Resimlerinde Leonardo

Leonardo’nun amacı bilim adamı olmak değildi. Buradaki ince sınır, sanatı için gerekli bilgilere ulaşmanın doğanın araştırılmasına dayanmasıydı. Ona göre resim tüm sanatlardan üstündür çünkü onda simültane anlatım mevcuttur. Sanatla meşgu memiş olacağı fikrindeydi. İnsan cesetlerini parçalara ayırmış ve ilk anatomik çizimlerini yapmıştır. Floransa’da doğup otuz yıl orada yaşamasına rağmen Leonardo, pek çok resmini Kuzey İtalya’da yapmıştır. Resimlerinin tekniğinin karakteristiği sfumato idi. Işık-gölge arasındaki yumuşak geçişle, sert hatlar ve keskin kontrastlar yumuşuyordu. Işık için, beyaz ve hafif bir gölge ve gölge için koyu ve siyah bir ışık terimini kullanmıştır. Sert çizgiselliğin yerini zengin bir canlılık almıştır. Verrocchio’nun çırağıyken çalıştığı Meryem’e Müjde tablosunda draperi betimi eskisinden, özellikle güney resminden farklıdır. Bu zamana kadar draperiler, herhangi bir giysiye referans oluşturmuyordu. Leonardo kilden yaptığı modellerin üzerine giysileri ıslatıp giydirerek betimliyordu. Bu nedenle Leonardo’nun resimlerinde saten ipek ve kadife birbirinden ayrılır.Bu resimde ilk kez, tutkal boya yerine yağlı boya kullanmıştır. Islak ve üzerine toprak sürülmüş kumaşları inceleyerek onları sabırla resimlemiştir.

Da Vinci, 1472 yılından itibaren ustasının atölyesinde çalışmasına devam ederken aynı zamanda bağımsız profesyonel ressam sıfatıyla San Luca kumpanyasında çalışmaya başlamıştır. 1478 yılında ilk siparişini almıştır. Medici’lerin bankalarının yönetiminde olan Benci ailesinden Ginevra Benci’nin (1475/76) portresinde yağlı boya ile karışık tutkal boya ile çalıştığı Aziz Hieron’a başlar. Manzaranın ton değerlerinin derinliği resimde net şekilde görülür. 1480 yılında üzerine yağlıboya olan resmini de 30 aydan kısa sürede bitireceğine söz vermesine rağmen doğaya ve bilime merakı yüzünden yarım bırakıp, tamamlayamamıştır. Milano’ya gelişinden beş yıl sonra bütün bilgilerini düzenleme isteği ile tam bir bilim adamına dönüşür. Sürekli notlar almaya ulaşma sorunu yaşar. Kendini edebiyattan yoksun bir sanatçı olarak tanımlar. Kendi kendini yetiştiren bir sanatçı olduğu için haksız yere eleştirilir. Kesinlikle retorikten ve kitap kültüründen beslenmediğinin bilincindedir ve bununla övünmektedir; doğa olayları konusunda yaratıcı ve doğrudan bilgisinden, evrensel sanata bağlılığından emindir.

Bir Cevap Yazın