Farmakoloji ve Toksikoloji: İlaca Bağımlılık

Başlangıçtaki etkiyi oluşturmak için, ilacın artan miktarlarda verilmesi gerektiği hususu aslında hastanın ilaca bağımlılık göstermesiyle yakından ilgilidir; genellikle MSS’ye etkiyen ilaçlar arasında görülen bağımlılık 4 şekilde veya derecede gelişir ve incelenir. Hayvanlarda seyrek görülen bu durum esasta insanların, insan hekimliğinin ve adliyenin bir sorunudur.

Psişik Bağımlılık

Bu; bir maddenin sürekli kullanılması sonucu hastanın ve/veya kişinin o maddenin etkilerine karşı psişik bakımdan ileri derecede arzu hissetmesi halidir. İlaç kullanımının kesilmesi kişide yoksunluk belirtilerine sebep olmaz; ama, psişik bir huzursuzluk doğurur. Bu arzu ise ilaç için psişik bir özleme dayanır; bu özlem bazen o kadar şiddetli olur ki, bu durumdaki kişi ilacı almak zorunda kalır. İlaç alma hissi kişiyi ilacı arama davranışına sokar; ilacı kullanma hususunda kişinin iradesi kaybolur ve adeta ilaç kişiyi idare eder duruma gelir. Morfin ve diğer opioidler, kokain ve sigara güçlü psişik bağımlılık oluştururlar. Kahve ve çay alışkanlıkları ya da tiryaki olmayanlarda sigara alışkanlığı, istenildiği zaman bırakılacağı için, genellikle psişik bağımlılık olarak kabul edilmez.

Alışma (İtiyat, Habituasyon)

Bu; bir maddeye psişik bağımlılıkla ilgili bir alışma halidir. Dolayısıyla, kullanılan maddenin kesilmesi yoksunluk belirtilerine yol açmaz; ama, maddenin birdenbire kesilmesi kişide genellikle huzursuzluk ve sinirlilik hali doğurur. Yalnız, bunlar da psişik sahanın dışına çıkmaz; sadece psikolojik bakımdan elinden oyuncağı alınmış bir çocuğun göstereceği hırçınlık ve huzursuzluktan farklı değildir.

Fiziki Bağımlılık

Bir maddenin uzun bir süre kullanılması sonucu vücutta etkilediği reseptörlerde veya reseptör içi yapılarda meydana gelen değişiklikler sonucu ortaya çıkan bağımlılık şeklidir; bu aslında bir nöro-uyum olayıdır. Zira, fiziki bağımlılığın geliştiği bireylerde nöron veya nöron toplulukları arasında yeni bir nöro-hormonal denge oluşur. Nöron içinde veya nöron topluluklarındaki bu uyum değişiklikleri genellikle ilacın etkisini tamponlayacak niteliktedir. Bu tamponlama ilacın etkisine zıt yöndeki hücre faaliyetlerinin aşırı ölçüde etkinlik kazanmasıyla sağlanır. İşte, böyle bir kişide ilaç veya suistimal edilen madde kullanıldığı sürece belli bir problem ortaya çıkmaz; ama, şekillenmiş olan yalancı denge o maddenin kesilmesiyle bozularak, kişide psişik ve somatik nitelikte, dayanılmaz belirtilerle seyreden yoksunluk belirtilerinin ortaya çıkmasına sebep olur.

Görülen belirtiler söz konusu maddenin kullanıldığı sürece baskı altında kalan ve onun etkisine ters yönde gelişen görev değişikliklerinin yansımasıdır.

İptila (Addiksiyon, Toksikomani)

Kullanılan maddenin kesilmesi halinde şahıs ciddi ve dayanılmaz tepkiler gösteriyor, maddenin verilmesiyle sakinleşiyorsa bu durum iptila olarak bilinir; kendini iyi hissetme hali (öfori) olarak da bilinen bu duruma daha ziyade morfin, heroin, kokain gibi maddeler yol açar. İptila, kişinin kimyasal maddeyi iradesi dışında kullanması halidir. İptila ilacın sağaltım amacı dışında kullanılması olduğundan, aynı zamanda ilaç suistimali durumudur. Ayrıca, iptila halinde kullanılan madde miktarı gerekenden çok fazla olduğundan, olay aynı zamanda kronik zehirlenme (toksikomani) olarak kabul edilir. İptilada, başlangıçta vücut için yabancı olan madde, fiziki bağımlılığın gelişmesiyle, hücrelerin normal görevlerini sürdürebilmeleri için vücuda dışarıdan alınması gereken temel bir besin unsuru haline gelmektedir.

Bir Cevap Yazın