Su Kirliliğine Karşı Alınabilecek Önlemler

Daha önce de belirtildiği gibi gezegenimizi diğer gezegenlerden ayıran en önemli faktörlerden birisi suyun varlığıdır. Bu sular içerisinde insani tüketim amaçlı kullanılan tatlı su olarak da adlandırılan suyun önemi çok daha fazladır. Bu nedenle tüm sular için geçerli olmakla birlikte, özellikle içme, kullanma, tatlı su kaynaklarının korunması ve suların kirlenmesinin önlenmesi gereklidir. Yukarıda tanımlanmaya ve sınıflandırılmaya çalışılan suyun kirlilik sınıflandırılmasının anlam ve önemi bu nedenle yüksektir. Eğer suyun kirliliği kavramını bireyler, toplumlar ve ülkeler anlayabilirse suyun korunmasında ciddi önlemler alınabilir ve uygulanabilir. 1

Su kirliliğine karşı alınabilecek önlemleri şu şekilde gruplandırabiliriz:

1. Ulusal toprak ve su koruma projeleri ile sulama politikaları geliştirilmelidir.

2. İnsan ve toplum sağlığını doğrudan etkileyen etmenler arasında belki de en önemlisi içme ve kullanma sularının sağlıklı, temiz ve yeterli miktarda topluma ulaştırılmasıdır. Bu görevin yerine getirilmesinde sağlık sektörünün önemli bir yeri vardır. Ancak, sağlık sektörünün rolü burada denetim, kontrol, izlem ve sağlıkla ilgili önlemlerin alınmasının sağlanmasında işbirliğini sağlamakla sınırlıdır. Bunun yanında yerel yönetimler başta olmak üzere birçok kamu, özel kurum ve kuruluşun çok ciddi rolü ve sorumluluğu bulunmaktadır.

3. Suyun kirlenmesinde daha önce de bahsedildiği gibi birçok etken rol oynamaktadır. Bununla birlikte özellikle ülkemiz için çok daha önemli olan tatlı suların ve kaynaklarının korunmasında bilinmesi gereken en önemli konulardan birisi bu suların nerelerde ve hangi amaçlarla kullanıldığıdır. Ülkemizde kullanılabilir tatlı su kaynaklarının büyük kısmı tarımda sulama amacıyla ve sanayi tesislerinde proses sırasında ve hatta soğutma, temizleme vb. gibi işlemlerde kullanılmaktadır. Oysa sanayi tesislerinde suyun kullanım alanları değerlendirildiğinde, kısıtlı kaynaklarımızın ve kapasitemizin olduğu da düşünülürse, sanayide birçok proseste içme-kullanma su kalitesinde sulara gereksinim olmadığı görülecektir. Bu nedenle sanayi tesislerinde, kısmen de tarım ve hayvancılıkta insani tüketime uygun nitelikte suların kullanılmaması kaynakların korunması açısından çok önemlidir.

4. Yeraltı su kaynakları korunmalıdır. Günümüzde su gereksiniminin hemen her alanda artması nedeniyle yeraltı suları aşırı şekilde çekilmektedir. Günümüzde yeraltı sularının seviyeleri giderek düşmekte, bu nedenle yeraltı suları için daha derin sondajlar yapılmaktadır. Bunların da hem maliyetlerin yükselmesine, hem yer kabuğunda derin boşlukların oluşmasına, hatta sismik hareketlerin başlamasına neden olabildiği vurgulanmaktadır.

5. Kentleşmeler için bütünleşik şehir bölge planlamaları yapılmalı ve hayata geçirilmelidir. Kentlere su sağlayan, sağlayacak olan su havzaları korunmalı, belirlenen yerler ve civarlarında yerleşime, tarımsal ve endüstriyel faaliyetlere izin verilmemelidir.

6. Tarımda kullanılan suyun miktarı ile oranı da düşünülürse etkin ve verimli sulama teknikleri kullanılmalı ve yaygınlaştırılmalıdır. Bu amaçla tarımsal amaçlı kullanılan sularda kayıp ve kaçakların önlenmesi, toprağın verimsizleşmesine ve tuzlanmasına neden olan aşırı sulamalardan kaçınılması gerekmektedir.

7. Tarımda ve kent içi parklarda damla sulama yöntemi kullanılmalıdır. Ayrıca, sulama teknikleri konusunda çiftçi eğitilmelidir.

8. Park ve bahçe sulamalarında şebeke suyu kullanılmamalı, arıtılmış atık sular kullanılmalıdır.

9. Tarımsal faaliyetler sırasında kullanılan gübreler ile pestisit adı verilen zararlı bitki, böcek, kemirgen ve mantarlarla mücadele programında kullanılan kimyasal zararlı maddelerin kullanımı belirli kurallara ve yaptırımlara bağlanmalıdır. Gübreler ve pestisitler, gelişigüzel satılmamalı ve kullanılmamalıdır. Tarımsal faaliyetin niteliğine ve toprağın yapısına uygun nitelikte gübreler bu işin profesyonelleri tarafından satılmalı ve uygulanmalıdır. Aynı şekilde pestisitler de tarımsal zararlının niteliğine uygun olarak işin profesyonellerince reçetelendirilmeli, satılmalı ve bu konuda eğitimli ve nitelikli kişilerce uygulanmalıdır. Bununla birlikte tarımsal politikalar ve uygulamalarda gübreler ve pesitisitlerin kullanım gereksinimleri ve uygulamaları konusunda yetkililer ve toplum, toprak, tarımsal ürünler, insan sağlığı yanında su kaynaklarının da korunması için çaba göstermeli ve hassas davranmalıdırlar.

10. Sanayide su kullanımını azaltacak AR-GE çalışmaları yapılmalı ve uygulanmalıdır.

11. İçme-kullanma suyu arıtma tesisleri kentsel yerleşim alanları için bir gerekliliktir. Bu nedenle yerel yönetimler içme-kullanma arıtma tesisleri kurmalı ve etkin bir şekilde çalışması sağlanmalıdır.

12. Göl, gölet ve denizlere katı ve sıvı atık atılması önlenmelidir. Hatta alıcı ortama farklı tesislerden farklı nitelikte ve miktarda atık su deşarjı yapılıyorsa çevre sağlığı ve ekolojik olarak risk daha büyük olabilir. Mevzuatta alıcı ortama sıvı atıklarını boşaltan (deşarj eden) her bir tesisin niteliği için ve deşarj ettiği maddeler için sınır (limit) değerler tanımlanmaktadır. Oysa deşarj izni almış bile olsa birçok tesisin aynı alıcı ortama atığını bırakması o ortamda kirlilikte yoğunlaşmaya neden olmaktadır. Bu nedenle deşarj izni yerine alıcı ortamın kapasitesini değerlendiren ve korumayı amaçlayan sınır değerler belirlenmeli, ölçüm, kontrol, izlem ve önleme çalışmaları bu anlayışla yapılmalıdır. Alıcı ortamın kaldırabileceği kirliliğin sınırlarına yaklaşıldığı andan itibaren bu alıcı ortamı kirleten tesisler için sınırlılıklar getirilmeli; kirliliğe neden olabilecek yeni tesis kurulmasına ve işletilmesine izin verilmemelidir.

13. Evsel ve sanayi kaynaklı atık su arıtımı da önemsenmelidir. Atık suyu arıtma, çevre ve insan sağlığının korunması için bir zorunluluktur. Ancak bu konuda yeterli duyarlılık yoktur. Bu durumdan özellikle tatlı su kaynakları olumsuz etkilenebildiği gibi; özellikle alıcı ortamlar (toprak, deniz, göl, akarsu vb.) ciddi kirlilik yüküyle karşı karşıya kalabilmektedirler. Bu nedenle sanayi tesislerinde deşarj (sıvı atık boşaltma) izni alma zorunluluğu, etkili izleme ve kontrol önlemleri alınmalıdır. Bu amaçlı oluşturulan standartlarda, mevzuatta ve yaptırımlarda çevre ve su ön plana alınmalı, amaç çevrenin, suyun ve su kaynaklarının korunması olmalıdır.

14. Kentlerde şebeke sistemlerinin sağlamlığı sağlanmalı ve kontrol edilmelidir. Hasarlanmalar, kayıp, kaçaklar ve geri emilimler önlenmelidir. Şebeke sistemleri oluşturulurken hasarlanmalar sonrasında tamirat gereksinimi söz konusu olduğunda su kesintisine neden olmayacak paralel sistemler ve bağlantılar kurulmalıdır.

15. Şebekelerde su kesintilerinden kaçınılmalı veya yapılmamalıdır. Bu nedenle kentleşmeden nüfus artışına, şebeke sisteminin sağlamlığından, bakım ve onarımına kadar birçok faktör önceden incelenmeli ve bunlara göre gerekli önlemler alınmalıdır.

16. Deprem, toprak kayması vb. olağan dışı durumların yaşandığı yerlerde kentsel yerleşime izin verilmemelidir. Bu tür yerlerdeki yerleşim yerlerinde şebeke sistemleri sağlam yapılmalı ve alternatif sistemler ve su kaynakları sağlamaya yönelik planlamalar yapılmalıdır.

17. Evlerde ve toplu yaşam alanlarında deterjan ürünlerin kullanımı konusunda toplum duyarlı olmalıdır. Mümkün olduğunca az deterjan kullanılmalı, fosfatsız veya fosfatı az ürünler tercih edilmelidir. Deterjanlı atık sular mutlaka arıtılmalıdır.

18. Katı atıklar da yeraltı ve yerüstü sularını kirletmeyecek veya etkilemeyecek şekilde toplanmalı ve bertaraf edilmelidir.

19. Her türlü suyun korunması ve tasarrufu konusunda toplumun ve yerel yönetim yetkilileri bilinçlendirilmeli ve eğitilmelidir.

• Evlerde su tasarrufu sağlayabilmek için aşağıdaki bazı basit önlemler alınabilir;

• Bozuk musluklar ve sifonlar hemen tamir edilmeli,

• Sebze ve meyveler akan suda değil, su dolu bir kapta yıkanmalı,

• Diş fırçalarken, tıraş olurken musluk kapatılmalı,

• Banyo ve duşta su boşa akıtılmamalı, duş başlıkları suyu püskürten başlıklarla değiştirilmeli, Sifon rezervuarları küçültülmeli,

• Çamaşır ve bulaşıklar elde değil, makinede yıkanmalı,

• Çamaşır ve bulaşık makineleri tam dolmadan çalıştırılmamalıdır.

Bir Cevap Yazın