Viking Torunu İzlandalıların Türk Nefreti

Vikingler dünya tarihinde ufak bir yer kaplasa da herkesin bildiği bir kavimdir. Yaptıkları denizaşırı seferler, yağmaladıkları köyler ve şehirler ile köleleştirdikleri insanlarla hafızalara kazınmıştır. Vikingler kiliseleri yağmalar, çocuk, yaşlı, kadın demeden herkesi öldüren ve korku duyulan bir kavimdir. Vikingler çoğu millet tarafından barbarlıkla anılmış ve korku duyulmuştur. Vikinglerin geleceğini duyanlar yaşadıkları yeri terk edip kaçardı. İşte Vikingler böyle bir kavimdi ancak Vikingler Türkleri gördüklerinde ise süt dökmüş kediye döndüler… 1627 yılında Küçük Murat Reis önderliğindeki Türk korsanları İzlanda’ya ayak basarlar. İzlanda’da ise Viking asıllı Kuzeyliler yaşamaktadır. Adaya ayak basan korsanlar sadece Türklerden oluşmuyordu. Hollandalı, İngiliz, Cezayirli, Faslı, İtalyan asıllı gibi … Okumaya devam et Viking Torunu İzlandalıların Türk Nefreti

Büyük Savaşçı Yıldırım Bayezıd

Büyük Savaşçı Yıldırım Bayezıd çoğu Osmanlı padişahının aksine savaş meydanlarında bizzat cenk eden ilerlemeci bir sultandı. Babası 1. Murad, Kosava Savaşı sırasında teslim olup elini öpmek için izin isteyen Miloš Obilić tarafından kahpece öldürüldükten sonra tahta Yıldırım geçti. Tahta bir anda geçmedi elbet. Tahta geçmeden önce kardeşini boğduran Yıldırım Bayezıd, tahta eli kanlı bir şekilde oturdu. Yıldırım bir lakaptır. Gerçek adı Bayezıd’dır. Kimi kaynaklara göre Bayezıd aslında Türkçe bir kelimedir ve aslı “Beyaz İt”dir. Genelde eski Türkler sadık adamlarına köpek derlerdi. Örneğin; Selçuklulardan Saadettin Köpek veya Cengiz Han’ın köpekleri diye anılan Subutay veya Celme’ye de köpek denirdi. Yıldırım lakabının almasının … Okumaya devam et Büyük Savaşçı Yıldırım Bayezıd

Yunanlıların Nefret Ettiği Yunanlı!

Yunanlıların Nefret Ettiği Yunanlı! Konstantinos Mousouros, Kostaki Musurus Paşa olarak da bilinir, Osmanlı İmparatorluğu’nun Yunanistan, Avusturya, İngiltere, Belçika, ve Hollanda büyükelçiliğini yaptı. 1807’de Konstantinopolis’te (İstanbul) doğdu. Kardeşi Pavlos Mousouros da diplomat oldu. Mousouros, 1840’ta Türkiye’den yeni bağımsızlığını kazanan Yunanistan Krallığına elçi olarak atandı ve bu pozisyonu 1848’e kadar sürdürü. Yunan kökenlidir fakat Yunanlılar tarafından hiç sevilmezdi. Yunanlılar tarafından tarafından Türkçü olmakla suçlanan paşa, Yunanistan’daki ofisinde Yunan Milliyetçileri tarafından ofisi basılarak kurşunlandı ve sakat kaldı. 1876-78’de resen Osmanlı İmparatorluğu’nun kısa ömürlü Senatosu’nun bir üyesiydi. İyi eğitimli, 1883’te Mousouros, Dante’nin İlahi Komedyasını eski Yunanca ve Türkçe’ye çevirdi. Evliydi ve daha sonra Samos … Okumaya devam et Yunanlıların Nefret Ettiği Yunanlı!

Efsane Komutan Subutay

20’den fazla sefer yöneten ve 65 meydan muharebesi kazanan Cengiz Han’ın Acımasız ve Efsane komutanı Subutay, Orta Asya Türklerinden Tuvalılara mensup olduğu düşünülen Uranhay kabilesindendir. Moğolların Gizli Tarihi adlı eserde babası Çarçuday, Timuçin’in babası Yesügey’in dostu olarak belirtilmektedir. Bu esere göre Timuçin (Cengiz Han) doğduğunda Subutay’ın babası Çarçuday samur derisinden bir kundak hediye ederken, yanında götürdüğü çocuk yaştaki oğlu Çelme’de Cengiz Han’a arkadaş ve hizmetkar olmak üzere yanında bırakıldı. Hem Celme hem de Subutay, ilerde Noyan (General) olacak ve Cengiz’in en güvendiği adamlar olacaktır. Yesügey’in 1167 senesinde öldürülmesinden sonra Timuçin için işler yolunda gitmedi. Düşmanları kendisini yakalamak istemesi üzerine Çelme’de … Okumaya devam et Efsane Komutan Subutay

1. Dünya Savaşında İran Cephesi

İran Cephesi, Osmanlı İmparatorluğu ile Rus İmparatorluğu – Büyük Britanya ittifakı arasında, İran’ın kuzeybatısındaki bölgede I. Dünya Savaşı boyunca birçok çatışmanın yaşandığı cepheye verilen isimdir. Kafkasya Cephesi bittikten sonra Kafkasya’ya sıçrayan savaşlara da sahne olan bu cephe, Osmanlıların kendi toprakları dışında savaştığı ve ikinci dereceden önem taşıyan bir cephedir. Bu cephedeki savaşlar sırasında Tebriz şehri Osmanlılar ve Ruslar arasında birçok kez el değiştirmiştir. İran topraklarından geçip doğuya doğru yönelen Osmanlılar, Bakü’yü kuşattılar ve Bakü Muharebesi sonucunda şehri aldılar. Rusya’daki Ekim Devrimi ve sonrasındaki karışıklıklar, İran, Azerbaycan, Dağıstan ve bazı Kafkas topraklarının Osmanlı Ordusu’nun denetimine girmesini sağladı. Osmanlıların I. Dünya Savaşı’nı … Okumaya devam et 1. Dünya Savaşında İran Cephesi

Don Volga Kanal Projesinin Önemi

Don Volga Kanal Projesinin Önemi Türkiye’de kanal İstanbul tartışıladursun daha önemli bir kanal projesi vardı, eğer proje zamanında gerçekleşseydi Türk Dünyası ile Osmanlı arasında bir köprü oluşacak ve Rusya bugün ki gibi Türk dünyasını yutamayacaktı. Karadeniz’le Hazar Denizi’ni birleştirerek Türklerin nüfuzunu tüm Kafkasya’ya hakim kılacak, Türkiye ve Türkistan’ın irtibatını tesis edecek, askeri, siyasi, stratejik ve iktisadi bakımdan büyük önem taşıyan projeydi. Bunun düşünülmesi, planlanması ve uygulamaya geçirilmesi bile o döneme niçin Türk asrı denildiğini anlamak için yeterlidir. Hareketin görünen yüzü 1556’da Ruslar tarafından ele geçirilen Hazar Denizi’nin kuzeyindeki Astrahan Hanlığı’nın kurtarılması idi. Sefere 1569 yılında çıkıldı. Ancak asıl amaç; Don … Okumaya devam et Don Volga Kanal Projesinin Önemi

Osmanlının Korkusuz Askerleri Deliler

Osmanlının Korkusuz Askerleri Deliler Osmanlıların korkusuz cengaverleri ve yiğit savaşçıları delilerin ilk ortaya çıkışları hakkında kesin bilgi mevcut değilse de XV. yüzyıl sonlarından itibaren ve esas olarak XVI. yüzyılda istihdam edildikleri bilinmektedir. Akıncılar gibi eyalet askeri statüsünde olan ve başlangıçta sadece Rumeli’de ve sınır beyliklerinde kullanılan deliler Türk asıllı olabildikleri gibi Slav, Boşnak, Arnavut, Hırvat ve Sırp gibi yerli halkların özellikle iri yarı, cesur gençlerinden de seçilebilen karma bir yapıya sahiptir. Deliler savaş sırasında hayvan kürkünden yapılma elbiseler ve postlar giyen, tüyler takan, garip sesler çıkaran, düşmana yalın kılıç dalan, gözü kara, korkusuz ve acımasız savaşçılardı. Deliler çoğu zaman düşmana … Okumaya devam et Osmanlının Korkusuz Askerleri Deliler

Haçlı Seferleri Ve Yamyamlık

Haçlı Seferleri ya da Haçlı Akınları, 1096-1272 yılları arasında, Avrupalı Katolik Hristiyanların, Papa’nın isteği ve çeşitli vaatleri üzerine, genellikle Müslümanların elindeki Orta Doğu toprakları (Kutsal Topraklar) üzerinde askeri ve siyasi kontrol kurmak için düzenledikleri akınlardır. Açlık ve kısıtlı yiyecek kaynakları, Haçlıları bazen insanlık dışı davranışlara itiyordu. Haçlıların, ele geçirdikleri bazı şehirlerde sadece yağma ve katliamla yetinmeyip insan eti yedikleriyle ilgili kayıtlar, dönem kaynaklarında mevcuttur. Bir şehrin zorla ele geçirilmesi durumunda gerçekleştirilen yağma ve katliam, Orta Çağ’da sıklıkla rastlanan bir durumdu. Ancak haçlılar, zaman zaman teslim olan kent ve kalelerde de akla hayale gelmeyen işkence ve katliamlar sergiliyorlar,bunu biraz da psikolojik … Okumaya devam et Haçlı Seferleri Ve Yamyamlık

Hak Etmeyene Makam, Mevki Verilmez!

Devletleri çöküşe getiren alametlerin başında yüksek vergilerle birlikte makam ve mevkilere hak etmeyen kişilerin gelmesidir. Liyakatın olmadığı yerlerde işler eksik olur. Fatih Sultan Mehmed devletin başına geldiğinde babasından kalan tecrübeli vezirleri dışlamamış ve “Siz işinizi iyi yapıyorsunuz, devam edin” demiştir. Bu vezirlerin çoğu da şehzadelik döneminde Mehmed’e karşı olan vezirlerdi. Mehmed, şehzadelik döneminde yapılanları sineye çekerek devlet işlerini tecrübeli ellere bırakmıştır. Osmanlı bu sistem ile büyüdü ve genişledi. Okumaya devam et Hak Etmeyene Makam, Mevki Verilmez!

Kılıcımın Altında Kelle Görüyorum!

Moğol İmparatorluğunun İlhanlı kanadına bağlı Baycu Noyan, büyük bir savaşçıydı. Verilen emirleri tavizsiz bir şekilde yerine getiren Baycu Noyan, yozlaşmış Selçukluların da kabusu olmuştu. Selçuklular, Türklüğü Arap ve Fars kültürü içinde eritirken bir yandan da savaşçılık özelliklerini kaybetmişlerdir. Bundan dolayıdır ki Selçuklular Moğollardan Turan taktiğini yiyecek kadar kendi özünden uzaklaşmıştı. Ayrıca Selçuklu safında savaşan pek çok asker de Moğol tarafına geçmiştir. Cengiz Han’ın kurduğu Türk-Moğol Kağanlığı, töre bakımından eski göçebe bozkır töresini ve Türk dini olan Tengricilik ile harmanlanmıştı. Selçuklu öncü birlikleri Derbent’ten sere serpe inerken, bu sırada o bölgede Baycu Noyan pusuya yatmıştı. Selçuklu ordusunun o halini gören Baycu … Okumaya devam et Kılıcımın Altında Kelle Görüyorum!

Hiçbir işe Yaramayan Padişah…

III. Osman, babası tahttan indirildiği sırada henüz dört yaşındaydı. Babasının ölümünden sonra Edirne’den İstanbul’a getirilen III. Osman, 17. yüzyıldan itibaren uygulanan şehzadelerin sancaklar yerine sarayda yetiştirilmesi gereği Topkapı Sarayı’nda Şehzadegan Dairesi’ne kapatıldı ve burada 51 yıl odanın içinde kaldı. İyi bir eğitim almış, kendini yetiştirmişti. Yumuşak karakteri olmasına karşın, çabuk kızar ve sinirli hareket ederdi. Özellikle yalanı ve rüşveti sevmeyen bir insandı. Ağabeyi Sultan I. Mahmut’un aksine müziği sevmez ve kadınlara iltifat etmezdi. Kadın sesini hiç hazetmezdi. 51 yıl boyunca sürekli kadın ve müzik sesi duymak onun psikolojisini bozmuştu. Sarayda çivili ayakkabılar ile dolaşırdı. Her adım attığında adeta bir gürültü … Okumaya devam et Hiçbir işe Yaramayan Padişah…

Nihal Atsız’dan Mezhep Kavgalarına Tepki

Nihal Atsız’dan Mezhep Kavgalarına Tepki Ünlü Türkçülerden Nihal Atsız, Türkler arasındaki mezhep kavgalarını ve savaşlarını en gereksiz olaylardan biri olarak görmektedir. Çünkü Türklerin kendi arasında kavga sebebi saydığı bu mezheplerin hepsi yabancıdır. Atsız, Arapların iç işleri yüzünden Türklerin birbirleriyle savaşmalarını, kan dökmelerinin artık eskide kaldığını, Türklerin başka milletler dinleri, mezhepleri yüzünden birbirlerini öldürmemesini ve artık birleşme vaktinin geldiğini söyler. Çünkü artık modern çağdayız. Bilgiye kolayca erişebiliyoruz. Atsız’a göre Kerbela olayları, Ali’nin öldürülmesi, Muaviye meselesi Türkleri ilgilendirmemelidir. Türkler, birlikte hareket etmeli ve tek vücut olmalıdır. Türklerin bu meseleler yüzünden birbirini boğazlaması utanç verici bir olaydır. Atsız Ali-Muaviye kavgasına şu alttaki sözleri … Okumaya devam et Nihal Atsız’dan Mezhep Kavgalarına Tepki

Hayatını Büyük Hedeflere Adadı…

Osmanlı tahtına öyle bir hükümdar çıkmıştı ki, tek bir başkent, sabit bir saray, Bizans örneklerine göre düzenlenmiş ünvanlar, kurumlar, gelirler ve harcamalar, güvenli ve irade yönünden sultana tamamen bağlı memurlar ve sabit doğal sınırlar istedi ve bu büyük hedeflere hayatını adamaya hazırdı. Genç yaşta tahta çıkan 2. Mehmed, güçlü iradesi ile Osmanlı tarihinde işte böyle yeni bir çağ açtı. İnce yay biçimindeki kaşları, kartal biçimindeki burnu ve öne doğru çıkıntılı çeneyi barındıran yüzünde kendini teslim etmiş olduğu derin düşüncelerinin dışavurumu şeklinde bir çift melankolik bakışlı göz parlıyordu. Buna rağmen, ne Demirbaş Şarl karakterinde bir hayalci nede Napoleon gibi insanüstü büyüklükte … Okumaya devam et Hayatını Büyük Hedeflere Adadı…

Bir Ordu Midesi Üzerinde Yürür

Bir Ordu Midesi Üzerinde Yürür… Bu sözü 1848’de Fransa’nın ilk başkanı olan İmparator Louis Napoleon Bonaparte, karnı tok askerin daha iyi savaşıyor olmasından yola çıkarak söylemiş. Aşağıdaki minyatürde ise Sultan III. Murad’ın sadrazamı Lala Mustafa Paşa’nın 1578 senesinde çıktığı Gürcistan ve Şirvan seferleri sırasında ordusunun komutanlarına verdiği bir ziyafet yemeği resmedilmiş. Yani tarihe mal olmuş bu sözü söyleyen Napolyon’dan yaklaşık 270 sene önce bunun önemini anlamış ve ordusuna uygulamış bir asker daha doğrusu bir devlet yöntemi var karşımızda. Sonuçta askerini koyun eti ve pirinç ile doyuran Osmanlı’nın askeri başarılarını nasıl kazandığı da çok daha iyi anlaşılıyor. Okumaya devam et Bir Ordu Midesi Üzerinde Yürür

Türkler En Çok Macarları Sever…

Türkler En Çok Macarları Sever… Tekirdağ’da yazdığı mektuplarıyla Macar edebiyatında önemli bir yer edinen Mikes Keleman , 1725’te şöyle diyordu : “… Başka hiçbir memlekette sığıntıya bu kadar yardım edilmez. Hiçbir yerde buradaki gibi sakin ve rahat olamayız.Tanrı’ya şükür şimdiye kadar aramızda en küçük bir kırgınlık olmadı. Türklere nerede rastlasak bizi hep iyilikle karşıladılar , çünkü Türkler en çok Macarları severler.” Tarihte Türklük , Prof.Dr. Laszlo RASONYI Okumaya devam et Türkler En Çok Macarları Sever…

Türklerin Yönettiği Her Millet Türklerden Nefret Ediyor…

Türklerin Yönettiği Her Millet Türklerden Nefret Ediyor… ABD çok kültürlü ve çok uluslu bir İmparatorluk ancak buna rağmen çoğunluk İngilizceyi rahatça konuşabilir ve ABD’ye adapte olmuştur. Amerikalılar kendisine gelen her göçmeni bir süre sonra kendine benzetmiştir. Söz de herkes Amerikan karşıtı ama herkes yeşil kart alıp Amerika’da oturmak için bir taraflarını yırtıyor. Gururla Amerikan bayraklı tişörtleri giyiyor. Türkler ise Anadoluya topluca geldiğinden beri 10 asırdır Kürtlere bile Türkçeyi öğretemedi. Günümüzde bile Türkçe bilmeyen Kürtler var. Yunanlıları 400 yıl valiyle yönettik ama kaç tane Yunan Türkçe biliyor? Araplar da Türkçe bilmez. Kılıç kalkan devrinde Türkler 72 milleti asimile etmeden hakimiyet altında … Okumaya devam et Türklerin Yönettiği Her Millet Türklerden Nefret Ediyor…

Yavuz Selim Türklere “Eşek Türk” Dedi Mi?

Aslı astarı olmayan bu iddiaya göre Çaldıran Savaşı öncesinde Yavuz’la Şah İsmail arasındaki yazışmalarda “Ben Sultan Beyazıt oğlu Sultan Selim, sen ki ey eşek Türk” şeklinde ifadeler geçmiş.Yavuz’un Şah İsmail’e gönderdiği ikisi Farsça ikisi Türkçe dört name mevcuttur. .Yavuzi Şah İsmail’e bu mektuplarda “İsmail Bahadır” veya “Emir İsmail” diye hitap etmiştir. Hiçbirinde “Türk veya Eşek Türk” diye hitap etmemiştir. Aksine Yavuz Sultan Selim Mısır’ı ele geçirdiğinde kendisini Türk hükümdarı olarak tanıtmıştır. Yavuz Sultan Selim’in Türklere hakaret ettiği hiç bir kayıtta yoktur. Zaten böyle bir şey mümkün olamaz çünkü Osmanlı Hanedanının kendisi Türk kökenlidir. Osmanlı’da Türk adı bazı devşirmeler veya şairler … Okumaya devam et Yavuz Selim Türklere “Eşek Türk” Dedi Mi?

Türk Adını Taşıyan İngiliz Futbol Takımı

O zamanlar Futbol dünyada yeni yeni yayılıyor ve gündemde Kırım Savaşı hakim. Türklerin bu savaşta olağan üstü performansı sayesinde, bazı İngilizler bundan gururlanıyor ve Fording Bridge Turk adında bir futbol takımı kuruyorlar. Fording Bridge için “Türk gibi savunma yapıyor” sözü söyleniyor. Son olarak kupa finalinde maç sırasında taraftarları “Come on Turks” (haydi Türkler) şeklinde tezahürat yaptıktan sonra takımın adına 1881’de Turks yani Türkler ekleniyor. Adı artık Fording Bridge Turks (Fording Bridge Türkleri) oluyor ve amblemine ay yıldız ilave ediliyor. Takımda geçen Türk adından dolayı takım pek çok zorluklarla karşılaşıyor. Özellikle 1. Dünya Savaşı sırasında bazı İngilizler tarafından vatana ihanetle suçlanıyor. … Okumaya devam et Türk Adını Taşıyan İngiliz Futbol Takımı

III. Murad Neden Kadınlara Düşkündü?

En çok çocuğu olan padişah! 100 den fazla çocuğu olan Sultan III. Murad Neden Kadınlara Düşkündü? III. Murad Osmanlı İmparatorluğunun 12. padişahıdır. Padişah olmadan önce başta Manisa olmak üzere birçok şehirde sancak beyliği yaptı. 1574 yılında tahta geçti ve 1595 yılına kadar ülkeyi yönetti. 21 yıllık süre boyunca aldığı kararlarla ülkeyi kargaşadan kurtardı. Türkiye’ye kattığı yani fethettiği diğer yerler Şirvan, Yanıkkale ve Tiflis’tir. Şiir ve diğer sanat türleriyle ilgilenen kişilere yardım eden III. Murad, birçok okul, medrese ve ilim merkezi açtırdı. Kanuni Sultan Süleyman’ın torunu, İkinci Selim’in oğlu olan III. Murad, kadınlara düşkünlüğü ve 100 den fazla çocuğu ile bilinmektedir. … Okumaya devam et III. Murad Neden Kadınlara Düşkündü?

Sultan Süleyman: İlk Hedefimiz Rodostur!

Sultan Süleyman Tahta ilk çıktığı zamanlarda söylediği söz: Biz artık bir balkan İmparatorluğu değiliz. Biz, Kara Avrupasında at süreceğiz. Belgrad, Budin, Viyana, Roma… Avrupa’nın kâfirlerin kalbine saplayacağız kılıcımızı! Doğuya da sırtımızı dönmedik elbet. Sınırlarımız hazar gölünü aşacak! Benim hasmım Şah İsmail Değildir. Benim hasmım Şarlken, Fransuva, Henry Tudor, Vatikandaki kâfirler… İlk Hedefimiz Rodostur! Okumaya devam et Sultan Süleyman: İlk Hedefimiz Rodostur!