyaz Avrupalılara Gemilerde kürek çektirir, ahırda at pisliği temizletirdi. Osmanlı Türkleri Avrupalı kadınları cariye olarak alırdı. Niğbolu savaşında … Okumaya devam et Osmanlı’da Türkler Köle miydi? Avrupa Türkleri Neden Sevmez?

Türklerin Zayıflığını Hayretle Saptadım

Türkiye’nin Avrupa karşısında askeri, ekonomik ve siyasal gerilemesi sadece 20 ve 21. Yüzyıl tarihçilerinin değil örneğin 17. Yüzyıl entelektüellerinin de dikkatini çekti. Fransız Politik Düşünür Montesqieü’nün 1721’de yazdığı, Usbek ve Rika adındaki iki İranlının Osmanlı seyahatlerini konu eden “İran Mektupları” adlı eserinde Usbek’in “Türklerin zayıflığını hayretle saptadım” ifadesi ve Osmanlı toplumunu kasıtla “Bu barbarlar her türlü sanatı hatta savaş sanatını bile bir yana atmışlar. Avrupa ülkeleri her geçen gün daha rafine hale gelirken bu insanlar ilkel bir cehalet üzerinde duruyorlar; kendilerine karşı bin defa kullanılıncaya kadar, yeni icatlardan savaşta yararlanmayı nadiren akıl ediyorlar” cümleleri önemlidir. (..) İbrahim Müteferrika’nın I. Mahmud’a … Okumaya devam et Türklerin Zayıflığını Hayretle Saptadım

Türk Düşmanı William Ewart Gladstone

William Ewart Gladstone İngiliz Liberal Partili bir politikacı ve Birleşik Krallık Başbakanı. Türk düşmanlığı ile tanınır ve elinde fırsat olsa tüm Türkleri yok etmek istediğini söylemektedir. Önemli bir politik reformcudur, popülist konuşmalarıyla tanınır, yıllarca Benjamin Disraeli ile bir politik yarış içinde olmuştur. Liberaller seçimi kaybedince Benjamin Disraeli’yi yıpratmak için Osmanlı yönetimindeki Bulgarlar hakkında 5 Eylül 1876 tarihinde basılan, Bulgarian Horrors and the Question of the East, başlıklı 64 sayfalık bir broşür kaleme alan ve Osmanlıların bağımsızlık isteyen Bulgarlara yaptıklarını alçakça ve eşi görülmemiş bir zulüm olarak sayan Gladstone, Türklerin dünyadan tasfiye edilmesi gerekliliğini anlattı. Gladstone’a göre Türkler, “insanlığın dev bir … Okumaya devam et Türk Düşmanı William Ewart Gladstone

Kıbrıs mı? Don Volga Mı?

Akdeniz’de Malta başarısızlığına (1565) karşı Kıbrıs’ın fethi projesi ön plâna çıkmış bulunuyordu. Bu projeyi Veziriâzam Sokollu’nun rakibi II. Selim’in yakın adamı Lala Mustafa Paşa destekliyordu. Sokollu ise, Rus Çarlığı’nın Volga havzasındaki İslâm devletleri Kazan (1552) ve Astrahan (1554) Hanlıklarını işgal ederek Doğu-Avrupa’da Altınordu Hanlığı’nın yerini alan bir Doğu-Avrupa İmparatorluğu haline gelişini, Karadeniz–Orta-Asya ticâret ve hac yolunun kesilmesini ve Moskova’nın Safevî İranı ile Osmanlı aleyhine diplomatik ilişki kurmasını, bir kelime ile Rus tehlikesinin önlenmesini daha önemli görüyor, rakibi Mustafa Paşa’nın Kıbrıs projesine karşı çıkıyordu. Akdeniz mi, Doğu-Avrupa mı, bu sorun veziriâzamla Lala Mustafa arasında tartışma konusu idi. Sokollu’nun donanma ile Don … Okumaya devam et Kıbrıs mı? Don Volga Mı?

Tanrı’nın Gölgesi: Kanuni Sultan Süleyman: Rodos’un Fethi

On altıncı yüzyılın başlarında, Müslümanlar ve Hıristiyanlar, Doğu ve Batı’nın egemenliği için son kozlarını paylaşmak üzereydiler. Rodos Adası kozların paylaşılacağı ilk yerdir ve kazanan taraf Doğu ve Batı’nın egemenliğine giden yolda önemli bir engeli aşacaktır. Yirmi beş yaşındaki Kanuni Sultan Süleyman ve yüz bin kişilik ordusu, Rodos Adası’nı kuşatır. Belgrad zaferinin ardından sıra Osmanlıların “Şeytan’ın Oğulları” olarak adlandırdıkları şövalyeleri Rodos’tan temizlemeye gelmiştir. Muhteşem Süleyman Akdeniz’i Osmanlı gölü haline getirmeye kararlıdır. Osmanlı Hanedan Kılıcı’nı kuşanan Tanrı’nın Gölgesi Kanuni Sultan Süleyman ve güçlü ordusunun önünde hiçbir güç duramazdı. Okumaya devam et Tanrı’nın Gölgesi: Kanuni Sultan Süleyman: Rodos’un Fethi