Farmakoloji ve Toksikoloji: Vücutta Dağılma ve Birikme

İlaçlar, çeşitli yollarla verildikten sonra emilerek dolaşıma girerler; dolaşımda serbest veya plazma proteinlerine bağlı halde taşınırlar. Etkili olan sadece serbest kısımdır. Genellikle vücudun tüm doku ve sıvı kesimlerine dağılırlar. Bazıları (dekstran) sadece plazmada, bazıları (aminoglikozid antibiyotikler, tubokürarin) plazma ve hücreler arası sıvıda, bazıları da (kinolon antibiyotikler) tüm vücut kesimlerine dağılırlar. Bazı ilaçlar (iyot, kalp glikozidleri gibi) bazı organ ve dokularda diğerlerine göre daha yüksek yoğunlukta birikirler. İlaçlar vücudun bazı kesimlerine (beyin gibi) zor girerler; buradaki kan-beyin engeli ilaçların geçişini önemli ölçüde sınırlandırır.

Kanda Dağılma

Kan dolaşımına giren ilaç moleküllerinin bir kısmı serbest, önemli bir kısmı plazma proteinlerine (albumin, α1-asitglikoprotein, lipoproteinler gibi) bağlı halde taşınırlar. Yağda kolay çözünen maddeler plazma proteinlerine yüksek oranda bağlanırken, suda çözünenler plazmada daha ziyade serbest halde bulunurlar. Zayıf organik asit ilaçlar (askorbik asit, barbitüratlar, koumarinler, penisilinler, salisilatlar, sülfonamidler, tetrasiklinler) albumine, zayıf bazik maddeler (eritromisin, kinidin, lidokain, klorpromazin, meperidin, propranolol) de α1-asitglikoproteine bağlanarak taşınırlar. Plazma proteinlerine diazepam, fenilbutazon ve koumarin %99, salisilik asit %90, enrofloksasin %20-40, kafein %12 oranında bağlanır. Plazma proteinlerine bağlanma yönünden ilaçlar yüksek, orta, düşük ve çok düşük oranda bağlananlar diye dört grupta toplanır; bu terimlerin % ifadesi ve bazı örnekleri Tablo 2.1’de verilmiştir.

Depolanma

Bazı ilaçlar bazı doku, organ ve vücut sıvılarında daha yüksek yoğunluklarda bulunurlar. Varfarin, salisilatlar, digitoksin ve fenilbutazon plazma proteinlerine yüksek oranda bağlanırlar. Organik klorlu insektisidler (DDT, lindan gibi) ve tiyopental yağ dokuda; tetrasiklinler ve kurşun kemik dokuda; grizeofulvin deri, tırnak, kıl gibi keratinli yapılarda; iyot tiroid bezinde; kalp glikozidleri ve morfin karaciğerde; kalp glikozidleri kalp kası ve çizgili kaslarda daha fazla birikirler.

İyon Tuzağı

Basit difüzyona elverişli bir zarla (yarı-geçirgen zar) ayrılmış ve aralarında pH farkı bulunan iki bölmeli bir sistemde herhangi bir ilaç, iyonlaşmasına elverişli olan tarafta daha yüksek yoğunlukta toplanır. pH dağılım hipotezine göre gerçekleşen bu durum iyon tuzağı olarak bilinir. İyon tuzağına göre, parenteral olarak verilmiş olsalar bile, bazik maddeler özellikle mide sıvısında yüksek yoğunlukta bulunurlar. İyon tuzağı ve pH dağılım hipotezi ilaçların süte geçip-geçmemelerini de açıklar. Meme bezi epiteli kanla süt arasında bulunan biyolojik bir zardır; sütün pH’sı (6.5-6.8) plazmanınkinden (pH 7.4) biraz düşüktür. Bu ise kandaki iyonize olmamış ve yağda kolay çözünen bazik ilaçların (eritromisin, linkomisin gibi) süte yüksek yoğunlukta geçmeleriyle sonuçlanır.

Dağılım Hacmi (Vd)

İlacın belli bir dozda kullanılmasını (genellikle damar-içi yolla) takiben verilen dozun (D) belli bir zamanda plazmada ölçülen yoğunluğuna (Y) bölünmesiyle bulunan hacme verilen isimdir. Birimi L veya L/kg c.a.’dır. Vd; esasta verilen ilacın plazmadaki miktarına eşit yoğunlukta dağılması gereken sıvı hacmini ifade eder; yani, ölçülen hacim bir seyrelme veya dağılma boşluğunu gösterir. Çoğu kez plazmadaki yoğunluğu ölçüldüğünden, Vd gerçekte plazma hacmini temsil eder ve belli bir plazma yoğunluğu için vücuttaki toplam ilaç miktarını doğrulayabilir.

Bir Cevap Yazın