Yasa Boşlukları ve Doldurulması

Genel Vergi Hukuku: Yasa Boşlukları ve Doldurulması

Yasada bulunması gerekli ve zorunlu düzenlemelerin eksikliği yasa boşluğu olarak tanımlanmaktadır. Bu eksiklik, hukuki sonuç veya olayın soyut tanımında olabilir. Yasa boşlukları, yasanın düzenlediği alanı sınırlaması veya hiç düzenleme yapmayıp sessiz kalması ya da uygulanabilirlik açısından önceliği saptanamayan iki yasanın çatışması hâllerinde ortaya çıkabilir. Hukuk teorisinde yasa boşlukları; bilinçli- bilinçsiz, açık- örtülü, gerçek- gerçek olmayan boşluk biçiminde sınıflandırılmaktadır. Yorum yapılırken yasa boşluklarının doldurulması ve hukuk yaratma arasındaki sınırların belirlenmesinde yasanın öngörmediği -plana aykırı boşluk- ve yasanın öngördüğü -plana uygun boşluk- boşluk arasındaki farkın ortaya konulması gerekir. Yasanın planına uygun/kural içi boşluk, yasanın bir genel düzenleme yaptığı, salt bir çerçeve çizdiği durumlarda ortaya çıkar. Çoğunlukla yasa koyucunun düzenlemeyi hedeflediği konunun özelliklerini dikkate alarak net belirlemeler yapmayı uygun görmediği veya kaçındığı, içinin doldurulmasını içtihatlara ve/veya hukuk bilimine bırakmak istediği hâllerde yasanın öngördüğü/ plana uygun boşluk söz konusudur. Bir başka söyleyişle, bu boşluk yasa koyucu tarafından bilinçli olarak doldurulmamaktadır. Bu bağlamda, Gelir Vergisi Kanunu’nun safi kazancın tesbitinde öngördüğü “İndirilecek Giderler” başlıklı 40’ıncı maddesinin birinci bendi kanımızca iyi bir örnektir. Anılan maddenin birinci bendindeki “elde etme ve idame ettirme için yapılan genel gider” ifadesinin kapsamının yorumla mı belirleneceği, yoksa bentte plana uygun -kural içi, bilinçli, gerçek olmayan- boşluk mu bulunduğu saptamasından sonra boşluğun doldurulması suretiyle mi belirleneceği hususunda kesin bir sonuca varmak kanımızca mümkün değildir. Kaldı ki plana uygun boşlukların doldurulmasında da yorum için çizilen sınırların geçerli olduğu kabul edildiği sürece, kapsamın yorumla mı yoksa boşluk doldurma suretiyle mi belirlendiğinin pratik bir önemi de bulunmamaktadır.

Yasa koyucunun arzu ve iradesi dışında ortaya çıkan yasanın amacıyla bağdaştırılamayacak eksikliklerde plana aykırı yasa boşluğu söz konusudur. Plana aykırı yasa boşluklarının yasa koyucu sorunu görseydi nasıl hareket edecek idiyse o şekilde hareket edilerek doldurulması gerektiği genel kabul görmektedir. Vergi hukukunda plana aykırı yasa boşluklarının kıyas yoluyla doldurulması ilke olarak mümkün değildir. Vergilerin yasallığı ilkesinin sonucu olan bu kural yorum ve hukuk yaratma yoluyla soyut boyutuyla yeni bir vergiyi doğuran olay ihdas edilmesini yasaklar. Türk Vergi Hukuku’nda, yazında ve yargı kararlarında plana aykırı yasa boşluklarının kıyas yoluyla doldurulamayacağı tartışmasızdır. Kıyas yoluyla vergi yaratılması veya vergisel yükümlerin genişletilmesinin yasallık ve hukuk devleti ilkelerine aykırılık oluşturacağı, ayrıca güçler ayrılığı prensibinin buna engel teşkil ettiği belirtilmektedir. Vergi hukukunda salt yükümlü aleyhine kıyas değil, yükümlü lehine kıyası da yasaktır. Plana aykırı yasa boşluğu ile yasa koyucunun bilinçli ve planlı bir biçimde düzenleme yapmaktan kaçındığı alanların da ayıredilmesi vergi hukuku bakımından özel bir önem taşır. Yasa koyucu izlediği hukuk politikası gereği bazı alanlarda düzenleme yapmamayı tercih edebilir ancak bu gibi hâllerde hukuk uygulayıcısının doldurması gereken bir yasa boşluğundan söz edilemez. Güçler ayrılığı ilkesi uyarınca bu alanlar sadece yasalarla düzenlenebilir. Planlı ve bilinçli bir şekilde vergi yasalarınca düzenlenmeyen bu alanların sınırı, kuraldaki ifadeye yüklenebilecek anlamın sınırının bittiği ve plana aykırı bir yasa boşluğunun saptanamadığı noktada başlar. Gelir Vergisi Kanunu’nda sayılan yedi kazanç türünden birine girmeyen bir kazanç nedeniyle vergilendirme yapılamamasında (örn. bahşiş, kumar kazancı, rüşvet) yasa koyucunun belirlediği konular dışında gelir vergisi almama yönündeki iradesi yatmaktadır. Burada hemen belirtmek gerekir ki yasa koyucunun düzenlemekten kaçınma nedeninin ne olduğu önem taşımaz. Düzenleme getirmekten kaçınma, izlenen hukuk politikasından kaynaklanabileceği gibi, bu kaçınma mantıksız, rahatsız edici veya hukuk duygularını rencide edici nitelikte, hatta eşitlik ilkelerini zedeleyici dahi olabilir. Kaçınma nedeni ne olursa olsun hukuk uygulayıcısının bu alana müdahale etme yetkisi yoktur.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s