Avrupa Tarihi: Sömürgeciliğin Gelişi

İspanya, Portekiz, Hollanda, Fransa ve İngiltere gibi Avrupalı güçler, XVII. yüzyılın başından itibaren uyguladıkları stratejilerle denizlerde küresel ölçekli ticari ve askerî faaliyetlere girişti. Coğrafi Keşifler sonucunda Portekizliler ve İspanyollar yeni yerler ve deniz yolları keşfederek sömürgeler oluşturdu İspanya, Amerika kıtasındaki sömürgecilik faaliyetleriyle XVI. yüzyılın sonunda dünyanın en zengin ülkelerinden biri oldu. Ancak İspanya ve Portekiz’in kurduğu sömürge imparatorlukları uzun yaşamadı. Çünkü bu imparatorlukların topraklarına XVII. yüzyıl başlarından itibaren yeni sömürge devletleri olarak yükselen İngiltere ve Hollanda el koymaya başladı. Portekiz ve İspanya ile başlayan daha sonra İngiltere, Hollanda ve Fransa ile devam eden sömürgecilik faaliyetleri; Uzak Doğu’da Hindistan, Endonezya, Çin ve bu bölgede yer alan yüzlerce adayı sömürge hâline getirdi. İspanyolların Amerika’ya ve Portekizlilerin Hint Okyanusu’na yaptığı keşifler daha ileri düzeyde denizcilik faaliyetlerinin gerekliliğini ortaya çıkarmıştı. Bu nedenle XVI. yüzyılda İngiltere, Hollanda ve Fransa gibi deniz güçleri, okyanuslardaki faaliyetlerini sürdürmek ve geliştirmek için büyük paralar harcamaya başladı. Nitekim XVI. yüzyıl sonunda iyi silahlanmış ve ekonomik yönden desteklenmiş okyanus denizciliği, Avrupa siyaseti üzerinde büyük bir etki meydana getirdi. İspanya’yı XVI. yüzyıl sonunda ağır bir mağlubiyete uğratan İngiltere, İspanya’nın deniz hâkimiyetine son verdi. Bir ada devleti olmasının sağladığı avantajla hızlı bir şekilde dünya ticaretine açılan İngiltere, XVII. yüzyılda İngiliz Doğu Hindistan Şirketi’ni kurarak İngiliz sömürgeciliğinin ilk ciddi temelini attı.

XVI. yüzyıl sonunda denizaşırı ülkelere açılmak için büyük çaba harcayan Hollanda ise İspanyol ve Portekiz sömürgelerine saldırılar düzenlemeye başladı. Bu faaliyetler kapsamında Hollanda, XVII. yüzyıl başlarında Hollanda Doğu Hindistan Şirketi’ni kurdu. Bu şirket sayesinde Hollandalılar, Ümit Burnu’ndan Doğu Hint adalarının ucuna kadar uzanan bölgede büyük bir sömürge imparatorluğu meydana getirdi. Böylece Hollanda ticari ve mali gücü ile kısa zamanda Avrupa’nın önde gelen devletlerinden biri oldu. Dönemin diğer bir deniz gücü olan Fransa, XVI. yüzyılda siyasi istikrarını sağlayarak sanayisini ve özellikle de deniz ticaretini güçlendirdi. Ardından denizaşırı bölgelerde yayılma faaliyetlerine girişen Fransa, Amerika kıtasına açılarak zenginliğini artırmaya çalıştı

İngiliz Doğu Hindistan Şirketi, İngiliz tüccarlar tarafından 1600’de kuruldu. İngiliz kralının da desteklediği bu şirketin amacı Portekiz ve İspanya’nın tekelinde bulunan Uzak Doğu ve Hindistan baharat ticaretinden pay almaktı (Görsel 1.24). Bu şirket aynı zamanda askerî güce de sahip olup Kızıldeniz, Basra Körfezi ve Japonya’ya seferler düzenlemiştir. Zamanla dünyanın en büyük ticaret organizasyonlarından biri olan bu şirket, İngiliz sömürgeciliğinin Asya’daki temsilcisi hâline gelmiştir. Hollanda Doğu Hindistan Şirketi ise 1602’de kuruldu. Bu şirkete Hollanda hükûmeti tarafından Ümit Burnu ile Macellan Boğazı arasında kalan bölgede ticaret yapma hakkı tanındı. Şirket; askerî amaçlı birlikler bulundurmak, gerektiğinde Hollanda adına savaş açmak, kaleler inşa etmek ve Asya’daki mahallî hükümdarlarla antlaşmalar imzalamak gibi bağımsız bir devletin sahip olduğu yetkilerle donatılmıştı.

Abdülkadir Özcan, “İngiliz Doğu Hindistan Şirketi”, s.294-295; İsmail H. Göksoy, “Hollanda”, s.226-227’den düzenlenmiştir.

Okyanuslarda hâkimiyet kurmak isteyen Avrupalı deniz güçleri arasında, kıyasıya mücadeleler yaşandı. Hollanda, XVII. yüzyıl başlarında Amerika kıtasında da sömürgeler elde etmek için Portekiz ve İngiltere ile savaştı. XVII. yüzyıl ortalarına doğru dünyanın en büyük deniz ticaret filosuna sahip olan Hollanda, dünyanın her yerinde ticaret yapmaya başladı. Bu durum İngilizleri tedirgin etti ve sömürge rekabeti nedeniyle XVII. yüzyıl sonlarına kadar İngiltere-Hollanda Savaşları yaşandı (Görsel 1.25). Bu savaşlar sonucunda Hollanda bazı kolonilerini İngilizlere kaptırdı ve Hollanda’nın okyanuslardaki gücü zayıfladı. Hem Amerika’da hem de Asya’da yayılmaya devam eden İngiltere, XVIII. yüzyılın ikinci yarısında Kuzey Amerika’daki Fransız sömürgelerini de ele geçirdi. Böylece İngiltere, denizlerdeki üstünlüğünü ve sömürgeciliğini pekiştirmiş oldu (Harita 1.4). XVIII. yüzyılda okyanuslardaki mücadeleler haricinde Akdeniz’de de üstünlük mücadelesi başladı. Doğu ticaretine ulaşmak isteyen İngiltere, Fransa ve Rusya arasında hızlı bir rekabet yaşandı. Osmanlı Devleti ise bu devletler karşısında elindeki önemli yerleri korumak için var gücüyle mücadelesini sürdürdü.

Hollandalılar ve İngilizler başlangıçta iyi silahlanmış yelkenli ticaret gemilerini savaşlarda kullanarak donanmalarındaki gemi sayılarını artırmışlardı. XVII. yüzyıl sonlarına kadar devam eden savaşlarda tüccar kaptanlara güvenilmeyeceğini anlayan bu iki devlet, askerî disiplini sağlamaya yönelik tedbirler aldı. Bunun için tüccar kaptanların yerine deniz subayları tercih edildi ve savaşta tüccar gemilerine duyulan bağımlılık azaltıldı. Böylece savaş gemisi yapımı başlatılarak savaşta kullanılan ticaret gemileri tasfiye edildi. Artık okyanuslarda yelkenli savaş gemileri, donanmanın esasını oluşturdu.

Richard Harding (İngiliz Tarihçi), “Deniz Savaşları 1453-1815”, s.113’ten düzenlenmiştir.

Bir Cevap Yazın