Şeyh Bedreddin Olayı

Osmanlı Devleti Döneminde dinî olarak ortaya çıkmış olan Şeyh Bedreddin, etrafına topladığı muhalif gruplarla Osmanlı yönetimine karşı isyan etmiştir. Şeyh Bedreddin’in isyan edene kadar geçirdiği gelişmeler şu şekilde aktarılabilir: I. Bayezit Dönemi’nde sünnî İslam ve klasik İslam kültürü güçlenmeye başlamıştır. 1402 Ankara Muharebesi’nin kaybedilmesi toplumsal ve politik bir kargaşa ve tepki ortamına neden olmuştur. Bayramî tarikatının kurulması ve hurûfilik akımının Osmanlı Devleti’nde görülmeye başlaması Şeyh Bedreddin’in isyan etmesinde etkili olan hususlar arasındadır.

Şeyh Bedreddin hareketi, siyasi, sosyal, kültürel bir hareket olarak görülmektedir. Şeyh Bedreddin, gençlik yıllarında sınır boylarında gazilere kadılık yapmıştır. Musa Çelebi (1411-1413) döneminde uç gazilerine ülkenin iç bölgelerinde tımar verilmesini sağlayarak uçlarla merkezî devlet arasındaki eski anlaşmazlığa son vermek istemiştir. I. Mehmet (Çelebi), 1413’te Musa Çelebi’yi bertaraf edince, Şeyh Bedreddin’i İznik’e sürmüş ve yandaşlarının tımarlarını ellerinden almıştır. Şeyh Bedreddin, 1416’da Çelebi Mehmet’in içinde bulunduğu zor durumdan istifade ederek Dobruca’da isyan bayrağını açmıştır. Şeyh Bedreddin, Fetret Devri sırasında Yıldırım Bayezit’in oğulları arasındaki taht mücadelelerinden faydalanarak Selçuklu hanedanıyla akrabalık ilişkisi kurmaya çalışmıştır. Şeyh Bedreddin, büyük bir din bilgini, mutasavvıf ve veliydi. Üstlendiği siyasi devrimci rol, İslam dünyasında dinî ve mistik düşüncenin siyasi ve sosyal bir eyleme dönüşmesinde etkili olmuştur. Şeyh Bedreddin dinî ilimler, özellikle de İslam hukuku üzerine önemli eserler meydana getirmiştir. Şeyh Hüseyin Ahlati’nin etkisiyle sûfîliğe geçmiş ve bir sufi şeyh olarak Batı Anadolu ve Rumeli’de faaliyette bulunmuştur. Şeyh Bedreddin, sünni İslam’ın bütün öğretilerini kendinden önceki batınî kelamcılar gibi yorumlamıştır. Bu yüzden sünni ulema onu, şeriatı bütünüyle inkar eden, aşırı bir batınî kabul etmiştir.

Şeyh Bedreddin’in müridi Börklüce Mustafa 1420 tarihinde İzmir yakınlarında dağlık Karaburun bölgesinde yaşayan Türkmenler arasında ilk isyanı çıkartmıştır. İsyan büyük güçlükle bastırılabilmiş, Börklüce yakalanarak cezalandırılmıştır. Şeyh Bedreddin’in isyanı sûfî mistisizmi ile halk hareketleri arasındaki ilişkiyi açıkça göstermektedir. 13. yüzyıldan itibaren Anadolu, sûfî öğretilerle dinî tarikatların yuvası hâline gelmiştir. Sûfîlik kent çevrelerinde mistik ilahiyat biçiminde ortaya çıkmış, halk arasında ise inançları şiilik ve başka batınî öğretilerin birleşimi hâline dönüşmüştür. Dinî olarak faaliyet yürüten tarikatler toplumsal halk hareketleri içinde bir kaynak oluşturmuştur.

Bir Cevap Yazın