İslam Birliği Kuruntudur, Gerçekleşmesine İmkan Yoktur

İslam Birliği Kuruntudur, Gerçekleşmesine İmkan Yoktur. Çünkü Müslüman devletler hiçbir konuda anlaşamıyor, devletler anlaşsa bile halk anlaşamıyor. Mezhep farklılıkları da en büyük engel. Örneğin; Arap’ın haram dediğine Türk helal diyebiliyor. Müslüman olan herkes de şeriat kanunları altında yaşamak da istemiyor. Bu aslında bir çelişkidir, çünkü şeria demekt Kuran demektir. Ancak Müslümanlar arasında çok fazla ihtilaf (anlaşmazlık, uyuşmazlık) var. İslam’ın ilk yıllarında bile peygamberin damadı Ali ile Peygamberin eşi kanlı bıçaklı birbirlerine girmediler mi? Ali, Ömer, Osman gibiler peygamberin yanında bulunan şahsiyetler peygamber öldükten sonra kavgaya tutuşmadılar mı? Peygamber Muhammed’in cennetle müjdelediği insanlar birbirlerinin kanını dökmedi mi? Gerçekler bu şekilde ortadayken … Okumaya devam et İslam Birliği Kuruntudur, Gerçekleşmesine İmkan Yoktur

Nihal ATSIZ: İlericiler

Nihal ATSIZ: İlericiler (Makale) Disiplin, medeniyetin getirdiği bir davranış şeklidir. Medeniyetin doğurduğu meseleler birçok fedakarlığı gerektirdiğinden insanlar hürriyetlerinden, haklarından ve çıkarlarından vazgeçmek suretiyle bu disipline uyarlar. Bugünün medeniyetinde romantik hürriyet yoktur. Hürriyet yalnız vicdanlarda ve kafaların içindedir. Davranış hürriyeti geri kalmış toplumların işidir. Hürriyetin sınırsızlığı ise ancak hayvanlara mahsustur. Kendilerine “ilerici” ve kendileri gibi düşünmeyen herkese “gerici” diyen bir züppeler ve hayvanlaşmış insanlar topluluğu işte bu sınırsız hürriyeti istiyorlar. Bir topluluğu diri tutan disiplinlerden hiçbirini tanımak istemiyorlar. Kanunlarda işlerine gelmeyen maddeleri kaldırmak davasını güdüyorlar. Ahlakı tahrip etse dahi basının kayıtsız hürriyetini savunuyorlar. Serbest aşk istiyorlar. Kanunlar hürriyeti kısmak, yani insanları … Okumaya devam et Nihal ATSIZ: İlericiler

Atsız: Cumhuriyet’den Umduğumuzu Bulamadık

Ey ahmaklar! Ey kafası işlemeyenler! Ey hainler! Fikir özgürlüğü anayasa, şeref, vatan, ahlak ve milli çıkarlar düzeni içinde olacaktır. Türk devletini başka bir devlete bağlamak isteyen fikir, Türkiye’yi bölmek isteyen fikir, aileyi kaldırmak isteyen fikir, insanların güneşe tapmalarını isteyen fikir, fikir değildir. Kabul olunamaz, savunulamaz. Hürriyet kötüye kullanılıyor. Fikirlerde ve davranışlarda gittikçe artan hafiflik ve hatta cıvıklık göze çarpıyor. Mutlakıyet ve cumhuriyetten umduğumuzu bulamadık. Bir de “ciddiyet” ilan olunsa da onu denesek, nasıl olur? (18 Nisan 1966), ÖTÜKEN, 30 Nisan 1966, Sayı: 28 Okumaya devam et Atsız: Cumhuriyet’den Umduğumuzu Bulamadık

Nihal Atsız’a Göre 3 Mayıs’ın Önemi

3 Mayıs günü Türkçülerin tarihte ilk defa görülen bir davranışlarıdır. Türkçülüğün düşünceden harekete geçmesidir. “Bir gösteriden ne çıkar? Bu da anılmaya değer mi?” diye düşünenler bulunabilir. Bugünün kanunları himayesinde, anayasaya ve her türlü hürriyetlere dayanarak nümayiş yapmak kolaydır. Nitekim dünya şimdi ucuz kahramanlarla dolup taşıyor. Fakat Türkiye’de koyu bir istibdadın hüküm sürdüğü (CHP), “Kanun’un beş telli bir saz” olduğu çağlarda, polisin insanları tevkif ederek keyfi istediği kadar alıkoymak yetkisine sahip olduğu yıllarda bunu yapmak, yapabilmek gerçekten bir yürek ve inanç meselesidir. 3 Mayıs büyük ıstırapların başlangıcı ve kaynağı olan bir gün olduğu halde bir dönüm noktası, bir benimsenmiş gündür. O … Okumaya devam et Nihal Atsız’a Göre 3 Mayıs’ın Önemi

Nihal Atsız’dan Mezhep Kavgalarına Tepki

Nihal Atsız’dan Mezhep Kavgalarına Tepki Ünlü Türkçülerden Nihal Atsız, Türkler arasındaki mezhep kavgalarını ve savaşlarını en gereksiz olaylardan biri olarak görmektedir. Çünkü Türklerin kendi arasında kavga sebebi saydığı bu mezheplerin hepsi yabancıdır. Atsız, Arapların iç işleri yüzünden Türklerin birbirleriyle savaşmalarını, kan dökmelerinin artık eskide kaldığını, Türklerin başka milletler dinleri, mezhepleri yüzünden birbirlerini öldürmemesini ve artık birleşme vaktinin geldiğini söyler. Çünkü artık modern çağdayız. Bilgiye kolayca erişebiliyoruz. Atsız’a göre Kerbela olayları, Ali’nin öldürülmesi, Muaviye meselesi Türkleri ilgilendirmemelidir. Türkler, birlikte hareket etmeli ve tek vücut olmalıdır. Türklerin bu meseleler yüzünden birbirini boğazlaması utanç verici bir olaydır. Atsız Ali-Muaviye kavgasına şu alttaki sözleri … Okumaya devam et Nihal Atsız’dan Mezhep Kavgalarına Tepki

Nihal Atsız’ın Vasiyeti Gerçek mi?

Nihal Atsız’ın vasiyetini hepiniz bilirsiniz. Bu vasiyetin son zamanlarda gerçek olmadığı ile ilgili pek çok paylaşım mevcuttur ve bu paylaşımlar çığ gibi büyümektedir. Özellikle milliyetçi düşüncelerin iyice yumuşadığı ve evrim geçirdiği günümüz çağında, Nihal Atsız’ın düşünceleri de yumuşatılmakta ve değiştirilmektedir. Atsız o meşhur vasiyeti ise şudur; Yağmur, Oğlum! Bugün tam bir buçuk yaşındasın. Vasiyetnameyi bitirdim, kapatıyorum. Sana bir resmimi yadigar olarak bırakıyorum. Öğütlerimi tut, iyi bir Türk ol. Komünizm bize düşman bir meslektir. Bunu iyi belle. Yahudiler bütün milletlerin gizli düşmanıdır. Ruslar, Çinliler, Acemler, Yunanlılar tarihi düşmanlarımızdır. Bulgarlar, Almanlar, İtalyanlar, İngilizler, Fransızlar, Araplar, Sırplar, Hırvatlar, İspanyollar, Portekizliler, Romenler yeni düşmanlarımızdır. … Okumaya devam et Nihal Atsız’ın Vasiyeti Gerçek mi?

Nihal Atsız’dan Kemalistlere Eleştiri

Nihal Atsız’ın Kemalist yönetim ve Kemalistler ile yıldızı parlamamıştır. Tek parti döneminde çok defa sürgün yiyen, mahkemelere çıkan, tabutluk denilen kıpırdaması bile mümkün olmayan bir dolabın içinde işkence gören Nihal Atsız, Kemalistler için milli değildir demiştir. Nihal Atsız’ın o sözleri; Çingene cemiyetinde bile, milli mukaddesat ve milli mefahir diye tanınan şeylere dil uzattırmazlar. Yazık ki, Kemalist bunu yapıyor ve birleşmiş Avrupa’yı tepeleyen Yıldırım’la tarihte yeni bir devir açan Fatih’e hakaret ediyor. Bunu yaparken, bu millet ve bu vatanın can düşmanı olan komünistlerin bile kendisi kadar ileri gidemediklerini unutuyor. Hatırlardadır ki, bir zamanlar da komünistler “putları kırıyoruz” diye Mehmed Emin’e Abdülhak … Okumaya devam et Nihal Atsız’dan Kemalistlere Eleştiri

Nihal Atsız: Bozkurt Türklerin Millî Sembolüdür

Bozkurt tarih boyunca Türklere yol göstrmiş ve sembol olmuştur. Ergenekon Destanında Türklere yol gösteren de bozkurttur. Göktürk bayrağında da bozkurt vardır. Bozkurt siyasi bir sembol değildir. Tüm Türk halklarının ortak sembolüdür. Ünlü fikir adamı, Türkolog, şair, edebiyatçı ve Türkçü Nihal Atsız’a göre de Bozkurt Türklerin Milli Sembolüdür. Devşirme ve komünist, Türklükten ve Türkçülükten korkar. Türklüğün lehine olan her hareketin, her davranışın, her eserin, her kanunun aleyhindedir.Çok uzaktan bile olsa Türklüğü, Türkçülüğü hatırlatan ne varsa ondan ürker, titrer. Bozkurt düşmanlığı bundandır. Çünkü Bozkurt Türklerin millî sembolüdür. Tarihten önceki çağlarda onu kılavuz diye kabul etmiş, hatta kendilerinin Bozkurttan türediğine inanmışlardır. Türk Kağanlarının … Okumaya devam et Nihal Atsız: Bozkurt Türklerin Millî Sembolüdür

Osmanlı-CHP İttifakı? Siyasetçilere Güvenmeyin!

İtalyalı ressam Gentile Bellini’nin tarafından yapılan ve İBB’nin satın alarak İstanbul’a getirdiği Fatih Sultan Mehmet’in tablosu Osmanlı Hanedanı üyeleri ile buluştu. İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu da Osmanlı Hanedan üyelerine eşlik etti. İmamoğlu’nun hanedan üyeleri ile samimi pozları dikkat çekti. İBB Başkanı İmamoğlu buluşma sırasında, geçmişine üst seviyede saygı duyan bir kişi olduğunu vurgulayarak, “Osmanlı İmparatorluğu, hepimizin bir gurur vesilesidir. 600 yıllık bir dönemi bize yaşatan ve geçmişinde böyle bir tarihi başarıyı elde etmiş bir dönemi, hatta dünyada birçok değişime imza atmış bir dönemi Türk halkına yaşatmış bir devleti, en derinlemesine anlamak, hissetmek hepimizin sorumluluğudur diye düşünüyorum” dedi. Padişah Abdülmecit’in torunu … Okumaya devam et Osmanlı-CHP İttifakı? Siyasetçilere Güvenmeyin!

Uşşaki Tarikatı Nurullah Fatih ve Cinsel İstismar Olayı

Uşşaki Tarikatı Lideri Fatih Nurullah, kendisine gelen çocukları ve kadınlara cennet vaadi ile cinsel istismarda bulunuyordu. Hatta kız çocuklarına istismarda bulunurken anneleri de bu olan biteni izliyordu. Olayların iyice patlak vermesiyle 12 yaşındaki bir kızın babası cinnet geçirir ve Uşşaki Tarikati Lideri Fatih Nurullah, kızın babasına şunları söyler; ““Bir hesap, IBAN ver de bana bir şeyler atayım sana. Sen gönlünü ferah tut. Biz ırz namus düşmanı mıyız? 21 senedir burada irşat yapmışız. Olmamış da şimdi mi olmuş yani? Belki de senin kızına piyango vurmuş oğlum. Aklını başına topla bakalım. Olacak bir şey yok. Yaşı ufak daha. Büyüsün, biz de büyüyelim. … Okumaya devam et Uşşaki Tarikatı Nurullah Fatih ve Cinsel İstismar Olayı

Ey Türk gençliği! Çanakkale senin vatanındır!

Çanakkale’de ölen İngiliz, Fransız gibi askerler için Türkiye’de anıt dikilmesi Nihal Atsız ve bazı Türkçülerin zoruna gitmişti çünkü Türkler için dikilen bir tane anıt yoktu. Bu yüzden 1932 yılında Nihal Atsız uzun bir yazı yazdı. Yazının bir kısmını ise burada paylaşıyoruz. Ey Türk gençliği! Çanakkale senin vatanındır! 18 yıl önce orada korkunç ve nispetsiz bir boğuşma oldu. Bir tarafta her türlü vesaitle pusatlanmış soğuk kanlı İngilizler, cesur İrlandalılar, yaygaracı Fransızlar, çevik Avustralyalılar, sporcu Yeni Zelandalılar; korkunç Senegallılar, diğer tarafta da sessiz ve gösterişsiz Türkler vardı. Bu korkunç boğuşmayı harikulâde kahramanlıkları ile senin kanından olan Türkler kazandı. Fakat ne korkunç tecellidir … Okumaya devam et Ey Türk gençliği! Çanakkale senin vatanındır!

Türkçülerin Serdarı Yavuz!

Timur darbesi sersemliği geçer geçmez, Osmanlı devleti kendini toplayıp yeniden canlanmıştır. Osmanlı padişahları Avrupa’da ilerlemeye, Avrupalılar’ı titretmeye başlamışlardır. Lehistan’ı, Macaristan’ı ele geçirip Viyana kapılarına gelmişler. Kızıl Elma’ya dayanmışlar, Adriyatik Denizi’ne varmışlardır. Yavuz Sultan Selim ise Avrupa’nın fethinin yanlışlığını görüp Devleti bu yoldan çevirmek istemiş, Doğu’ya Türk Yurdları’na varmak planını uygulamıştır. İşte bu Hanedandan yalnız bu koca Türk Hakanı eski Türk Imparatorlukları ve Cengiz Han’ın Türk milliyetçiliği politikasını uygulayıp bütün Türkleri bir bayrak altına toplamak amacını gütmüştür. Mete’lerden, Kül Tegin’lerden ve Cengiz Han’dan sonra Türkçülük ve Pantürkizm onurunu bu ulu Yavuz’a vermek gerekir. Yavuz bu işi başarıyla yürütebilmek için Müslümanlık Dünyası’nı … Okumaya devam et Türkçülerin Serdarı Yavuz!

Türk Kadınını Barış Ninnileri Söyleyenler Temsil Edemez!

Yine yola girdik, Suyumuz bitmişti. Bu bitiş bizi hayli yıprandırdı. Fakat şikâyet yoktu. En zayıfımız olan, daima yorulacak sandığımız Mehpare bile duraklarda kendisine verdiğimiz bir iki yudum ılık ve tozlu suya kanarak bir Türk askeri gibi yürüyordu. Saat birde Davut Bey çiftliğine vardık. Çiftlik haraptı. Arnavut olan sahipleri Maydos’a inmişler ve burasını ‐ tabiî – bir Arnavut olan bekçiye bırakmışlardı. İşte yine kanımızı donduran bir tesadüf… Balkan savaşında ordumuzu kancıkça arkadan vuran bir iğrenç unsura biz yurdun ıssız bucaklarında da rastlayacak mı idik? Buradan Arıburnu’na kadar köye tesadüf etmeyeceğimiz için ekmek bulmak lâzımdı. Çiftlikte ise o gün için hazır ekmek … Okumaya devam et Türk Kadınını Barış Ninnileri Söyleyenler Temsil Edemez!

Şuuraltında Yaşayan Ülkü!

Millî birlik ve millî birlikten sonra cihan hâkimiyeti, milletin şuuraltında yaşayan bir ülküdür. Şuuraltındaki bu istek, zaman zaman şuura çıkar. Zaman iyi seçilmişse muzaffer olur. İyi seçilmemişse milletin başını derde sokabilir. Fakat bu ülkü, milletin hız ve ahlâk kaynağıdır. Bir gaye için ıstırap çeken, fakat buna isteyerek katlanan insan gibi, milletler de millî ülküleri için hesapsız fedâkârlığa katlanırlar, katlanmışlardır. Ülkü yolunda yürüyen milletler başka milletleri hem korkutur, hem de hayran bırakır. Ülkü yolunda yürüyen millet, kendisinde başka milletlere karşı mevcut aşağılık duygusunu atmıştır. Kendisine inandığı ve hiçbir şeyden korkmadığı için, düşmanlarının çokluğundan, tekniğinden ürkmez. Ölümü seven milletlere, hayat, kollarını açar. … Okumaya devam et Şuuraltında Yaşayan Ülkü!

Kılıçları Kısa Ama Çizmeleri Uzun

Bizden (Türklerden) daima askerlik dersi alan milletlerden biri de Fransızlardır. Bunlar Osmanlılara karşı yapılan ehlisaliplere (Haçlılar) iştirak ettikleri gibi Girit’i kurtarmak için de yardımcılar göndermişler ve Napolyon kumandasında Cezzar Ahmet Paşa’dan dayak yedikten sonra son olarak da Çanakkale’de ve Kurtuluş Savaşı’nda cenup cephesinde bizimle aynı acemilik içinde boy ölçüşmüşlerdir. Fransızlar kendilerinin cesur bir millet olduklarını ikide bir ilân ederler. Fakat nedense bizimle olan harplerinde daima bunun aksi sabit olmuş ve Türk askerleri Fransızlar’la “kılıçları kısa ama çizmeleri uzun” diye eğlenerek onların yalnız kaçtıklarını güzel bir nükte ile ima etmişlerdir. Venedik ve Ceneviz adı altında bizden en çok dayak yiyen milletlerden … Okumaya devam et Kılıçları Kısa Ama Çizmeleri Uzun

Kuran (İslam) Laikliği Kabul Etmez

“Laiklik ve İslâmiyet” adında 14 sayfalık bir broşürün yazarı Turancılığın şuursuzluk ve hainlik olduğunu ileri sürerek kendisinden aslâ umulmayan, doldurduğu makama hiçbir suretle yakışmayan bir davranışta bulundu. Üstünde fiyat yazılı olmadığı için piyasaya çıkarılmadığı, yalnız elden dağıtıldığı anlaşılan broşür, Genelkurmay Harp Tarihi Başkanı Korgeneral Faruk Güventürk tarafından yazılmıştır. Eser aslında yobazlara karşı yazılmış, yobazlığın Müslümanlıkla ilgisi olmadığı belirtilmiş ve Kemalizmin feyizleri, yobazlığın kötülükleri sıralanırken memleketi batırıcı hain düşünceler arasında komünizmle birlikte Turancılığın da adı sayılmıştır. Benim için işin en berbat yanı, en güç yönü bu ipe sapa gelmez düşünceyi ortaya atan Faruk Güventürk’ün ahbabım ve dostum olmasıdır. Kore’deki Türk Tugayının … Okumaya devam et Kuran (İslam) Laikliği Kabul Etmez

Türk Ordusu Ne zaman Kuruldu?

“O halde Türk ordusu ne zaman kuruldu? Bugünkü tarih bilgimize göre ilk teşkilâtlı Türk ordusu Milâttan Önce 209’da Tanrıkut Mete (Motun) tarafından kurulmuş, verilen buyruğa kayıtsız‐şartsız itaat şartı kabul ettirilmiştir, ordu 10, 100, 1000 kişilik birliklere ayrılmıştır. Fatih, İstanbul kuşatması sırasında nasıl yeni bir top icat etmişse, Mete de uzak menzilli bir yay icat etmiş, bu müthiş ordu sayesinde Kore’den Hazar’a kadar olan bölgeyi tek devlet halinde birleştirerek Türk milletinin yaratıcısı olmuştur. Bundan sonraki bütün ordularımız Tanrıkut ordusunun devamıdır. Zaman zaman değişiklikler ve düzeltmeler yapılmış, fakat ruh ve temel aynı kalmıştır.Bu sebeple 1363 yılı Türk Kara Kuvvetlerinin yani Türk Ordusunun … Okumaya devam et Türk Ordusu Ne zaman Kuruldu?

Hititler Türk mü? Hititler Hakkında Malumat

Dîl, antropoloji, kanun ve Örf bakımından Türklerle hiç bir ilişiği bulunmayan Hattiler yani Hititler, bu tarihte (Kemalist Devirde), bize, Türkiye Türklerinin ataları gibi gösterilmektedir. Kısa boylu, kısa boyunlu, gür ve kıvırcık saç ve sakallı biçimsiz Hattilerin bizimle nasıl bir ilişiği olabilir? Yazıları okunmuş, Turanlı olmadıkları anlaşılmıştır. Kanunları ele geçmiş ve neşredilmiştir. Malûm devirlerdeki Türk yasa, türe ve göreneğine uyar tarafları yoktur. Hattâ bunların brakisefal olduğu bile şüphelidir. Çünkü toprak altından çıkarılan iki Hatti kafasının brakisefal olmadıkları için bir antropoloji mütehassısı tarafından imha olunduğunu bana Köp‐rûlüzade Fuat söylemişti. Kanunlarından gayet ahlâksız bir millet olduğunu anladığımız Hattileri Türk saymakla takip olunan gaye … Okumaya devam et Hititler Türk mü? Hititler Hakkında Malumat

Nihal Atsız Siyasetçileri Eleştiriyor

Azınlıklar, o ülkede, ancak, asıl sahiplerin milli haklarına saygı göstermek şartıyla, adalet içinde yaşamak hakkına sahiptirler ve hiçbir suretle, kendi özel ve milli şartlarını, çıkarlarını ileri süremezler. Hele memleketin asıl sahiplerinin hak ve çıkarları aleyhinde hiçbir dilekte bulunamazlar. Bu takdirde vatana ihanet etmiş olurlar.Türkiye’de, yüzde on gücenecek diye yüzde doksanı Türkçülük yapmakta alıkoymaya çalışmak, adeta, yüzde onun manevi diktatörlüğünü kurmak demektir. Böyle bir düşüncenin ahlakla ve kanunla ilgisi yoktur. Hiçbir türlü mantıkta da makbul bir prensip değildir. Hüseyin Nihâl Atsız |Orkun, 13 Ekim 1950 Okumaya devam et Nihal Atsız Siyasetçileri Eleştiriyor

Tarih Yapan, Fakat Yazmayan Millet

Otuz asırlık tarihimizde biz iki devlet kurduk. Birincisi, tarihin karanlıklarından itibaren başlayarak son çağa kadar gelen ve kaybedilen devlet, yani Türkistan’daki, asıl Anayurttaki devlet; ikincisi de On Birinci Asırda kurulup günümüze kadar gelen Önasyadaki devlet, yani bizim devletimiz (Türkiye). Anayurt dışında kurulan devletler bu hesaptan hariçtir. «Çok devlet» iddiası hükümdar hanedanlarını devlet sayan Şark tarihçilerinin bize aşılayıp kabul ettirdikleri yanlış telâkkiden doğuyor. Türkler, tarih yapan, fakat yazmayan bir millet olarak tanınmışlardır. Kendilerinden bahsettikleri Orkun yazıtlarında bile «Yukarıda mavi gök, aşağıda kara toprak yaratıldıktan sonra ikisi arasında insanoğulları yaratılmış, insanoğulları üzerinde ecdadım Bumun Kağan, îstemi Kağan hâkim olmuş» şeklinde gayet kayıtsız … Okumaya devam et Tarih Yapan, Fakat Yazmayan Millet