Müslüman Bilim Adamı: İbn-i Haldun

İbn Haldun; 1332-1406 (Hicri 732 / 808) yılları arasında yaşamış astronom, iktisatçı, tarihçi, matematikçi, sosyal bilimci ve Arap İslam bilginidir. Tam adı Abdurrahman b. Muhammed b. Ebu Bekr Muhammed b. Hasan’dır. Aslen Yemen’in Hadramut şehrinden olduğu için Hadrami, âilesi Tunus’a hicret etmeden önce Endülüs’ün İşbiliyye şehrinde oturduklarından İşbili isimleriyle de anıldı. 1332 (H. 732) senesinde Tunus’ta doğdu. 1406 (H. 808) senesinde Kâhire’de vefât etti. Aslı Yemen kabilelerinden Hadramut’a kadar uzanır. Dedelerinden, ilk olarak Halid b. Osman, Endülüs’teki Karmuna’ya hicret etti. Endülüs halkının âdeti olarak Halid olan ismine u ve n harfleri eklenerek ismi Haldun’a dönüştü. Yaşam öyküsü İbn Haldun’un yaşamı çok iyi şekilde belgelenmiş ve özgeçmişini “at-tarīf biİbni haldūn wa-rihlatu-hu ġarban wa-šarqan” isminde anlatan bu kitap 1951 yılında Kahire’de Muħammad ibn-Tāwīt at-Tanjī tarafından yayınlanmıştır. Zaten Haldun aile ismi kökeni öncülleri Halid’ten gelir. Özgeçmişinde İbn Haldun, kökeninin arap-yemen kabilelerinden Hadramut’a kadar uzandığından ve ailesinin İslami fetih başlarında İspanya’ya geldiğinden bahseder. Eğitim ve Öğrenim Ailesi o zamanlar kuzey Afrika’da en iyi öğretmenlerden eğitim almasını sağlamıştır. Kaliteli bir Arap eğitimi olan, Kur’an, Arap dilbilimi, Hadis ve İslam hukuk (Fıkıh) alır. Ayrıca tasavvuf, matematikçi ve filosof al-Ābilī’den Matematik, Mantık (Greek: λογική) ve Felsefe eğitimini alır, İbn Rüşt, İbn Sina, Fahreddin Razi ve Şerafeddin al-Tusi’nin eserlerini öğrenir. İbn Haldun 17 yaşında iken üç kıtayı, tabii ki Tunus şehrini de, etkisi altına alan Büyük Veba Salgınında ailesini kaybeder. Tunus, Fas ve Gırnata’da ilk yılları Eğitimi bitince Tunus şehrinde Hafsid hanedanından Sultan Abu İshak İbrahim II. al-Mustansır’ın yazmanı olarak çalışır. Daha sonra Tunus’dan Fas’a taşınır, 20 yaşına gelince onun siyasal meslek hayatı başlar, Sultan Abu İshak emriyle İbn Tafrāgīn’nin yanında idari işler görevi verilir. İbn-i Haldûn, ilimde şöhret ve fazilet sâhibi olması sebebiyle, zamânın hükümdârlarınca takdir edilip sevildi ve önemli vazifelere tâyin edildi. Yirmi yaşlarında Tunus Hükümdârı Ebû İshak’a kâtib oldu. Sohbetlerine hayrân kalan, Fas hükümdârı Ebû İnân, 1349 senesinde Fas’a dâvet ederek, nişancılığa, her türlü yazışma, kânun ve nizâmların tanzim ve tasdikine memur etti. Böylece onun yakın adamlarından oldu. Fakat onun bu derece yükselmesini çekemeyenler, sultana çeşitli şikâyetlerde bulunarak, suçsuz olduğu hâlde, 1360 senesinde hapse atılmasına sebeb oldular. Fas sultânının vefâtına kadar hapiste kaldı. Sonra sultânın veziri hapisten çıkarıp eski görevine tâyin etti.

Fas’ın idâresi Sultan Ebû Sâlim’in eline geçince ona önce nişancılık, sonra da zabtiye ve dâvâlara bakma vazifesini verdi. Sultânın ölümünden sonra, vezir Ömer bin Abdullah hükümdâr oldu. Bu vezirle aralarında soğukluk hâsıl olunca, İbn-i Haldûn Fas’tan ayrılarak Endülüs’e gitti. Endülüs Sultânı Ebû Abdullah bin Ahmed, onu büyük bir alâkayla karşıladı ve bir müddet ilminden istifâde etti. Daha sonra Bicâye Sultânı Ebû Abdullah dâvet ederek, merâsimle karşıladı ve memleketinin idâresini ona teslim etti. Bu sırada dağlarda yaşayan Berberi eşkıyâları isyân hâlindeydi. İbn-i Haldûn bizzat eşkıyâların üzerine yürüdü. Bâzan yumuşaklık ve şefkatle bâzan da şiddetle muâmelede bulunarak, âsileri yendi. Bicâye hükûmetinin durumunu düzeltmek üzereyken Sultân Ebû Abdullah öldürüldü. Tlemsan Hükümdârı Ebû Hamun’un dâveti ile 1371 senesinde Bicâye’de Biskrâ şehrine vardı. Burada da bâzı görevlerde bulunduktan sonra, Beni Tucin ilinde, “Selâmeoğulları Kalesi” adıyla tanınan şehre gitti. Devlet memûriyetlerini bırakarak bir köşeye çekilip, ilimle meşgul oldu. Bu kalede dört sene kaldı. Bu müddet içinde ilim âlemince takdir edilen mühim eseri Mukaddime’yi yazdı ve eserini 1378 senesinde Tunus Sultânı Ebû Abbâs’a takdim etti. Tunus Sultânı, Mukaddime’de ortaya koyduğu usûller çerçevesinde, bir de târih kitabı yazmasını ricâ etti. Bundan sonra da umûmi târihi yazdı. Yaklaşımları İbn-i Haldûn, sosyoloji ilminin kurucusu olarak tanınmıştır. O, sosyoloji ilmine “İlmu Tabiat-il-Umrân” adını vermiştir. İnsanların cemiyetler hâlinde birbiriyle yardımlaşarak memleketlerini imâr etmelerini ve yaşayışları için gereken geçinme vâsıtalarını, sebepleri ve âletleri hazırlamalarını “umrân” kelimesiyle ifâde etmiştir. Kendinden önce sosyoloji ilmine temas edenlerden farklı olarak, bu ilmin, siyâset, ahlâk, hitâbet ve başka ilim ve fen cümlesinden olmayıp kendi başına bir ilim olduğunu ortaya koymuştur. İbn-i Haldûn’un sosyoloji ilmi ile ilgili görüş ve düşünceleri meşhur “Mukaddime” kitabındadır. Bu kitap, yazdığı târih kitabının önsözü mâhiyetinde olup, iki cilt hâlindedir. İbn-i Haldûn, târih ilminde belli metodlar bulunmasını ve târih yazarlarının bu metodlara uymasını açıklamalı bir şekilde misallerle yazmıştır. Gördüğü ve yaşadığı siyâsi hâdiseler, sultânlar ve idârecilerle irtibât hâlinde bulunması eserin yayılmasında büyük rol oynamıştır. İbn-i Haldûn yine, psikolojiyi târihe uygulayan ilk ilim adamıdır.

İbn-i Haldûn’un manzûme, risâle, İbn-i Rüşd ve Fahreddin Râzi’nin eserlerine yazdığı özetlerin yanında, matematik ve mantığa dâir eserleri de vardır. Fakat bunlar günümüze kadar gelememiştir. Günümüze ulaşan tek eseri yedi ciltlik “Kitâb-ulİber” dir. Bir târih kitabı olan bu eser, üç bölümden meydana gelmiştir. “Birinci bölüm, Mukaddime’dir. İkinci bölümde Arapların târihi yanında, Sûriye, Pers, Yahûdi, Kıpt, Yemen, Roma, Türk ve Franklılar târihi; üçüncü bölümde ise Berberilerin ve güney Afrika’daki Müslüman hânedânların târihi anlatılmaktadır.” Eser, inceleme ve araştırma yönünden emsâlsizdir. Bütün Avrupa târihçilerinin birçok konularda mürâcaat ettikleri ana kaynaktır. Yedi cilt hâlinde Mısır’da basılmıştır. Bu târih kitabının girişi olan “Mukaddime” başlı başına meşhur bir eserdir. Çeşitli yönleriyle insan cemiyetlerinin târif ve açıklaması ile başlayan “Mukaddime”, altı bölümden ibârettir. “Birinci bölümde medeniyet; ikinci bölümde göçebe ile şehirli kültürlerinin karşılaştırılmaları, zıtlıklardan ortaya çıkan çatışmaların sosyolojik târihi sebepleri ve sonuçları; üçüncü bölümde hânedânlar, krallıklar, halifeler, sultanların asâlet sıralaması, idârenin temelleri, bâzı Hıristiyan ve Yahûdi olanlar da dâhil olmak üzere çeşitli mevzûların açıklanması; dördüncü bölümde köy ve kasabalardaki hayâta dâir müşâhadeleri; beşinci bölümde geçim araçları, meseleler, sanat ve ticâret, iş hayâtı, zirâat, dış ticâret, inşâat; altıncı ve son bölümde ise çeşitli bilimler, öğrenme ve öğretme, psikoloji ve bilimlerin sınıflandırılması” anlatılmaktadır. “Mukaddime,” değişik konular ve bilgiler hakkında bir hazinedir.

Özellikle İbn-i Haldûn’un kullandığı araçların antik ve ortaçağ batı târihçi ve sosyologlarına çok farklı gelmesi, bu eseri onlara çok değerli kılmıştır. Bâzı batılı târihçiler tarafından ortaçağın en önemli eseri olarak görülen bu kitap, târihi metodları açıklayan modern bir el kitabına benzemektedir. Mukaddime’nin ilk iki kısmı Şeyhülislâm Pirizâde; üçüncü kısmı da Cevdet Paşa tarafından; daha sonraki yıllarda ise, başka mütercimlerce tercüme edilerek yayınlanmıştır. Târihinin bir kısmını da Sabihi Paşa tercüme etmiştir. Bu eserler, ayrıca Avrupa dillerine de çevrilmiştir. Bu kitaplarından başka eserleri de olduğu rivâyet edilen İbn-i Haldun’un mûteber olmayan görüş ve fikirleri de vardır. İbn-i Haldûn, Anadolu’da Kâtib Çelebi tarafından tanıtıldı. Nâimâ, Pirizâde Mehmed ve Ahmed Cevdet Paşa gibi Osmanlı târihçilerinde İbn-i Haldûn’un tesirleri görüldü. Batı dünyâsı ise İbn-i Haldûn’la 19. asırda tanışabildi. İlk defa Hammer 1812 senesinde onun önemini anlamış ve onu “Arap Montesquiesü” olarak isimlendirmiştir. Batı tarafından tanınması, İslâm dünyâsında ününü bir kat daha arttırmıştır. Özellikle köy-kent farklılaşması hakkında toplumsal çözümlemeler getirmiştir. Ünlü eseri “Mukaddime”nin 2. bölümünde, göçebe-köy toplumsal yaşamı ile yerleşik-kent toplumsal yaşamı arasında önemli saptamalar yapmıştır. Ona göre, göçebe-köy toplumsal yaşamı, yerleşikkent toplumsal yaşamından önce başlamıştır. Köy halkı, kent halkından daha sağlam, mert, özgüveni daha fazla, özgür, köklü ve az bozulmuştur. Köy aile yaşamı, kent aile yaşamından daha dengeli, daha sağlam ve daha huzurludur. Toplumsal bilinç ve duyarlılık, karşılıklı yardımlaşma ve dayanışma köy toplumsal yaşamında daha fazladır. Ayrıca yaşlılara ve kadınlara verilen saygı ve değer de çok daha fazladır. İbn haldun tüm krallıkların da tıpkı canlı organizmalar gibi doğum, gelişme, duraklama ve ölüm evreleri olduğunu; doğum ve gelişme gibi evrelerin göçebe yaşam kültür ve ahlakının sonucu olduğunu, zamanla kent yaşamına alışan uygarlıklarınsa gerilemeye ve ölmeye başladıklarını (yokolmuş medeniyetleri ve yaşadığı dönemin olaylarını örnek göstererek) ileri sürmüştür. İbn Haldun’dan önceki tüm tarihçiler olayları tek tek ele alıp, hikâye gibi anlatmış, bir senteze gidememişlerdir. İbn Haldun ise tek tek fenomenlerden yola çıkarak ünlü tarih tezini öne sürmüş, böyleliklede sosyoloji adını verdiğimiz bilim dalı kendisiyle başlamıştır. İktisadi kalkınma ve sosyal huzurun arasında yakın bir ilişki vardır. Güçlü devlet iktisadi kalkınma için uygun zemin hazırlar, iç ve dış güvenliği sağlar. İbn Halduna göre, devlet ekonomik hayata müdahale etmemelidir. Devlet müdahale ederse ve vergileri arttırırsa, kişilerin yaratıcılık arzuları kırılır, üretim azalır ve neticede hem fertlerin hem de devletin geliri azalır. Bu bakımdan, İbn Haldun, liberal bir iktisat politikası ve özgürlükten yanadır.


İbn Haldun; 1332-1406 (Hicri 732 / 808) yılları arasında yaşamış astronom, iktisatçı, tarihçi, matematikçi, sosyal bilimci ve Arap İslam bilginidir. Tam adı Abdurrahman b. Muhammed b. Ebu Bekr Muhammed b. Hasan’dır. Aslen Yemen’in Hadramut şehrinden olduğu için Hadrami, âilesi Tunus’a hicret etmeden önce Endülüs’ün İşbiliyye şehrinde oturduklarından İşbili isimleriyle de anıldı. 1332 (H. 732) senesinde Tunus’ta doğdu. 1406 (H. 808) senesinde Kâhire’de vefât etti. Aslı Yemen kabilelerinden Hadramut’a kadar uzanır. Dedelerinden, ilk olarak Ha306 Hacı Mahmut Hatun lid b. Osman, Endülüs’teki Karmuna’ya hicret etti. Endülüs halkının âdeti olarak Halid olan ismine u ve n harfleri eklenerek ismi Haldun’a dönüştü. Yaşam öyküsü İbn Haldun’un yaşamı çok iyi şekilde belgelenmiş ve özgeçmişini “at-tarīf biİbni haldūn wa-rihlatu-hu ġarban wa-šarqan” isminde anlatan bu kitap 1951 yılında Kahire’de Muħammad ibn-Tāwīt at-Tanjī tarafından yayınlanmıştır. Zaten Haldun aile ismi kökeni öncülleri Halid’ten gelir. Özgeçmişinde İbn Haldun, kökeninin arap-yemen kabilelerinden Hadramut’a kadar uzandığından ve ailesinin İslami fetih başlarında İspanya’ya geldiğinden bahseder. Eğitim ve Öğrenim Ailesi o zamanlar kuzey Afrika’da en iyi öğretmenlerden eğitim almasını sağlamıştır. Kaliteli bir Arap eğitimi olan, Kur’an, Arap dilbilimi, Hadis ve İslam hukuk (Fıkıh) alır. Ayrıca tasavvuf, matematikçi ve filosof al-Ābilī’den Matematik, Mantık (Greek: λογική) ve Felsefe eğitimini alır, İbn Rüşt, İbn Sina, Fahreddin Razi ve Şerafeddin al-Tusi’nin eserlerini öğrenir. İbn Haldun 17 yaşında iken üç kıtayı, tabii ki Tunus şehrini de, etkisi altına alan Büyük Veba Salgınında ailesini kaybeder.Tunus, Fas ve Gırnata’da ilk yılları Eğitimi bitince Tunus şehrinde Hafsid hanedanından Sultan Abu İshak İbrahim II. al-Mustansır’ın yazmanı olarak çalışır. Daha sonra Tunus’dan Fas’a taşınır, 20 yaşına gelince onun siyasal meslek hayatı başlar, Sultan Abu İshak emriyle İbn Tafrāgīn’nin yanında idari işler görevi verilir. İbn-i Haldûn, ilimde şöhret ve fazilet sâhibi olması sebebiyle, zamânın hükümdârlarınca takdir edilip sevildi ve önemli vazifelere tâyin edildi.

Yirmi yaşlarında Tunus Hükümdârı Ebû İshak’a kâtib oldu. Sohbetlerine hayrân kalan, Fas hükümdârı Ebû İnân, 1349 senesinde Fas’a dâvet ederek, nişancılığa, her türlü yazışma, kânun ve nizâmların tanzim ve tasdikine memur etti. Böylece onun yakın adamlarından oldu. Fakat onun bu derece yükselmesini çekemeyenler, sultana çeşitli şikâyetlerde bulunarak, suçsuz olduğu hâlde, 1360 senesinde hapse atılmasına sebeb oldular. Fas sultânının vefâtına kadar hapiste kaldı. Sonra sultânın veziri hapisten çıkarıp eski görevine tâyin etti. Fas’ın idâresi Sultan Ebû Sâlim’in eline geçince ona önce nişancılık, sonra da zabtiye ve dâvâlara bakma vazifesini verdi. Sultânın ölümünden sonra, vezir Ömer bin Abdullah hükümdâr oldu. Bu vezirle aralarında soğukluk hâsıl olunca, İbn-i Haldûn Fas’tan 308 Hacı Mahmut Hatun ayrılarak Endülüs’e gitti. Endülüs Sultânı Ebû Abdullah bin Ahmed, onu büyük bir alâkayla karşıladı ve bir müddet ilminden istifâde etti. Daha sonra Bicâye Sultânı Ebû Abdullah dâvet ederek, merâsimle karşıladı ve memleketinin idâresini ona teslim etti. Bu sırada dağlarda yaşayan Berberi eşkıyâları isyân hâlindeydi. İbn-i Haldûn bizzat eşkıyâların üzerine yürüdü. Bâzan yumuşaklık ve şefkatle bâzan da şiddetle muâmelede bulunarak, âsileri yendi. Bicâye hükûmetinin durumunu düzeltmek üzereyken Sultân Ebû Abdullah öldürüldü. Tlemsan Hükümdârı Ebû Hamun’un dâveti ile 1371 senesinde Bicâye’de Biskrâ şehrine vardı. Burada da bâzı görevlerde bulunduktan sonra, Beni Tucin ilinde, “Selâmeoğulları Kalesi” adıyla tanınan şehre gitti.

Devlet memûriyetlerini bırakarak bir köşeye çekilip, ilimle meşgul oldu. Bu kalede dört sene kaldı. Bu müddet içinde ilim âlemince takdir edilen mühim eseri Mukaddime’yi yazdı ve eserini 1378 senesinde Tunus Sultânı Ebû Abbâs’a takdim etti. Tunus Sultânı, Mukaddime’de ortaya koyduğu usûller çerçevesinde, bir de târih kitabı yazmasını ricâ etti. Bundan sonra da umûmi târihi yazdı. Müslüman Bilim Adamları 309 Yaklaşımları İbn-i Haldûn, sosyoloji ilminin kurucusu olarak tanınmıştır. O, sosyoloji ilmine “İlmu Tabiat-il-Umrân” adını vermiştir. İnsanların cemiyetler hâlinde birbiriyle yardımlaşarak memleketlerini imâr etmelerini ve yaşayışları için gereken geçinme vâsıtalarını, sebepleri ve âletleri hazırlamalarını “umrân” kelimesiyle ifâde etmiştir. Kendinden önce sosyoloji ilmine temas edenlerden farklı olarak, bu ilmin, siyâset, ahlâk, hitâbet ve başka ilim ve fen cümlesinden olmayıp kendi başına bir ilim olduğunu ortaya koymuştur. İbn-i Haldûn’un sosyoloji ilmi ile ilgili görüş ve düşünceleri meşhur “Mukaddime” kitabındadır. Bu kitap, yazdığı târih kitabının önsözü mâhiyetinde olup, iki cilt hâlindedir. İbn-i Haldûn, târih ilminde belli metodlar bulunmasını ve târih yazarlarının bu metodlara uymasını açıklamalı bir şekilde misallerle yazmıştır. Gördüğü ve yaşadığı siyâsi hâdiseler, sultânlar ve idârecilerle irtibât hâlinde bulunması eserin yayılmasında büyük rol oynamıştır. İbn-i Haldûn yine, psikolojiyi târihe uygulayan ilk ilim adamıdır. İbn-i Haldûn’un manzûme, risâle, İbn-i Rüşd ve Fahreddin Râzi’nin eserlerine yazdığı özetlerin yanında, matematik ve mantığa dâir eserleri de vardır. Fakat bunlar günümüze kadar gelememiştir. Günümü310 Hacı Mahmut Hatun ze ulaşan tek eseri yedi ciltlik “Kitâb-ulİber” dir. Bir târih kitabı olan bu eser, üç bölümden meydana gelmiştir. “Birinci bölüm, Mukaddime’dir.

İkinci bölümde Arapların târihi yanında, Sûriye, Pers, Yahûdi, Kıpt, Yemen, Roma, Türk ve Franklılar târihi; üçüncü bölümde ise Berberilerin ve güney Afrika’daki Müslüman hânedânların târihi anlatılmaktadır.” Eser, inceleme ve araştırma yönünden emsâlsizdir. Bütün Avrupa târihçilerinin birçok konularda mürâcaat ettikleri ana kaynaktır. Yedi cilt hâlinde Mısır’da basılmıştır. Bu târih kitabının girişi olan “Mukaddime” başlı başına meşhur bir eserdir. Çeşitli yönleriyle insan cemiyetlerinin târif ve açıklaması ile başlayan “Mukaddime”, altı bölümden ibârettir. “Birinci bölümde medeniyet; ikinci bölümde göçebe ile şehirli kültürlerinin karşılaştırılmaları, zıtlıklardan ortaya çıkan çatışmaların sosyolojik târihi sebepleri ve sonuçları; üçüncü bölümde hânedânlar, krallıklar, halifeler, sultanların asâlet sıralaması, idârenin temelleri, bâzı Hıristiyan ve Yahûdi olanlar da dâhil olmak üzere çeşitli mevzûların açıklanması; dördüncü bölümde köy ve kasabalardaki hayâta dâir müşâhadeleri; beşinci bölümde geçim araçları, meseleler, sanat ve ticâret, iş hayâtı, zirâat, dış ticâret, inşâat; altıncı ve son bölümde ise çeşitli bilimler, öğrenme ve öğretme, psikoloji ve Müslüman Bilim Adamları 311 bilimlerin sınıflandırılması” anlatılmaktadır. “Mukaddime,” değişik konular ve bilgiler hakkında bir hazinedir.

Özellikle İbn-i Haldûn’un kullandığı araçların antik ve ortaçağ batı târihçi ve sosyologlarına çok farklı gelmesi, bu eseri onlara çok değerli kılmıştır. Bâzı batılı târihçiler tarafından ortaçağın en önemli eseri olarak görülen bu kitap, târihi metodları açıklayan modern bir el kitabına benzemektedir. Mukaddime’nin ilk iki kısmı Şeyhülislâm Pirizâde; üçüncü kısmı da Cevdet Paşa tarafından; daha sonraki yıllarda ise, başka mütercimlerce tercüme edilerek yayınlanmıştır. Târihinin bir kısmını da Sabihi Paşa tercüme etmiştir. Bu eserler, ayrıca Avrupa dillerine de çevrilmiştir. Bu kitaplarından başka eserleri de olduğu rivâyet edilen İbn-i Haldun’un mûteber olmayan görüş ve fikirleri de vardır. İbn-i Haldûn, Anadolu’da Kâtib Çelebi tarafından tanıtıldı. Nâimâ, Pirizâde Mehmed ve Ahmed Cevdet Paşa gibi Osmanlı târihçilerinde İbn-i Haldûn’un tesirleri görüldü. Batı dünyâsı ise İbn-i Haldûn’la 19. asırda tanışabildi. İlk defa Hammer 1812 senesinde onun önemini anlamış ve onu “Arap Montesquiesü” olarak isimlendirmiştir. Batı tarafından tanınması, İslâm dünyâsında ününü bir kat daha arttırmıştır. 312 Hacı Mahmut Hatun Özellikle köy-kent farklılaşması hakkında toplumsal çözümlemeler getirmiştir. Ünlü eseri “Mukaddime”nin 2. bölümünde, göçebe-köy toplumsal yaşamı ile yerleşik-kent toplumsal yaşamı arasında önemli saptamalar yapmıştır. Ona göre, göçebe-köy toplumsal yaşamı, yerleşikkent toplumsal yaşamından önce başlamıştır. Köy halkı, kent halkından daha sağlam, mert, özgüveni daha fazla, özgür, köklü ve az bozulmuştur.

Köy aile yaşamı, kent aile yaşamından daha dengeli, daha sağlam ve daha huzurludur. Toplumsal bilinç ve Müslüman Bilim Adamları 313 duyarlılık, karşılıklı yardımlaşma ve dayanışma köy toplumsal yaşamında daha fazladır. Ayrıca yaşlılara ve kadınlara verilen saygı ve değer de çok daha fazladır. İbn haldun tüm krallıkların da tıpkı canlı organizmalar gibi doğum, gelişme, duraklama ve ölüm evreleri olduğunu; doğum ve gelişme gibi evrelerin göçebe yaşam kültür ve ahlakının sonucu olduğunu, zamanla kent yaşamına alışan uygarlıklarınsa gerilemeye ve ölmeye başladıklarını (yokolmuş medeniyetleri ve yaşadığı dönemin olaylarını örnek göstererek) ileri sürmüştür. İbn Haldun’dan önceki tüm tarihçiler olayları tek tek ele alıp, hikâye gibi anlatmış, bir senteze gidememişlerdir. İbn Haldun ise tek tek fenomenlerden yola çıkarak ünlü tarih tezini öne sürmüş, böyleliklede sosyoloji adını verdiğimiz bilim dalı kendisiyle başlamıştır. İktisadi kalkınma ve sosyal huzurun arasında yakın bir ilişki vardır. Güçlü devlet iktisadi kalkınma için uygun zemin hazırlar, iç ve dış güvenliği sağlar. İbn Halduna göre, devlet ekonomik hayata müdahale etmemelidir. Devlet müdahale ederse ve vergileri arttırırsa, kişilerin yaratıcılık arzuları kırılır, üretim azalır ve neticede hem fertlerin hem de devletin geliri azalır. Bu bakımdan, İbn Haldun, liberal bir iktisat politikası ve özgürlükten yanadır. 314 Hacı Mahmut Hatun

Eserleri – Lubab al-muhassal fi usul ad-din – Schifa’ as-sa’il – allaqa li-l-Sultān – Kitāb al-ibar Kendi yaşam öyküsünü anlataan bu kitab 1050 yılında Kahire’de Muħammad ibn-Tāwīt at-Tanjī tarafından yayınlanmıştır. – al-Muqaddima Mukaddime; Franz Rosenthal’ın çeviri yazısı Muqaddımah (Almanca) Kaynakça H. Emre Bağce, “İbni Haldun’un İdeoloji Kuramı: Karşılaştırmalı Bir Çözümleme”, Doğu-Batı Düşünce Dergisi, cilt 8, sayı 31, 2005. http://web.inonu.edu.tr/~stekel/sostar11.htm http://www.enfal.de/ecdad104.htm Kadir Canatan, Mukaddime-Klasik Sosyal Bilimler Sözlüğü, Rasyo Yayıncılık, İstanbul 2009. -‘Ali ‘Abd al-Wahid Wafi, Muqaddimat Ibn Chaldun. Cilt I, sayfa 40 (Kahire 1965)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s