Arap Tarihi: Medine Sözleşmesi

Hz. Muhammed’in hicret ettiği dönemde, Arabistan genelinde olduğu gibi Medine’de de karışıklıklar bulunmaktaydı. Evs ile Hazrec isimli müşrik Arap kabilelerinin gerek kendi aralarında gerekse Yahudilerle yaşadıkları çekişmeler hayatı zorlaştırmaktaydı. Ayrıca Yahudiler kendi içlerinde de çekişmeler yaşamaktaydı. Hz. Muhammed, Medine’de kabileciliğe ve toplum içindeki çatışmalara son vermek, Medine’ye hicret etmek zorunda kalan Müslümanları, yerli halk ile kaynaştırarak, bütün üstünlük iddialarını ortadan kaldırmak istiyordu. Bunun için muhacir ve ensar arasında kardeşlik ilan etti. Böylelikle bu kişilere toplum olma bilinci kazandırılarak birbirlerini kabullenmeleri sağlanmış; bilgi ve tecrübe paylaşımı, ortaklaşa iş yapma ve üretme anlayışı geliştirilmiştir. Hz. Peygamber, Müslümanlar arasında birliği ve kardeşliği sağladıktan sonra Medine’de bulunan başka dinden insanları dışlamak, şehirden çıkarmak veya onlara kin ve düşmanlık beslemek gibi bir tutum takınmamış; bu topluluklarla İslam Devleti’nin ilk yazılı anlaşması olan Medine Sözleşmesi’ni imzalamıştır.

İlk İslam anayasası olarak kabul edilen Medine Sözleşmesi’yle Medine toplumunu yeniden düzenleyen bir sistem meydana getirilerek toplumdaki bireylerin birbirleriyle ve yabancılarla olan ilişkileri, din ve vicdan hürriyeti, hak ve sorumlulukları belirli esaslara bağlanmıştır. Bir antlaşma niteliğinde olan bu metin, şekil olarak günümüz anayasalarından bazı farklılıklar gösterse de içerik bakımından anayasal özellikler taşımaktadır. Sözleşme, Medine’de dinî olduğu kadar siyasi bir birlik oluşturmak amacıyla düzenlenmiştir. Medine Sözleşmesi, ilk maddeden itibaren Müslümanlar ve gayrimüslimlerin Medine’ye bir saldırı olduğunda, birlikte hareket etmesini karara bağlamıştır. Medine Sözleşmesi’yle vatandaşlara sosyal ve siyasal bir kimlik verilmiş, o çağda benzeri görülmeyen bir vatandaşlık hakkı sunulmuştur. Gayrimüslimlere inanç ve fikir hürriyeti, mal ve can güvenliği emniyet altına alınmış, hile ve vefasızlık yasaklanmıştır. Her türlü baskının, zorbalığın, hukuksuzluğun, zulüm ve şiddetin hâkim olduğu bir ortamda imzalanan bu sözleşme çok önemli bir gelişmedir. Medine Sözleşmesi, genel olarak kuralların titizlikle uygulanmasını temel almış; doğruluk, iyilik, adalet, yardımlaşma, istişare, barış ve dokunulmazlık gibi kavramları yürürlüğe koymuştur. Çekişme, suç işleme, kötülük planlama, düşmanlık, zulüm ve haksızlık, bozgunculuk, suçluya yardım ve yataklık, cinayet gibi olaylara yasaklar getirmiştir. Hz. Muhammed’in Medine’de birliği sağlama gayretleri, her ne kadar sosyal barışı amaçlamış olsa da içeriden bazı kimseleri rahatsız etmiştir. Mekke müşriklerine haberler gönderirken Kureyş müşrikleri de yazmış oldukları mektuplar ile Müslümanları yalnızlaştırmaya çalışmışlardır. Ayrıca Müslümanları güç durumda bırakmak için ekonomik ambargo uygulamaya ve Mekke’de bıraktıkları malları yağmalamaya başlamışlardır.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s