Galaksiler nasıl oluşur?

Hala kesin olarak bilinmiyor. Galaksi gibi büyük yapıların oluşması için birbirine zıt iki görüş var. Birisi tabandan tepeye senaryo (bottom-up scenario), yani evrenin ilk oluşumundan sonra madde küçük gaz bulutları şeklinde birleşiyor, yıldızları, yıldız gruplarını ve galaksileri meydana getiriyor. Diğeri de tepeden aşağı senaryo (top-down model), burada da devasa bulutlar, devasa iplik (filaments) şeklinde yapılar meydana getiriyor ve bunlar da zaman içinde parçalanıp galaksileri oluşturuyor.

Bugün Big Bang kozmolojisini en basit ve iyi bir şekilde açıklayan ve yaygın olarak kabul gören Standart Model’e (Standard Model) ya da diğer adıyla Lambda-CDM Evrenine göre, tabandan tepeye olan senaryo daha olası. Çünkü evrende dev galaksilerden daha fazla cüce galaksiler gözlemleniyor ve bu model yüksek cüce galaksi sayısını açıklayabiliyor. Conselice ve arkadaşlarının 2016’da yayınladıkları makaleye göre görünen evrende tahmini olarak 2 trilyon galaksi bulunuyor. Kozmik ölçekte inanılmaz büyük bir sayı olduğundan aklımızın alma sınırının da ötesinde

Bu kadar çok galaksinin sadece 13,8 milyar yıl gibi kısa bir süre içinde oluşması ve dağılması gerçekten akılları zorluyor. Evreni düşünürken bu 2 trilyon galaksi içindeki milyarlarca belki trilyonlarca yıldızlar, gezegenler, barındıran devasa galaksilerden sadece birinde, ortalama bir yıldızın çevresinde dolanan bir gezegende biz varız. Bilim tarihine baktığımızda evren hakkındaki bakış açımız o kadar kısa süre içerisinde değişti ki, bundan sadece birkaç yüz sene önce evren dediğimiz kavram, çok kolay anlaşılabilen kafamızı yukarı kaldırdığımızda gördüğümüz ışıklı kandiller ve gökyüzünde hareketlerini takip ettiğimiz gezegenlerden ibaretti. Bugün karanlık madde ve karanlık enerji dediğimiz şeyler, belki 100 yıl sonra açıklanmış ve lise kitaplarında yazan birer konu olacak. Peebles’a Princeton Üniversitesi Nobel konferansında şu soru sorulmuştu: Eğer sadece evrenin yüzde 5’inden haberiniz var ve geri kalan yüzde 95’i hakkında bir şey bilmiyorsanız neden sizin fikirlerinize inanalım? Cevap olarak Peebles, çünkü bu fikirlerin hepsinin bağımsız bilim insanları ve bağımsız uzay araçlarıyla defalarca test edildiğini ve yapılan gözlemlere uyduğunu söyledi. Neredeyse 60 yıldır bu konuları çalışan ve 84 yaşında Nobel’i kazanan Peebles, Nobel basın açıklamasına canlı bağlandığında bunun tek seferlik bir keşif olmadığını ama bir ömürlük çalışma olduğunu söyledi. Konuşmalarını dinlerken de ömrü boyunca sevdiği işi yapan bir insan olmanın haklı gururunu hissedebiliyorsunuz. Not: Bu makaledeki düşünceler tamamen yazarın düşünceleridir ve NASA, Jet İtki Laboratuvarı veya Caltech’i bağlamaz.

Bir Cevap Yazın