Avrupa Tarihi: Modern Devlete Geçiş

Tarihin ilk dönemlerinden itibaren toplumun üzerinde siyasi otorite kurulduğu bilinmektedir. Bununla birlikte modern devlet anlayışı Avrupa’da Westphalia Antlaşması’ndan itibaren ortaya çıkmıştır. Modern devlet anlayışında kilisenin, devlet ve toplum üzerindeki etkisinin azaltılması esastır. Böylece merkezî otoritenin, ülkede tek hâkim güç olması sağlanmıştır. Modern devletlerde merkezî bir ordu bulunur ve merkezî otoritenin koyduğu hukuk kuralları her zaman geçerlidir.

Orta Çağ Avrupası’nda; XI. yüzyıldan itibaren kültürel, ekonomik, toplumsal ve siyasi alanlarda art arda hareketlenmeler başlamıştır. Bilimsel ve teknik ilerlemeler, coğrafi keşifler ve gelişen ticari faaliyetler Avrupa’da nüfusu artırmıştır. Bu süreçte yaşanan gelişmelerden ilki İstanbul’un Fethi olmuştur. Fetihte kullanılan topların önemini çabucak fark eden krallar, Avrupa’da soylulara boyun eğdirmek ve merkezî krallıklarını güçlendirmek için bu yeni silahı kullanmıştır. Böylece feodalizmden mutlakiyete doğru bir dönüşüm yaşanmaya başlamıştır. Gutenberg’in taşınabilir harflerle baskı yapan matbaayı geliştirmesi diğer süreçleri hızlandırdığı gibi bilginin nüfuz etme alanını genişletmiş ve merkezden uzak bölgelerin yönetimini de kolaylaştırmıştır. Afrika’nın etrafının dolaşılması ve Yeni Dünya’nın keşfi ile denizci devletler; Asya, Afrika ve Amerika’da ticaret ve sömürge faaliyetlerine girişmiştir. Luther’le başlayan süreçte İngiltere ve İsveç gibi ülkeler, Roma’dan ayrılarak kendi ulusal kiliselerini kurmaya başlamıştır. Yaşanan kanlı din savaşları merkezî devletlerin gücünü artırmış ve sekülerleşmeye giden süreçte kilisenin dünyevi gücü azalmıştır. Krallar, savaşların yol açtığı sıkıntılar yüzünden sıkı vergi politikaları uygulamak zorunda kalmış ve modern akılcı bir yönetim oluşturmuşlardır.

Michael G. Roskin (Amerikalı Siyaset Bilimci), Çağdaş Devlet Sistemleri, s.4’ten düzenlenmiştir.

Bir Cevap Yazın