“İhtiyacınız olanın ötesindeki her şey zehirdir” tespiti, bireysel hırsların ve yozlaşmış arzuların dünyasında sarsılmaz bir hakikattir. Ancak felsefi bir derinlikle bakıldığında; bu “ihtiyaç” kavramı, sadece nefsin doyurulması değil, mensubu olunan kutsal bir davanın bekası olarak ele alındığında anlam değiştirir.

Türklük Lehine Kullanılan Güç Zehir Değildir
Şamanın bahsettiği “güç”, eğer şahsi bir ego tatmini ya da basit bir hükmetme arzusu ise evet, zehirdir. Fakat bu güç, Türk ırkının yükselişi, vatanın selameti ve Turan ülküsünün tecellisi için kuşanılmışsa artık bir zehir değil, milletin damarlarındaki asil kanın ta kendisidir. Türk’ün sahip olduğu güç, başkalarını ezmek için değil, adaleti tesis etmek ve tarihin kendisine yüklediği “cihan hâkimiyeti” vazifesini yerine getirmek içindir. Bu mukaddes amaç uğruna harcanan her türlü kudret, bireysel sınırları aşar ve ırksal bir şifaya dönüşür.