Kemalizm ve İslam Üzerinden Geçinenler

İslam üzerinden insanların duyguları ile oynayıp zenginliğine zenginlik katanlar olduğu gibi Kemalizm-Atatürkçülük üzerinden de kendi cebini dolduranlar mevcuttur. CHP’liler AKP’nin din ile insanları kandırdığını söylüyor. İyi de kardeşim CHP’nin AKP’den farkı ne peki? Onlarda Atatürkçülük üzerinden insanları kandırmıyor mu? Yani birini görürken diğerini görmemek nedir? Dürüst biri iki tarafında yanlışını bilir ve yanlışını söylemekten çekinmez. Cübbeli yanmaz kefen satar, Yılmaz Özdil’de 2500 TL’ye nutuk satar. Falanca hoca da yine aynı fiyata altın kaplama Kuran satar. Gördüğünüz gibi işte. Kaybeden Türk milleti kazanan ise tüccarlardır. Böyle insanların oyununa gelmeyen, körü körüne particilik yapmayın. Siyasi partiler her zaman kendi ceplerini doldurur, en … Okumaya devam et Kemalizm ve İslam Üzerinden Geçinenler

Türkler Türk Tanrısına İhanet Etti!

Din değiştirme, insanlık tarihi boyunca bireylerin ve toplumların yaşamlarında karşılaştıkları ve derinden etkilendikleri en önemli olaylardandır çünkü bir dine girmek ya da dinden çıkmak öncekinden çok daha farklı yeni bir yaşam tarzının benimsenmesi anlamına gelmektedir. Kişiler ve toplumlar için eskiden değer verdikleri ve günlük yaşamda önemsedikleri birçok kavram anlamını yitirirken bunların yerini başka ritüeller ve hedefler yer alır. Uygurların din değiştirmeleri sonucu savaşçılık yeteneklerini yitirmeleri ve yerleşik hayata geçmeleri bunun en iyi örneklerinden biri olmuştur. Tıpkı diğer Müslümanlar gibi Türkler de İslam’a geçince Araplaşmıştır. Farklı coğrafyalarda İslam dinini kabul eden Berberiler, Acemler ve Kürtler gibi kavimler de bulunmaktadır. Kuzey Afrika’da … Okumaya devam et Türkler Türk Tanrısına İhanet Etti!

Mâtürîdîlik Nedir?

Mâtürîdîlik, Ebû Hanife ve Ebû Mansûr el-Mâtürîdî’nin akaid ve kelamla ilgili görüşlerine dayalı bir şekilde ortaya çıkmış bir kelâm mezhebidir. 10. yüzyılda el-Mâtürîdî’nin sistemleştirmesiyle Eş’arîlikle birlikte Sünni kelâmının temel iki okulundan biri haline gelen Mâtürîdîlik, özellikle Mâverâunnehir, Hârezm, Sind- Hind ve Anadolu gibi bölgelerde yaygınlaşmıştır. Okumaya devam et Mâtürîdîlik Nedir?

Müslüman Bilim Adamları

İslam’ın ilim sahibi olmanın önemi ve bu amaçla açılan eğitim kurumlarının ve Müslümanların uğraşlarıyla Hz. Muhammed döneminde başlayan çalışmalar Abbasiler ve Endülüs Emevileri’nde doruk noktasına ulaşmış, özellikle Bağdat ve Kurtuba başta olmak üzere İslam Coğrafyasında farklı dönemlerde ve değişik ekollere mensup birçok ilim adamı yetişmiştir. Bunlardan öne çıkanlar şunlar olmuştur. Farabi (870-950): Batı’da Alfarabius, Abunazar gibi isimlerle tanınan Farabi’nin asıl adı Muhammed’dir. Kazakistan’da bulunan Farab şehrinde doğduğu için “el-Farabi” olarak anılmıştır. Farabi, mantık ilmine katkılarından dolayı Aristo’dan sonra “İkinci Öğretmen” lakabıyla anılmıştır. İslam dünyasında siyaset felsefesinden ilk bahseden filozof olan Farabi, başta İbn-i Sina ve İbn-i Rüşd olmak üzere hemen … Okumaya devam et Müslüman Bilim Adamları

Türkler Arapların Efendisi Olamaz!

İslamiyet kuranda yazıldığı gibi Mekke ve Çevresine gönderilmiştir. (En’âm Suresi 92. Ayet) Yani Araplara inmiş bir dindir. Kitap Arapça, Peygamber Arap’tır. Bu yüzden Araplar da kendilerini üstün olarak görmüşlerdir. Araplar, Arap olmayan Müslümanlara Mevali denmiştir. Mevali: Kelime olarak Azad edilmiş köle anlamına gelmektedir. Mevali tabiri Emevilerin İslam fetihlerinden sonra İslam’ı benimseyen ve çoğunluğunu Türkler, İranlılar, Berberiler ve Kıptiler’in oluşturduğu Arap olmayan Müslümanlar için kullanılmıştır. Emeviler Dönemi’nin genelinde mevalilerden daha çok vergi alınmıştır. Araplar İslam’ı rehber alarak sınırlarını genişletince Türkistan’a kadar geldiler. Türkler o zaman dağınık boylar halinde olduğu için güçsüzdü ve Arap istilaları sonucunda pek çok Türk yüzbinlerce Türk öldürüldü. … Okumaya devam et Türkler Arapların Efendisi Olamaz!

Arap Tarihi: Halifelikten Saltanata

Arap Tarihi: Halifelikten Saltanata Son halife Hz. Ali’nin hariciler tarafından şehit edilmesinden sonra oğlu Hz. Hasan halifeliğini ilan ederek kısa bir süre İslam topraklarının bir kısmını yönetmiş ancak Muaviye’nin güçlü bir ordu kurup geniş topraklara hükmetmesi pek çok Müslüman’ın onun halifeliğini kabul etmesine sebep olmuştur. Hz. Hasan Müslümanlar arasında daha fazla kargaşa olmasını arzu etmediği için 661 yılında Muaviye’nin halifeliğini ondan sonra yine seçimle belirlenmesi şartıyla kabul etmiştir. Böylelikle İslam tarihinde halifelik, yaklaşık 90 yıl sürecek olan Emevi Hanedanlığı’na geçmiş oldu. Emeviler Döneminde İslam Devleti’nin merkezi Şam’a taşınmıştır.(Görsel 2.5.) Hz. Osman’ın katillerinin cezalandırılmadığını bahane eden Muaviye, ilk dört halifenin seçilme … Okumaya devam et Arap Tarihi: Halifelikten Saltanata

Arap-İslam Toplumunda İlk Ayrılıklar

Arap-İslam Toplumunda İlk Ayrılıklar Hz. Osman Dönemi’nde fetih hareketlerinin hızını kaybetmesiyle ekonomik ve toplumsal problemlerin baş gösterdiği bunalım dönemi başlamıştır. Hz. Osman Dönemi’nde, İslam Devleti’nin merkezden uzak yerlerdeki askerî harekâtı çok masraflı ve sıkıntılı olurken fethedilen bölgelerin imar, iskân, eğitim ve diğer masraflarına da hazineden önemli miktarlarda harcamalar yapılmıştır. Ekonomik problemleri ortadan kaldırmak isteyen Hz. Osman, Hz. Ömer zamanında halka bağlanan maaşları kesmek zorunda kalmasıyla birçok insanın etkilendiği ve devlete karşı tavır aldığı bu durum, bir süre sonra Cahiliye Dönemi’ndeki kabilecilik anlayışını tekrar gün yüzüne çıkmasına neden olmuştur. Böylesi bir ortamda Hz. Osman’ın yapmış olduğu tayinlerde, kendisinin de mensup olduğu … Okumaya devam et Arap-İslam Toplumunda İlk Ayrılıklar

Arap Tarihi: Medine Sözleşmesi

Hz. Muhammed’in hicret ettiği dönemde, Arabistan genelinde olduğu gibi Medine’de de karışıklıklar bulunmaktaydı. Evs ile Hazrec isimli müşrik Arap kabilelerinin gerek kendi aralarında gerekse Yahudilerle yaşadıkları çekişmeler hayatı zorlaştırmaktaydı. Ayrıca Yahudiler kendi içlerinde de çekişmeler yaşamaktaydı. Hz. Muhammed, Medine’de kabileciliğe ve toplum içindeki çatışmalara son vermek, Medine’ye hicret etmek zorunda kalan Müslümanları, yerli halk ile kaynaştırarak, bütün üstünlük iddialarını ortadan kaldırmak istiyordu. Bunun için muhacir ve ensar arasında kardeşlik ilan etti. Böylelikle bu kişilere toplum olma bilinci kazandırılarak birbirlerini kabullenmeleri sağlanmış; bilgi ve tecrübe paylaşımı, ortaklaşa iş yapma ve üretme anlayışı geliştirilmiştir. Hz. Peygamber, Müslümanlar arasında birliği ve kardeşliği sağladıktan … Okumaya devam et Arap Tarihi: Medine Sözleşmesi

Arap Tarihi: Mute Savaşı (629)

Hz. Muhammed komşu devlet ve bunların hükümdarlarına elçiler ve mektuplar göndererek İslam’a davet etmiştir. Hristiyan Gassanilere de bu dönemde bir elçi gönderilmiş ancak elçi, Gassani valisi tarafından katledilmiştir. Bunun üzerine Hz. Peygamber bir ordu hazırlayarak komutanlar tayin etmiş ve göndermiştir. Gassani hükümdarı, Bizans’tan yardım istemiş, Bölgeye gelen Bizans ordusu ile Müslümanlar arasında yapılan savaşta yüzbin askerden oluşan ordu karşısında İslam ordusu sayıca çok az olmasına karşın İslam ordusunun kumandanları şehit olmuş, Halid b. Velid’in kumandayı üstlenmesiyle Bizans ordusu yıpratılmış ve daha fazla kayıp verilmeden geri dönülmüştür. Mute Savaşı Müslümanlarla Bizans arasındaki ilk savaş olmuştur Okumaya devam et Arap Tarihi: Mute Savaşı (629)

Arap Tarihi: Hudeybiye Antlaşması (628)

Mekke’den Medine’ye hicret eden Müslümanlar, hem Mekke hasretini gidermek hem de Kâbe’yi tavaf ederek ibadetlerini yapmak istemişlerdir. Hz. Peygamber’in de onayı ile Müslümanlar yola çıkmış ve Mekke’ye 17 km mesafede bulunan Hudeybiye mevkinde Müslümanlar konaklamışlardır. Müşrikler ise Müslümanların Mekke’ye girmesini engellemek için kendi aralarında sözleşip tedbirler aldılar. Hz. Muhammed gelmekten yana maksatlarını bildirmek için Hz. Osman’ı elçi olarak göndermiş fakat Hz. Osman, Mekke’de esir edilmiştir. Bunun üzerine Hz. Peygamber, yanındaki sahabelerden Mekkelilere karşı koymak ve Hz. Osman’ı kurtarmak için savaşın eşiğine gelince durumun ciddiyetini anlayan Mekkeliler gönderdikleri bir elçi vasıtası ile Hudeybiye Antlaşması’nı yapmışlardır. Bu antlaşmaya göre Müslümanlar, o yıl … Okumaya devam et Arap Tarihi: Hudeybiye Antlaşması (628)

Arap Tarihi: Hendek Savaşı (627)

Mekkeli müşriklerin Müslümanları son yok etme çabası olan Hendek Savaşı’nda İranlı sahabe Selman-ı Farisî’nin önerisi üzerine Müslümanlar Medine etrafına derin hendekler kazarak savunmaya karar vermişlerdir. Medine çevresine gelen ve daha önce Arabistan’da böyle bir savaş taktiğine alışık olmayan müşrikler, bu duruma şaşırmışlar ve şehri kuşatma altına almışlardır. Yaklaşık üç hafta kadar süren kuşatma sırasında çıkan şiddetli bir fırtınanın etkisiyle müşrikler kuşatmayı kaldırıp Mekke’ye geri dönmek zorunda kalmışlardır. Hendek Savaşı Mekkeli müşriklerin son taarruzu olmuştur. Okumaya devam et Arap Tarihi: Hendek Savaşı (627)

Türk Soykırımı Talkan ve Curcan Katliamı!

Türkler İslam dininden soğumasın diye öğretilmeyen tarihi hakikat! Tarkan ve Curcan Katliamı! Türklerin tarih kitaplarında ve arşivlerinde yer almayan ancak diğer milletlerin yazılı tarihinde yer alan iki büyük Türk katliamından biri. Ermeni’ler “katledildik” diyebiliyor. Rumlar “topraklarımızdan sürüldük” diyebiliyor. Ancak Türk gururu “Araplar bizi katletti, zorla müslümanlığı dayattı” diyemez. Talkan ve Curcan katliamları.. Resmi tarihte şöyle bir üfürme var. Türkler Çin ile savaşırken Araplar yardıma gelmiş, bu sırada birbirlerine sempati beslemişler, Türk savaşçılar Arap okçuların yanaklarından makas almış, islamiyeti kabul etmihihihi hoh!. Türkler tamamı kılıç zoru ile Müslüman oldu demiyoruz ancak Araplar tarafından Türklere yapılan büyük bir katliam var. Bu bilgi … Okumaya devam et Türk Soykırımı Talkan ve Curcan Katliamı!

Mülteci Sorunu ve Avrupa’nın Çöpçülüğünü Yapmak

Mülteci Sorununa Gerçekçi bir Bakış. Avrupa’nın Çöpçülüğünü Yapmak Bu paylaşımı her yerde yaymak tüm Türk milletinin görevidir. Lütfen paylaş butonuna basın. Bu paylaşımı yaymak vatan hizmetidir. Avrupa’nın mülteci politikası belli. Mültecileri kendi vatanlarında istemiyorlar ve Türkiye’yi de tampon bölge olarak kullanıyorlar. Türkiye mültecileri elinde tutsun ve sınır kapılarını açmasın diye AKP hükümetine para saçıyorlar. Bu ise ekonomik ve siyasal çöküş yaşayan AKP’nin, uluslararası alanda ekonomik ve siyasal destek almasına dönüşüyor. Açık bir şekilde, Avrupa kendisine layık görmediği insanları Türkiye’ye layık görüyor. Ancak okumuş, iş güç sahibi olanları, eğitimli olanları da içlerinden seçerek kendisine alıyor. Avrupalılar ve batılıların, kendi yaşam kalitesinden … Okumaya devam et Mülteci Sorunu ve Avrupa’nın Çöpçülüğünü Yapmak

Kuran’da Neden Kar Yağışından Bahsedilmez?

Kuran’da Neden Kar Yağışından Bahsedilmez? Aslında bu sorunun cevabı bizzat Kuran’ın içinde yazmaktadır. En’âm Suresi – 92 . Ayet Tefsiri وَهٰذَا كِتَابٌ اَنْزَلْنَاهُ مُبَارَكٌ مُصَدِّقُ الَّذٖى بَيْنَ يَدَيْهِ وَلِتُنْذِرَ اُمَّ الْقُرٰى وَمَنْ حَوْلَهَاؕ وَالَّذٖينَ يُؤْمِنُونَ بِالْاٰخِرَةِ يُؤْمِنُونَ بِهٖ وَهُمْ عَلٰى صَلَاتِهِمْ يُحَافِظُونَ ﴿٩٢ Bu (Kur’an), Ümmülkurâ (Mekke) ve çevresindekileri uyarman için sana indirdiğimiz, kendisinden öncekileri doğrulayıcı mübarek bir kitaptır. Âhirete inananlar buna da inanırlar ve onlar namazlarını kılmaya hakkıyla devam ederler. Gördüğünüz gibi Enam suresi 92. ayette Kuran’ın açık bir şekilde Mekke ve Çevresinde yaşayanlar için gönderildiği söylenmektedir. Yine Kuran’da geçen başka ayetlerde de okuyup anlayasınız diye bu kitap Arapça olarak … Okumaya devam et Kuran’da Neden Kar Yağışından Bahsedilmez?

Yeni Fetva Geldi! Müzik Ve Cinsellik

Yeni Fetva Geldi! Müzik Ve Cinsellik Türkiye’de cinsellik gibi konular dini çevrelerce çok sık konuşulan bir konudur. Diyanette her zaman olduğu gibi cinsellikle ilgili bir fetva daha verdi fakat bu sefer cinselliği müzik ile bağdaştırdı! Diyanet İşleri Başkanlığı’nın fetvasında, “müziğin mutlak haram olmadığı” belirtilerek, “ancak cinsel arzuları tahrik eden şarkıları söylemek ve onları dinlemek günahtır” dendi. Sözcü gazetesinden Ali Ekber Ertürk’ün haberine göre 2016 takvimine aldığı fetvalarla tartışmalar yaratan Diyanet İşleri Başkanlığı, yine tartışma yaratacak bir fetvaya yer verdi. “Müziğin dindeki yeri nedir? Hangi müzik çeşidi helaldir?” sorusuna yanıt veren Diyanet, “Cinsel arzuyu körüklememek şartıyla” müziğe vize verdi. Diyanet’in “müzik … Okumaya devam et Yeni Fetva Geldi! Müzik Ve Cinsellik

Allah Diyen Domates, Ayet Okuyan Bebek…

Allah diyen domates, Allah diyen Aslan, Allah diyen tost makinesinden önce Kuran’dan ayet okuyan bebek vardı. Hem de anne karnında. Endoneyazlı Zehra adında bir kadın, karnındaki bebeğin Kuran’dan ayetler okuduğunu insanlara anlatıyordu ve insanalara karnındaki bebeğin sesini dinletiyordu fakat kadın dolandırıcı çıktı. Meğer ayet okuyan bebek değil pilli teyipmiş… Teyp kasetine ayetler yükleyen kadın, bunları bebeğim söylüyor diye milleti dolandırıyordu. Günümüzde de Müslümanlar aynen dolandırılmaya devam ediyor. Kimi ben peygamberin diye insanlardan para topluyor, kimi ben evliyayım diyerek milletin duygularını sömürüyor kimileri de ben cin çıkaracağım diyerek milletin karısıyla, kızıyla yatıyor hatta yetmiyor evin erkeğini bile arkadan yapıyor… İslam dünyası … Okumaya devam et Allah Diyen Domates, Ayet Okuyan Bebek…

Evrensel Bir İmparator: Sultan Mehmed Han

Evrensel Bir İmparator: Sultan Mehmed Han “Ya ben Konstantiniyye’yi alırım ya da Konstantiniyye beni!” Osmanlı Hanedanını 10. Sultanı, Türklerin Hakanı, Müslümanların Temsilcisi, Romalıların Kayzeri Sultan Mehmed… Gerçekten kendisi sıradışı bir padişahtır. Kayzer ünvanını da üstüne alarak Roma’nın hüküm sürdüğü tüm topraklarda hak iddia etmiştir. İstanbul’u bir dünya başkenti yapmıştır. Bir şehri ele geçirdiğinde yaptığı ilk iş, hamamlar, kütüphaneler ve kanalizasyonlar kurmaktır. Çünkü hamam ile insan bedeni, kanalizasyon ile şehrin kirini, kütüphaneler de insanın ruhunun kirini temizler. Türkçe’nin yanında Latince, Yunanca, Arapça, Farsça ve bir kaç dil daha bildiği bilinmektedir. Ressamlara da büyük önem verirdi. Sanata saygısı vardı. İstanbul’a yerli yabancı … Okumaya devam et Evrensel Bir İmparator: Sultan Mehmed Han

İlk Diyanet İşleri Başkanı: Rıfat Börekçi

İlk Diyanet İşleri Başkanı: Rıfat Börekçi Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk Diyanet İşleri Başkanıdır. 29 Kasım 1860 yılında Ankara’da doğdu. İlk ve orta tahsilini Ankara’da yaptı. Arapçayı ve İslâmî ilimleri İstanbul’da Beyazıd Dersiâmlarından Atıf Bey’den okudu ve icazet aldı. Daha sonra tekrar Ankara’ya döndü ve Fazliye Medresesi’nde müderris olarak göreve başladı. Birçok talebe yetiştirdi ve icazetler verdi. İlk memuriyetine Ankara Fazliye Medresesi’nde müderris olarak başladı. 10 Ekim 1898’de Ankara İstinaf Mahkemesi azalığına getirildi. 25 Kasım 1908 tarihinde de Ankara Müftüsü oldu. Ayrıca 1911 yılında bir süre Sivrihisar Kaymakamlığı görevini de vekâleten yürüttü.Milli Mücadele’nin ilk günlerinde Ankara’da “Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti”ni kurdu ve bu … Okumaya devam et İlk Diyanet İşleri Başkanı: Rıfat Börekçi