Soğumuş Kalbim Sizi İşitmiyor Artık

Yattığım yeni klinik beni tedavi etmekte birincisinden daha başarılı olamadı; oradan ancak uzun yıllar sonra çıkabildim. Nihayet Paris’e dönmek üzere bindiğim trende, bir zamanlar Guermantes tarafında keşfeder gibi olduğum, sonra Tansonville’de, her gün gece geç vakitte yenen akşam yemeğinden önce Gilberte’ le yaptığımız gezintilerde daha da üzülerek fark ettiğim ve Tansonville’den ayrılmadan bir gün önce, Goncourt günlüğünden birkaç sayfa okurken edebiyatın boşluğu ve yalancılığıyla aşağı yukarı özdeleştirdiğim, edebi yetenekten yoksun olduğum düşüncesi, bana özgü bir kusur olarak değil de, inanmış olduğum idealin yokluğu olarak bakıldığında belki daha az acı veren, ama daha kasvetli olan ve çok uzun zamandır aklıma gelmemiş olan bu fikir, her zamankinden daha şiddetli bir acıyla benliğimi sarstı. Hatirliyi, tren kırın ortasında durmuştur. Güneş demiryolunu izleyen bir dizi ağacın gövdelerini yarıya kadar aydınlatıyordu.

Ağaçlar, diye düşündüm, bana söyleyeceğiniz bir şey kalmadı, soğumuş kalbim sizi işitmiyor artık. Oysa tabiatın ortasındaydım, ama gözlerim ışıklı alnınızı gölgeli gövdenizden ayıran çizgiyi kayıtsızca, sıkıntıya kaydediyor. Kendimi şair zannettiğim olduysa da, şimdi şair olmadığımı biliyorum. Belki hayatımın yeni başlayan bu kupkuru döneminde, tabiatın artık bana vermediği ilhamı insanlarda bulabilirim. Ama tabiatı şarkılarımla övme ihtimalinin olduğu yıllar asla geri gelmeyecek.

Kayıp Zamanın İzinde, Marcel Proust

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s