Menstruel (Adet) Dönemde Hijyen

Hijyen ve Sanitasyon: Menstruel (Adet) Dönemde Hijyen

Ergenlik dönemine giren kadınların vücudunda üremeye yönelik gelişimler ve değişimler söz konusudur. Bunlardan birisi de ovumlarında (yumurtalık) ve buna bağlı olarak uteruslarında (rahim) meydana gelen değişiklikler sonucu ortaya çıkan menstrual (adet) döngüsüdür. Normal menstrüel döngü, mensin (adet kanamasının) sonladığı zamandan başlayarak ortalama 28 gün sürer. Bu dönemin ilk günlerinde östrojen adı verilen hormonun salgılanması ve belirgin bir noktaya ulaştığı zaman Luteinize edici hormon (LH) salınımı ile birlikte ovulasyon (yumurtlama) gerçekleşir. Ovulasyondan sonra progesteron adı verilen bir başka hormon salgılanmaya başlar. Progesteron sperm hücresi ile döllenmiş yumurtanın uterusta (rahimde) tutunabilmesi için burayı hazırlar. Bu olay gerçekleşmez ise yaklaşık 14 gün sonra uterusun iç yüzü (endometriyum) bütünlüğünü koruyamaz ve yaklaşık 5-7 gün süren kanama meydana gelir. Bu kanamaya “menstruel” veya “adet kanaması” denir. Normalde menstruel kanama genelde 12 yaş civarlarında başlar, ortalama 7 günden az sürer ve günde 3-6 ped/tampon kullanılır. Menapozla (50 yaştan önce) sonlanır. Menstruel dönemin 11-16. günleri arası meydana gelen korunmasız cinsel ilişki sonrası gebelik oluşabilir.

Kadınlarda menstrüel döngünün geç döneminde ortaya çıkan, memelerde şişkinlik, baş ağrısı, halsizlik, kilo alımı gibi fiziksel; depresif duygu durumu, gerginlik, sinirlilik, huzursuzluk gibi ruhsal belirtilerle kendini ortaya koyan tabloya ise “Premenstruel Sendrom (PMS)/Adet Öncesi Gerginlik Sendromu/Regl Sendromu” denir. Bu genellikle mensturasyonun başlamasıyla ortadan kalkar.

Kadının ayda 1 yaşadığı bu mestruel döngü, premenstruel sendrom ve mens kanamasının başlaması nedeniyle sağlık ve hijyen alışkanlıklarında değişim söz konusu olabilmektedir. Genital (üreme organlarının yer aldığı) bölge, mahremiyet nedeniyle de örtülü olduğundan vücudun sıcak, nemli, ayrıca sindirim ve boşaltım sisteminin atıklarının atıldığı yer olması nedeniyle oldukça kirli bölgelerinden olup, mikroorganizmaların kolayca yerleşip çoğalabilmesi açısından çok elverişlidir. Kadınlarda idrar torbasından çıkan kanalın (üretra), sindirim sisteminin son noktası anüsün ve haznenin (vagina) anatomik yakınlığı; yanlış genital hijyen alışkanlıkları nedeniyle mikroorganizmalar anüsten vajinaya veya üretraya kolaylıkla taşınarak ürogenital (boşaltım ve üreme sistemi) enfeksiyonlara neden olabilmektedir. Kadının ürogenital organlarını koruyan doğal bir savunma sistemi bulunmaktadır. Renksiz, kokusuz ve asidik özellikte (pH=3.5-4.5) olan vajinal akıntı, doğal savunmada önemli rol oynamaktadır. Ancak genital hijyen konusundaki bilgisizlik, yanlış inanç ve uygulamalar, buralardaki sağlık sorunlarında sağlık kurumlarına başvuru yapılmaması nedeniyle vajinal enfeksiyonların görülme sıklığı oldukça yüksektir. Vajinal akıntının beyaz ve kesik süt kıvamında, yeşilimsi, gri, sarı renkte ve kokulu, köpüklü ve bol miktarda olması vajinal bir enfeksiyonun varlığını düşündürmektedir. Yapılan araştırmalar, genital hijyen davranışlarının kadınlarca çok iyi bilinmediğini ve uygulanmadığını göstermektedir. Oysa, genital hijyen, kadın sağlığını korumada en önemli uygulamalardan birisidir.

Menstruel dönemde hijyenik uygulamaları şu şekilde özetleyebiliriz:

• Mens/adet döneminde de hergün, gün aşırı veya en azından haftada 2 defa banyo yapılmalıdır. Enfeksiyon riskinin yüksek olduğu bu dönemde, banyo yapmak enfeksiyonları önlediği, fiziksel ve psikolojik rahatlık sağladığı için oldukça önemlidir. Oysa bu dönemde banyo yapmamak, dini ve kültürel gerekçelerle yaygın olarak yapılan hatalı bir davranıştır.

• Genital bölge temizliği yetersiz olduğunda, normal vajinal akıntı kaşıntı ve enfeksiyon kaynağı olabilmektedir. Ancak bu bölgenin temizliği ile ilgili bazı uygulamalarda doğal floranın (deri üzerinde normalde var olan mikroorganizmaların oluşturduğu tabaka) bozulmasına ve vajinal enfeksiyonlara yatkınlığın artmasına neden olabilmektedir. Vajinal bölgede sabun ve kimyasal ürünlerin kullanımı, florayı olumsuz etkilemesi nedeniyle, önerilmemektedir.

• Alt iç çamaşırı her gün, kirlendiyse hemen değiştirilmesi oldukça önemlidir.

• Tuvalet sonrası tuvalet kağıdı kullanmalı, dışkılama sonrası temizlik önden arkaya doğru yapılmalıdır.

• Tuvalete girmeden önce ve çıktıktan sonra, ped değiştirmeden önce ve sonra el sabun ve su ile iyice yıkanmalıdır.

• Bu dönemde idrar yollarının etkilenmemesi için sıvı alımı artırılmalı, kabızlığı önlemek için beslenme (posalı yiyecekler tüketilmeli) ve fiziksel aktiviteye dikkat edilmelidir.

• Prementruel sendrom için ise;

• Kadınların çevresindeki insanların psikolojik desteği ve anlayışı önemlidir. Kadınlara yaşı ilerledikçe bunun azalacağı anlatılmalıdır.

• Bu süreçte kadının hobilerle uğraşması yararlı olabilmektedir.

• Kahve, çay, kola, alkollü içecekler fazla tüketilmemelidir. Bunlar PMS bağlı baş ağrılarının ve meme ağrılarının kötüleşmesine neden olabilir.

• Sigara kullanılmamalıdır. Çünkü nikotin vücutta su tutar hormonal sistemi uyararak PMS’nin başlamasına neden olur.

• Vücutta genel şişlik (ödem) olanlarda tuz kısıtlanmalıdır. Yine diyette kırmızı et azaltılmalı, balık, sebze ve meyve tercih edilmelidir.

• Düzenli fiziksel aktiviler ve açık havada yürüyüşler PMS’nin belirtilerini azaltır.

Bir Cevap Yazın