Bilimsel Araştırma Merkezlerinin Fizik Bilimi İçin Önemi

Bilim araştırma merkezleri, özellikle doğa bilimlerinde temel ve uygulamalı akademik araştırmaları desteklemek ve teşvik etmek amaçlı kurulan kuruluşlardır. Bilim merkezlerinde temel bilimler, mühendislik, uzay teknolojileri, yazılım, tıp meteoroloji, savunma sanayi gibi faklı alanlarda bilimsel araştırmalar yapılmaktadır (Resim 1.24). Yapılan bilimsel araştırmaların teknolojik yenliklere dönüştürülmesini, özel sektörün teknolojik araştırma ve geliştirmelere katılımını sağlamak için programlar düzenlemektedir. Ayrıca bilim insanlarının, araştırmacıların, yetiştirilmesi ve geliştirilmesine katkı sağlamaktadır

Ülkemizde TÜBİTAK, TAEK ve ASELSAN bu amaçlarla kurulan bilim araştırma merkezleridir. İlk araştırma merkezlerimizden olan TÜBİTAK (Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu) 1963 yılında kurulmuştur. TÜBİTAK birçok alanda bilimsel ve teknolojik araştırmalar yapmaktadır. Açılan bilim fuarları, proje yarışmaları ve yayınları ile gençleri bilime teşvik etmekte, yüksek lisans ve doktora programları için burs vererek bilim insanı yetiştirilmesine katkı sağlamaktadır.

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin haberleşme ve cihaz ihtiyaçlarını karşılamak üzere 1975 yılında ASELSAN (Askeri Elektronik Silah Sanayi) kurulmuştur (Resim 1.25). ASELSAN Türkiye’nin elektronik, savunma ve yazılım alanlarında yapılan çalışmalar sonucunda askeri haberleşme sistemleri, radar sistemleri, silah sistemleri, elektronik ve optik sistemler geliştiren ve üreten bir kuruluşudur. ASELSAN teknolojik olarak dışa bağımlılığı azaltmak yenilikçi ve güvenilir çözümler sunmak yolunda bilimsel araştırmalarına devam etmektedir.

TAEK (Türkiye Atom Enerjisi Kurumu) 1982 yılında nükleer teknolojiden yararlanılmasını sağlamada öncü olması amacıyla kurulmuştur. TAEK nükleer alanda düzenleyici ve denetleyici faaliyetleri yürütmektedir.

Dünya’da birçok bilim araştırma merkezi vardır. Bilim ve araştırma merkezlerinde yapılan araştırmalar sayesinde bilimde özellikle de fizikte birçok gelişme sağlanmıştır. Örneğin; Amerika Birleşik Devletlerinin bir kuruluşu olan NASA (Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi) uzay çalışmaları yapmak üzere kurulmuştur (Resim 1.26). NASA uzaya gönderdiği araçlar, uydular, teleskoplar sayesinde evren hakkında bilgi edinmemizi sağlayarak fiziğin bir alanı olan astronominin gelişmesine katkı sağlamaktadır.

Avrupa Uzay Ajansı olan ESA (European Space Agency) 1975 yılında uzayın keşfini amaçlayan uluslararası bir organizasyon olarak kurulmuştur. Genel merkezi Paris’te olan kuruluşun 22 asil üyesi vardır. ESA’nın uzay programı insanlı ve insansız uçuşları kapsamaktadır. Ayrıca gezegenleri ve Ay’ı araştırmak için görevler oluşturulmuştur. Türkiye ESA’ya asil üye değildir; ancak 15 Temmuz 2004 tarihinde ESA ve Türkiye adına Tübitak Uzay arasında bir iş birliği anlaşması imzalanmıştır.

Nükleer fizik alt alanında yapılan araştırma ve çalışmalarla ortaya çıkan parçacıkların çeşitliliği, kuantum fiziğinin doğmasına neden olmuştur. İkinci Dünya Savaşından sonra, Avrupa’nın fizikle ilgili gelişmelerde Amerika ile rekabet edebilmesi amacıyla 1954 yılında İsviçre’nin Cenevre kentinde on iki Avrupa ülkesinin bir araya gelmesi ile Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi (CERN) kurulmuştur (Resim 1.27). Bugün CERN’ in üye sayısı 21 ülkeye ulaşmıştır. Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi CERN (Sern)’de yapılan deneyler ve çalışmaların amacı; maddenin temel yapısını, parçacıkları ve onları bir arada tutan kuvvetleri araştırmaktır. CERN’de CMS, ATLAS, LHC ve ALICE şeklinde isimlendirilen dört büyük deney yapılmaktadır. Hızlandırıcılarla parçacıklar yüksek hızlara ulaştırılarak çarpıştırılmakta ve evrenin Büyük Patlama’dan hemen sonraki ilk anları anlaşılmaya çalışılmaktadır. Yine bu merkezde parçacıkların nasıl kütle kazandığı ile ilgili sorunu açıklığa kavuşturacak olan Higs (higs) Parçacığı 2012 yılında bulunmuş ve 2013 yılında da Peter Higs (Pitır Higs) bu kuramıyla Nobel ödülü kazanmıştır.

CERN’de deneyler yapılmaya devam etmekte ve hızlandırıcılarda daha fazla veri elde edilerek sonuçlar değerlendirilmektedir. Büyük Hadron Çarpıştırıcısı (LHC) güzergahında belli noktalarda deneyler ve ölçümler yapılmaktadır. Yukarıdaki fotoğraf CMS deneyindeki algıca aittir (Resim 1.28). LHC çarpıştırıcında üretilen bilgileri toplamak ve Dünya geneline dağıtmak ve işlemek üzere oluşturulan GRİD ağ yapısı geleceğin internet altyapısı olarak görülmektedir. CERN de kullanılan teknolojilerin birçoğu doğurgan (jenerik) teknoloji olarak adlandırılmaktadır. Sonuçları daha iyi incelemek için geliştirilen teknoloji başka bir teknolojiye veya bir buluşa öncülük etmektedir. Akıllı malzemeler, süper iletken magnetler, dedektörler, görüntüleme, radyoterapi vakum teknikleri, veri depolama ve işleme bu çalışmalar sırasında geliştirilmiştir. Araştırmalar sırasında fiziğin elektromanyetizma ve optik gibi başka birçok alanında da gelişmeler elde edilmektedir. Bu gelişmeler hayatımıza tıp, elektronik, bilişim gibi alanlarda teknoloji olarak katılmaktadır. Fiziğin diğer bilimler ve teknoloji ile ilişkisi konusunda belirttiğimiz MR, PET ve www (world wide web, “vörld vayd veb”) kurumlar arası bilgi paylaşımını sağlayan ağlar CERN’de araştırmalar sırasında bulunanlara verilebilecek güncel örneklerdir. Günümüzde sonsuz küçükten sonsuz büyüğün keşfine doğru yapılan çalışmalar ve deneyler araştırma merkezlerinde devam etmektedir. Araştırma ve deney fizik bilimin gelişmesi için şarttır. Bütün bu örnekler bize göstermektedir ki bilim ve araştırma merkezleri bilimin özellikle de fiziğin gelişmesine büyük katkılar sağlamaktadır. Ülkeler araştırmaya ve geliştirmeye ayırdıkları bütçe oranında gelişmekte ve büyümektedirler.

Bir Cevap Yazın