Türkiye Selçuklu Devleti’nin Yükselişi ve Bizans ile Mücadeleler

Sultan I. Mesut öleceğini hissedince 1155 tarihinde ülkeyi üç oğlu arasında bölüştürdü. II. Kılıçarslan’ı Konya’da sultan ilan edip Selçuklu Devleti’nin başına geçirdi (1155). II. Kılıçarslan, devletin içinde baş gösteren karışıklıkları ortadan kaldırmak için çeşitli mücadeleler yapmıştır. Danişmentlilere son vermiş, devletin sınırlarını Sakarya’dan Fırat’a kadar genişletmiştir. II. Kılıçarslan’ın nüfuzunun artması Bizans’ı rahatsız etmiştir.

Miryokefalon Muharebesi (1176): Manuel Komnen, Kılıçarslan’dan Türkmenler’in zaptettiği yerlerin geri verilmesini istemiştir. Sultan Kılıçarslan, bu istekleri yerine getirmeye çalışmış gibi görünse de Türkmenler’i desteklemeye devam etmiştir. II. Kılıçarslan’ın Anadolu’daki başarıları ve Türkmenlerin Bizans’a karşı akınlara devam etmesi Bizans’ı harekete geçirmiştir. Manuel 1176 ilkbaharında büyük bir orduyla Anadolu’ya geçmiştir. Bizans ordusu, Selçuklu kuvvetlerinin ani saldırısıyla karşılaştı. Akşama kadar devam eden saldırı sonunda Manuel Komnen ve ordusu II. Kılıçarslan’a yenilmiştir (17 Eylül 1176). Bizans ordusu bir daha eski gücüne kavuşamamıştır. İmparator, papalık nezdinde itibarını kaybetmiştir. Miryokefalon Muharebesi, Anadolu’nun Türkleşmesi açısından bir dönüm noktasıdır. Bizans’ın Anadolu’yu geri alma ümidi sona ermiştir. Anadolu’da hâkimiyet Türklerin eline geçmiştir.

Bizans ordusu bir daha eski gücüne kavuşamamıştır. İmparator, papalık nezdinde itibarını kaybetmiştir. Miryokefalon Muharebesi, Anadolu’nun Türkleşmesi açısından bir dönüm noktasıdır. Bizans’ın Anadolu’yu geri alma ümidi sona ermiştir. Anadolu’da hâkimiyet Türklerin eline geçmiştir. Anadolu’nun Türk yurdu olduğu kesinleşti. Bizans bir daha Türklere saldırma cesaretini bulamadı. Türkiye Selçuklu Devleti, bu zaferle Türk ve İslam dünyasının önemli bir devleti konumuna yükselmiştir. Sultan II. Kılıçarslan ihtiyarlayınca ülkeyi eski Türk geleneği ve hâkimiyet anlayışına göre oğulları arasında paylaştırdı. Bir süre sonra kardeşler arasında taht kavgaları başladı. 1192’de I. Gıyaseddin Keyhüsrev’in başa geçmesiyle bu durum son buldu.

I. Gıyaseddin Keyhüsrev, Türkiye Selçuklu Devleti’nin başına iki kez geçmiştir. 1192’de kardeşleri ile yapılan taht kavgalarından istifade ederek Selçuklu tahtına oturmuştur ancak 1196 yılında kardeşi Rükneddin Süleyman Şah ile yapmış olduğu mücadeleyi kaybederek tahtı bırakmıştır. Kardeşi Rükneddin Süleyman Şah’ın 1204 yılında ölümü üzerine tekrar Selçuklu Devleti’nin başına geçmiştir (1205). Bu ikinci saltanatı 1211 yılındaki vefatına kadar devam etmiştir. Trabzon İmparatorluğu üzerine sefere çıkılmış ve Karadeniz yolu güvenliği sağlanmıştır. I. Gıyaseddin Keyhüsrev, ticarete ve denizcilik faaliyetlerine önem vermiştir. Selçuklular Antalya’yı alarak Akdeniz’e ulaşmışlar ve şehri ticaret merkezi hâline getirmişlerdir. Antalya’da donanma kurularak ilk defa denizcilik faaliyetlerine başlanmıştır. Bu dönemde Venedikliler ile ilk kez ticaret antlaşması yapılmıştır. Bütün bu gelişmelerden rahatsız olan Bizans ile Türkiye Selçuklu Devleti karşı karşıya gelmiştir. Yapılan savaşı Bizans kaybetmiştir. Bu savaş sonucunda Gıyaseddin Keyhüsrev savaş meydanını gezerken bir Bizanslı tarafından şehit edilmiştir (1211). I. Gıyaseddin Keyhüsrev’in vefatı üzerine Türkiye Selçuklu Devleti’nin başına I. İzzeddin Keykâvus (1211) geçmiştir.

1214 yılında Sinop Limanı alınmıştır. Sınırların Karadeniz’e ulaşması sağlanmıştır. Sinop’ta bir donanma ile tersane kurulmuş, Trabzon Rum İmparatorluğu vergiye bağlanmıştır. I. İzzeddin Keykavus Eyyubiler üzerine yaptığı seferde hayatını kaybetmiştir. (1220). I. İzzeddin Keykavus’un vefatı üzerine Sivas’ta I. Alaaddin Keykubat hükümdar ilan edilmiştir (1220). Daha sonra Konya’da Selçuklu tahtına oturmuştur. Halife tarafından kendisine menşur, hil’at, çetr ve diğer saltanat alametleri gönderilmiştir. Böylece halife tarafından hükümdarlığı onaylanmıştır.

I. Alâeddin Keykubat, ilk olarak Eyyubilerle bozulmuş olan ilişkileri düzeltmiş, Eyyubi hükümdarı El-Melikül Adil’in kızı ile evlenerek dostluğunu kuvvetlendirmiştir. Yaklaşmakta olan Moğol İstilası’na karşı Konya, Sivas ve Kayseri’yi surlarla çevirtmiştir. Alaiye’yi (Alanya) fethederek. Alaiye (Alanya)’de bir tersane inşa ettirmiştir. Alanya Türk denizciliğinin önemli yerlerinden biri olmuştur.

Alaaddin Keykubat, Sinop’ta bulunan donanma ile Kırım’a Suğdak Seferi’ni düzenlemiş, Suğdak şehrini fethederek (1224) Kıpçak beylerini ve Rus Knezliği’ni kendine bağlamıştır. Alaaddin Keykubat, Moğol baskısından kaçan Harzemşahlarla 1230’da Erzincan yakınlarında Yassıçemen Muharebesi’ni yapmıştır. Bu savaşta Harzemşahları yenerek topraklarını almış, savaştan sonra kendini bir daha toparlayamayan Harzemşahlar Devleti 1231 tarihinde yıkılmıştır.

Yassıçemen Muharebesi sonunda Moğollarla Selçuklular komşu olmuşlar ve Moğolların Anadolu’yu istilası kolaylaşmıştır. Alaaddin Keykubat, 1237’de Eyyubiler üzerine sefere çıkarken hayatını kaybetti. Türkiye Selçuklu Devleti ile Anadolu’da kurulan ilk Türk beylikleri arasında idari olarak farklılıklar bulunmaktadır. Türkiye Selçuklu Devleti yönetim anlayışı olarak Büyük Selçuklu Devleti’ni örnek almıştır. Hükümdarlık, Selçuklu hanedanına aittir.

Türkiye Selçuklu yönetim anlayışına göre hükümdar;

• Teb’asının karnını doyuracak, sırtını giydirecek,
• Ekonomiyi güçlü tutacak, halkı zengin kılacak,
• Paranın ayarını koruyacak,
• Teb’anın güvenliğini sağlayacak,
• Zorbalığa izin vermeyecek,
• Teb’asına adaletle hükmedecektir.

(Turan, 2002’den düzenlenmiştir).

Türk devletlerinde olduğu gibi egemenliğin kaynağı dine dayalı idi. Hutbe okutmak, para bastırmak, növbet çaldırmak, tuğra, çetr hâkimiyet alametlerindendir. Halife tarafından menşur, hil’at ve sancak gönderme hükümdarlık yetkisinin verildiğinin göstergesidir. Sultan, Divan-ı Mezalim’e başkanlık yaparak adalet işlerini de sağlardı. Hükümdarların erkek çocukları vali olarak illere atanırlardı. Melikler bulundukları ili sultan adına yönetirlerdi. Hükümdarın erkek çocuklarının hepsi Selçuklu tahtına geçme hakkına sahipti. Türkiye Selçuklu Devleti’nde hükümet işlerinin görüşülüp karara bağlandığı yere “Divan- ı Âla” veya “Divan-ı Saltanat” denilmekteydi. Divan, hükümdar adına devletin yönetiminden sorumludur. Vezir, sultan adına divana başkanlık etmiştir. Büyük divana bağlı ikinci derecede divanlar vardır. Anadolu’da kurulan beyliklerin idari yapılarında başlangıçta aşiret yönetimi görülmektedir. Anadolu’da kurulan ilk Türk Beyliklerinde yönetim hükümdar ailesinin ortak malı sayılmıştır. Hükümdarlık, Türkmen aşireti reisliğinden ibaret olup “Bey” unvanıyla anılmaktaydı. En yaşlı ve en nüfuzlu olan beye “Ulu Bey” denilmiştir. İlk Türk beyliklerinde Beyler, makam ve hâkimiyetlerinin sembolü olarak payitaht, saray, müesseseler, memuriyetler ve teşrifat usulü geliştirmişlerdir.

Divan-ı Tuğra: İç ve dış yazışmaları sultan adına yapardı. Sultanın tuğrasını resmî belgelerin altına çekmekle görevliydi. Başkanına “Tuğracı” denilmekteydi.


Divan-ı Arz: Askerî işlerden sorumlu divandır. Ordunun ihtiyaçlarını karşılamak ve maaşlarını yapmakla görevli divandır.


Divan-ı İstifa: Maliyeden sorumlu divandır. Vergileri toplamak, bütçe yapmak görevleri arasındadır.


Divan-ı İşraf: Devleti idare edenlerin görevlerini kanunlara uygun yapıp yapmadıklarını kontrol eden divandır.


Divan-ı Pervane: Tapu sicil kayıtlarını tutmak ve istihbarat faaliyetleri yapmakla görevli divandır. Anadolu’ya gelen Türkmenlere toprak dağıtılmasını gerçekleştirmiştir.

Bir Cevap Yazın