Farmakoloji ve Toksikoloji: İlaçların İstenmeyen Etkileri

İlaçların, istenen etkileri yanında, istenmeyen etkileri de vardır; bunlar, yan etki, zehirli/ zararlı etki diye de bilinir. Hastada oluşturulması istenen etkilerin hepsi de yararlı, istenmeyen etkiler ise zararlı etkiler olarak tanımlanır. Zararlı etkiler, kullanılan doza göre yan etkiler ve zehirli-zararlı etkiler diye genellikle ikiye ayrılır. İlacın normal sağaltım dozunda kullanılması sırasında karşılaşılan etkiler yan etkiler; sağaltım dozu üzerindeki miktarların kullanılması ile oluşan etkiler zehirli etkiler olarak tanımlanır. Yan etkilerin çoğu, ilacın kullanıldığı durum ne olursa olsun, insan ve hayvanlar için az veya çok zararlı olduklarından, bunlar da zararlı etkiler içinde nitelenirler. İstenmeyen etkiler, yerel ve sistemik etkiler; akut, subakut ve kronik (gecikmiş) etkiler; dönüşümlü ve dönüşümsüz etkiler diye de ayrılırlar. Zararlı etkiler, oluş şekli ve niteliklerine göre yalın zararlı etkiler ve ilaç alerjisi diye bilinir.

Yalın Zararlı Etkiler

İlaçların bu etkileri genellikle kullanılan miktarlarına göre ortaya çıkar; farmakolojik etkilerinin biraz şiddetli halidir. Oluş mekanizmaları, biraz abartılmış biçimde olması dışında, farmakolojik etki şekillerinin hemen hemen aynısıdır. İlaçların, yan etkilerinin çoğunun da aralarında bulunduğu, yalın zararlı etkileri görevsel, biyokimyasal, yapısal ve özel zararlı etkiler diye dört alt grupta incelenirler.

Görevsel Zararlı Etkiler: İlaçların doz fazlalığı veya hastaların duyarlılığı sonucu etkilerinin beklenenden daha şiddetli biçimde ortaya çıkması durumudur; yani, zararlı etki aslında sağaltıcı etkinin bir uzantısıdır. Örneğin, barbitüratlar sağaltım dozlarında, solunum merkezi de dahil, önemli beyin merkezlerini baskı altına alabilirler.

Biyokimyasal zararlı etkiler: İlaçların plazma ve dokularda enzim etkinliği ile elektrolit yoğunluğu, kan şekeri, hormonlar, safra renkli maddeleri, kreatinin, keton cisimleri, üre, ürik asit gibi maddelere yönelik etkileri biyokimyasal zararlı etkiler olarak nitelenir. Bu maddelerin plazma veya idrardaki düzeylerine bakılarak, bazı doku veya organlardaki hasar ile metabolik değişiklikler hakkında fikir yürütülür.

Yapısal zararlı etkiler: İlaçların doku veya hücre düzeyinde yol açtıkları şekil bozukluklarıyla ortaya çıkan zararlı etkilerdir. Burada, ilacın kendisi etken olabileceği gibi, BT’si sırasında veya sonucu ortaya çıkan etkin metaboliti(leri) de etken olabilir. Bazı etkin ara metabolitler (epoksidler, amin N-oksitleri gibi) hücrelerde çeşitli büyük moleküllere (DNA, RNA, proteinler gibi) sıkıca bağlanarak, bunlarda kimyasal değişikliklere ve sonuçta da organik bozukluklara kadar varabilen görevsel ve biyokimyasal değişikliklere yol açabilirler. Çeşitli organ veya dokulara olan istenmeyen etkilerine göre ilaçlar karaciğer, böbrek, kemik iliği, kan, sinir, göz, kulak, akciğer, kas için zehirli olanlar diye çeşitli alt gruplara ayrılabilirler.

Özel zararlı etkiler: İlaçların veya etkin metabolitlerinin hücre çekirdeğinde DNA’yı etkilemeleri sonucu gelişen mutajenik, karsinojenik ve teratojenik etkileri özel zararlı etkiler başlığı altında incelenir; yalnız, ilk iki etki için DNA’da kalıcı bozukluk söz konusu iken, sonuncusu DNA’daki bozukluk veya DNA’nın çekirdek dışında anlaşılamayan bozulmasıyla ilgili olabilir. Formaldehid, fenobarbital, ksilazin karsinojenik; grizeofulvin, vinblastin, dişilik ve erkeklik hormonları mutajenik; albendazol, fenobarbital, talidomid teratojenik ilaçlara örnektir.

İlaç Alerjisi

Alerjik tepkimeler; kimyasal alerji, aşırı duyarlılık tepkimeleri diye de bilinir. Küçük molekül ağırlıklı maddelerin alerjik tepkimelere yol açabilmeleri için kendileri veya metabolitlerinin vücutta önce proteinlerle birleşerek antijenik bir bileşik (işlenmiş antijen) oluşturmaları gerekir. Bu antijene maruz kalınmasını takiben 1-2 hafta içinde antikorlar şekillenir; söz konusu maddeye belirtilen sürelerden sonra tekrar maruz kalınması halinde, alerjik belirtilerle giden antijen-antikor tepkimeleri (hafif kaşıntıdan-ölüme kadar gidebilir) görülür. İnsan veya hayvanlar ilaç ya da metabolitini veya benzer yapıdaki maddeleri farkına varmadan çeşitli yollarla (besinler, hava gibi) almış veya maruz kalmış olabilirler; bu durumda, zaten duyarlı hale gelindiğinden, belli bir süre içinde (Tip I tepkimeler hemen başlar ve 30 dakikada, Tip III tepkimeler 6 saatte, Tip IV tepkimeler 36 saatte doruk değere ulaşırlar) alerjik tepkimeler ortaya çıkar. Alerjik maddenin sebep olduğu bağışıklık mekanizmasına göre bu tepkimeler dört tipe (Tip I, II, III, IV tepkimeler) ayrılır ve incelenirler.

Bir Cevap Yazın