Timur ve Halı

Timur-i Güregen, hep Osmanlı topraklarına elçiler ve nameler gönderdi. Mektuplar gibi gelen elçilerin adabïda muhteşemdi. Küfre yanaşmadı ve Bayezid Han’a saygı gösterdi. O defaatle sulh yoluna merdiven ördü. Timur Ankara savaşına gelirken askerleri ile birlikte, bir Evliyanin dergahinin yanından geçerken, halıların tozunu alan dervişler, farkedemeden bir halının temizliğini yaparken toz Timur’a ulaşır. Bu durum bunu yapan için ölüm sebebidir, Timur emir verir şahıslar derhal huzura çıkarılır, şahısların bir velinin müritleri, temizlenen halıların dergahın halıları olduğunu öğrenen Timur, sizin dergahinin tozunu üzerimize konması büyük bir şereftir diyerek olayın faillerini serbest bırakır. Okumaya devam et Timur ve Halı

Vuruşa Vuruşa Bugünlere Geldi

Timur, doğuştan küçük bir bey oğlu idi. O, ne Büyük İskender gibi bir kral oğlu idi, ne de Cengiz Han gibi bir kabile reisinin mirasçı olmuştu. İşe başlarken, Büyük İskender’in emrinde bir millet, Cengiz Han’ın emrinde de Moğollar vardı. Timur’un elinde böyle bir sermaye yoktu. O, ancak çalışa uğraşa; vuruşa vuruşa bugünlere gelmişti. – Harold Lamb ( Emir Timur/Sayfa:7) Okumaya devam et Vuruşa Vuruşa Bugünlere Geldi

Komünist Ülkelerde Ekonomiler Neden Kötüydü?

Mihail Gorbaçov döneminde Sovyetler Londra’ya bir heyet gönderiyor kapitalist sistemde ekonominin işleyişi ve ekonomik sorunlarla mücadeleyi yerinde incelemek için.Kapitalist ev sahipleri Rus heyete Londra borsasını ve iktisadi okulları gezdiriyorlar.Heyetin lideri bu geziden oldukça bunalıp İngiliz yetkiliye dönüyor ve “gezdiğimiz her yeri bir tarafa bırakın bir şeyi hiç anlayamıyorum. Bize bu kadar yer gezdirdiniz 50 tane ekmek fırınının önünden geçtik ama hiç birinin önünde sıra yoktu. Sovyetlerde sadece ekmek üretimi ve tedariğinden sorumlu koca bir kurum olmasına rağmen fırınların önünde her zaman sıra oluşur, biz bu sorunu bir türlü çözemedik lütfen bizi ekmek tedariğinden sorumlu yöneticiniz ile görüştürün” demiş. İngiliz heyet … Okumaya devam et Komünist Ülkelerde Ekonomiler Neden Kötüydü?

Bu Aşık Ne Güzel Cenk Ediyor

“Bayezid Han’ın oğlu Çelebi Mehmet, Amasya sancak beyi iken Ankara Savaşına katılmıştır. Henüz 12 yaşında olan Şehzade Çelebi, öyle gayretli savaşmıştı ki, Timur ordusunun bir defa sağ cenahini bozmuş, takviye gelmesine rağmen ikince defa bozmak üzereyken Timur’un oğlu Miran Şah, sağ cenaha giderek Çelebi’yi ancak durdurabilmişti. Timur Çelebi’nin bu gayretini takdirle karşıladı ve “Bu aşık (Aşık, devletine ve ordusuna olan sevgi anlamındadır) ne güzel cenk ediyor” demekten kendini alıkoyamadı” -Nizamüddin Şami ( Zafernâme) / Ankara Savaşı Okumaya devam et Bu Aşık Ne Güzel Cenk Ediyor

Güneş Lekeleri

Dürbün ya da teleskop yardımıyla Güneş’in görüntüsünü yansıttığınızda bazı koyu noktalar görebilirsiniz. Bu noktalara güneş lekesi denir. Bunlar Güneş’in geri kalanından biraz daha soğuk olsa bile çok çok sıcaktır. Güneşli başka bir günde tekrar baktığınızda güneş lekelerinin yer değiştirdiğini göreceksiniz. Bunun nedeni Güneş’in kendi ekseni etrafında 28 günde dönmesidir. Güneş üzerindeki lekelerin sayısı değişir ancak her 11 yılda bir sayıları en yüksek seviyeye çıkar. 1645-1715 yılları arasındaki 70 yıl boyunca hiç güneş lekesi görülmedi. Bu zaman dilimi küçük Buzul Çağı olarak adlandırılır. Bu zaman diliminde dünyada kış çok soğuk geçmiş, Londra’daki Thames nehri donmuştu. Kaynak: 50 Başlıkta Uzay, sayfa 7 Okumaya devam et Güneş Lekeleri

Ay Kraterleri Ve Denizleri

Ay, krater adı verilen yuvarlak çukurlarla kaplıdır. Bunlar milyarlarca yıl önce göktaşlarının Ay’ın yüzeyine çarpmasıyla oluşmuştur. Dürbün yardımıyla daha büyük kraterleri görebilirsiniz, bazılarının genişliği yüzlerce kilometredir. Ay’a bakmak için en uygun zaman yarımay zamanıdır. Ay’ın üzerinde karanlık ve açık renkte lekeler de görürsünüz. Koyu renkli bölgeler alçak düzlüklerdir. İnsanlar bunların okyanus olduğunu düşünüp bunlara ”deniz” demişse de bugün bu çukurların tamamen kuru olduğunu biliyoruz. Ay’ın kendi ekseni etrafındaki dönüş hızı, tam olarak Dünya’nın çevresindeki dolanma hızıyla eşittir; bu yüzden ayın uzak yüzünü göremeyiz. Bilgi Notu : Bazı Kraterlerin ÇaplarıArkhimedes: 82 kmTycho: 102 kmKopernik: 107 kmPlato: 109 km Ptolemaios: 164 km Uluğ Bey … Okumaya devam et Ay Kraterleri Ve Denizleri

Ay Tutulması ve Güneş Tutulması

Ay TutulmasıGüneş, Dünya ve Ay aynı hizaya geldiğinde Ay tutulması olur. Ay yörüngesinde dolanırken Dünya’nın gölgesine girer. Ay’ın tamamı gölgeye girerse tam tutulma olur. Ay’ın bir kısmı gölgeye girerse parçalı tutulma olur. Ay tutulması sadece dolunay varken olur ve bir saatten fazla sürebilir. Bu saat süresince dünyada gece olan herhangi bir yerden görülebilir. Her dolunay olduğunda tutulma olmaz çünkü Ay’ın yörüngesi eğridir. Ay genellikle Dünya’nın gölgesinin tam içinden değil, üzerinden ya da aşağısından geçer. TARİHLER Gelecekteki Tam Ay Tutulmaları 26 Mayıs 2021 16 Mayıs 2022 8 Kasım 2022 Güneş Tutulması Bazen Güneş, Ay ve Dünya aynı hizada durur. Böylece Ay … Okumaya devam et Ay Tutulması ve Güneş Tutulması

Ay Nedir?

Pek çok gezegenin etrafında dönen kendi uyduları vardır. Dünya’nın uydusu Ay, Güneş Sistemi’nde bulunan uyduların en büyüklerindendir. Dünya’dan küçük, yuvarlak bir kaya, havası ve suyu olmayan kuru ve tozlu bir yerdir. Ay’ın gökyüzünde parladığını görürüz çünkü Güneş’ten aldığı ışığı yansıtır. Güneş battıktan hemen sonra doğudan yükselen dolunaya bakın. Tebşat akşamüzeri olurken batıda belirir ancak çok geçmeden ufkun altında kaybolur. Üç milyar yıldan fazla bir zaman önce büyük olasılıkla başka bir gezegen Dünya’ya çarpmış, bu çarpmayla uzaya bir kaya fırlamış ve Ay bu şekilde meydana gelmiştir. Ay’ın yüzeyine çarpan göktaşları kraterleri oluşturur. Ay, Dünya’nın tek doğal uydusudur. Güneş Sistemi içinde beşinci … Okumaya devam et Ay Nedir?

Arap Elçi Göktürkleri İslam’a Davet Ediyor

Türklerin savaşçı ünü tüm dünyaya yayılmıştı. Bundan haber alan Halife bir elçiyi islamı anlatması ve yayması için Türkistan’a gönderir. Uzun yolculuk sonunda Türkler’in topraklarına varır. Türkler, ilk defa böyle pis kıyafetli ve çirkin yüzlü bir insana rast gelmiş. Aralarından biri hemen kırbacını çıkarıp Arap’ı dövmeye başlar. Yalvar yakar Arap ne için geldiğini kimlerden olduğunu anlatmaya başlar. Sonunda ise Türkler arasında ikilik çıkar. Türklerden biri der “Bu pis kıyafetli adamı Kağan’ın yanına götürürsek kellemizi mızrağın ucuna geçirip otağın başına diker” hararetli tartışmadan sonra Arap’ın üstüne başına adam gibi Türk kıyafeti verilip öyle Kağan’ın huzuruna çıkartılır. Kağan’ın otağına girmeden önce kapıdaki subaylardan … Okumaya devam et Arap Elçi Göktürkleri İslam’a Davet Ediyor

Osmanlı’nın Kökeni Ve Cengiz Han

Orta Çağda Han Unvanını kullanmak için Cengiz Han soyundan gelmek gerekiyordu bu yüzden Timur’da Cengiz Han soyundan gelmediği için Emir unvanını kullanmış ve yanında da Cengiz Han soyundan gelen kukla bir han dolaştırmıştır. Timur Moğollara damat olduğu için Gürkan adını da kullanmıştır. Bu Emir ve Han ünvanı hakkında bilgiyi herhangi bir kaynağa bakarak kolay bir şekilde teyit edebilirsiniz. Zaten çok bilindik bir bilgidir. Osmanlılar (Kayılar) ise emir unvanını kullanmamış ve Han unvanını kullanmıştır. Tüm padişahların ismi söylenirken sonuna han sıfatı eklenmiştir. Örneğin; Denizlerin ve karaların hakimi Sultan Süleyman Han gibi. Bu basit örnekte Osmanlıların Cengiz Han soyundan geldiğini gösterir. Yoksa … Okumaya devam et Osmanlı’nın Kökeni Ve Cengiz Han

Fatih’e Hakaret ve Beddua Eden Hristiyanlar

Hıristiyan ailelerden bazıları çocuklarının “devşirilmesi” veya köleleştirilmesi karşısında büyük üzüntüye kapılırlardı. Bir şarkının sözleri şöyledir: Lanet olsun sana, ey İmparator, üç kere lanet olsun,Yapmış olduğun ve hâlâ yaptığın kötülükler için.Yaşlıları ve papazları tutup zincire vurdun,Çocukları yeniçeri yapmak için.Anaları da ağlıyor, bacıları, kardeşleri de,Ben de ağlayacağım gözlerim çıkana kadar;Yaşadıkça ağlayacağım hatta,Geçen yıl oğlumdu giden, bu yıl kardeşim. Okumaya devam et Fatih’e Hakaret ve Beddua Eden Hristiyanlar

Osmanlı’da Türkler Köle miydi? Avrupa Türkleri Neden Sevmez?

Köle ve cariye olanların hepsi balkanlardan, kafkaslardan, Moskova’dan, Ukrayna’dan, İtalyan kıyılarından gelen hristiyanlardır. Sarayda bir tane köle Türk kadını veya Erkeği yoktur. Cumhuriyet öncesi Türkiye’de Osmânlı ordusunun 400.000 kişi olduğu heybetli günlerde devşirmeler en çok 20.000 kişiyi geçmiyordu. Evlenmeleri yasak olan bu devşirmeler kapıkulu; yani pâdişâhın köleleri idi. Çünkü Türk devletinde Türk’ten köle olmazdı. Zenciler ve Amerikan Yerlileri Beyazları Tanrı olarak görürdü, Türkler ise o Tanrıları Köle yapardı. Özellikle Osmanlı Türkleri Beyaz Avrupalılara Gemilerde kürek çektirir, ahırda at pisliği temizletirdi. Osmanlı Türkleri Avrupalı kadınları cariye olarak alırdı. Niğbolu savaşında mesela asilzadeler bile köle edildi sonra bunların bazıları para karşılığı serbest … Okumaya devam et Osmanlı’da Türkler Köle miydi? Avrupa Türkleri Neden Sevmez?

Türkiye’nin Can Düşmanı Rusya!

Dünyada hiç kimsenin inkar edemeyeceği hakikattir ki; Rusya, Türkiye’nin can düşmanıdır ve İstanbul’u almak başlıca emelidir. Bu emelden Rusya’yı vazgeçirmek imkansızdır. Çarlık, Berlin antlaşması neticesinde İstanbul’a sahip olamayacağını anlayınca gözünü Hindistan’a dikti.İngiliz siyasetinin incelikleri sayesinde kendisine o yolun kapanmış olduğunu görünce Uzakdoğu’ya döndü. Port Arthur’a kadar uzattığı eli Japonlar tarafından kırılınca al kanlar içinde geri çekildi. Şimdi artık emellerinin ezeli kabesine dönmekten başka kurtuluş çaresi görmüyor ve bütün hırsı ile iki buçuk asırlık avına, zavallı Türkiye’ye son hücumunu yapmaya hazırlanıyor. Cemal Paşa Okumaya devam et Türkiye’nin Can Düşmanı Rusya!

Türklerin Zayıflığını Hayretle Saptadım

Türkiye’nin Avrupa karşısında askeri, ekonomik ve siyasal gerilemesi sadece 20 ve 21. Yüzyıl tarihçilerinin değil örneğin 17. Yüzyıl entelektüellerinin de dikkatini çekti. Fransız Politik Düşünür Montesqieü’nün 1721’de yazdığı, Usbek ve Rika adındaki iki İranlının Osmanlı seyahatlerini konu eden “İran Mektupları” adlı eserinde Usbek’in “Türklerin zayıflığını hayretle saptadım” ifadesi ve Osmanlı toplumunu kasıtla “Bu barbarlar her türlü sanatı hatta savaş sanatını bile bir yana atmışlar. Avrupa ülkeleri her geçen gün daha rafine hale gelirken bu insanlar ilkel bir cehalet üzerinde duruyorlar; kendilerine karşı bin defa kullanılıncaya kadar, yeni icatlardan savaşta yararlanmayı nadiren akıl ediyorlar” cümleleri önemlidir. (..) İbrahim Müteferrika’nın I. Mahmud’a … Okumaya devam et Türklerin Zayıflığını Hayretle Saptadım

Türk Topraklarında Yaşamak Hakkı Yalnız Türkün Olmalıdır!

Çingene hâlâ kılavuzluk ediyordu. Sağ tarafımızda yükselen bir tepe üzerinde Türk ölülerini toplu olarak gösteren ilk mezar var. Hafif meyli tırmandık. Eski bir parmaklık içinde bir Türk zabitinin, Mustafa Beyin mezarı… Sonra, sürülmüş bir tarladan hiç farkı olmayan mezarlığa dünyanın en büyük şaşkınlığı ve kini ile baktık. Çingene kılavuzumuz fütursuzca az ileride bulunan Behramköy (eski bir rum köyü) çingenelerinin diş toplamak için buraları böyle karıştırdıklarım, esasen bu çingenelerin bütün savaş sahasını gezerek bu ölü soygunculuğunu yaptıklarını anlattı. Çingene sözünün taşıdığı mânâya bir yol daha hak verdik. Üzerinde yaşadıkları toprağı kanı, cam karşılığı olarak kazanan ünlü Türk neferinin ölüsünü bile saygılamayı … Okumaya devam et Türk Topraklarında Yaşamak Hakkı Yalnız Türkün Olmalıdır!

Türk Kadınını Barış Ninnileri Söyleyenler Temsil Edemez!

Yine yola girdik, Suyumuz bitmişti. Bu bitiş bizi hayli yıprandırdı. Fakat şikâyet yoktu. En zayıfımız olan, daima yorulacak sandığımız Mehpare bile duraklarda kendisine verdiğimiz bir iki yudum ılık ve tozlu suya kanarak bir Türk askeri gibi yürüyordu. Saat birde Davut Bey çiftliğine vardık. Çiftlik haraptı. Arnavut olan sahipleri Maydos’a inmişler ve burasını ‐ tabiî – bir Arnavut olan bekçiye bırakmışlardı. İşte yine kanımızı donduran bir tesadüf… Balkan savaşında ordumuzu kancıkça arkadan vuran bir iğrenç unsura biz yurdun ıssız bucaklarında da rastlayacak mı idik? Buradan Arıburnu’na kadar köye tesadüf etmeyeceğimiz için ekmek bulmak lâzımdı. Çiftlikte ise o gün için hazır ekmek … Okumaya devam et Türk Kadınını Barış Ninnileri Söyleyenler Temsil Edemez!

Kısa Özet: Alan Turing Kimdir?

Londra’da doğan Alan Turing’in 1936’da yaptığı “beslendiği fonksiyonları otomatik olarak uygulayan varsayım dayalı bir makine” tanımı bilgisayarlara işaret ediyordu. Dolayısıyla Turing bilgisayarların gelişiminin önemli figürlerinden biriydi. Turing 1938’de İngiliz hükümetinin Kod ve Şifre Okulu’ma gitti; bir sonraki yıl İkinci Dünya Savaşı patlak verdiğinde Nazi şifrelerini kırmaya çalışan, Bletchley Park’ta bulunan bir ekibe katıldı. Bu kodlar “Enigma” olarak bilinen Alman makinesi tarafından şifrelenmiş ve Turing’in savaş sırasındaki çabaları sonucunda “Bombe” adlı kriptanalitik bir makine icat edildi. Bu makine sonunda şifreyi çözdü. Bu, müttefikleri zaferine yapılmış önemli bir katkıydı. Turing’in geliştirdiği bilgi ve istatistik kuramı kriptoglojinin bir bilim haline gelmesini sağladı. 1952’de … Okumaya devam et Kısa Özet: Alan Turing Kimdir?

Hastalanmamak İçin Bol Su İçin!

Vücut su kıtlığı çektiğinde olacaklar; Vücut su kıtlığı çektiğinde kandaki suyu kullanırsa, yüksek tansiyon hastalığına yakalanırsınız. Vücut su kıtlığı çektiğinde omurlardaki suyu kullanırsa, bel ve boyun fıtığı hastalığına yakalanırsınız. Vücut su kıtlığı çektiğinde kemiklerdeki suyu kullanırsa, gut-artrit gibi romatizmal hastalıklara yakalanırsınız. Vücut su kıtlığı çektiğinde akciğerdeki suyu kullanırsa, astım hastalığına yakalanırsınız. Vücut kıtlığı su çektiğinde pankreastaki suyu kullanırsa, şeker hastalığına yakalanırsınız. Vücut su çektiğinde midedeki suyu kullanırsa, ülser hastalığına yakalanırsınız. Bağırsaklardaki su eksilirse, kabızlık meydana gelir ve kolon kanserine yakalanırsınız. Hücrenin su eksikliği çok artarsa, BEYNİMİZ hücreye oksijen göndermeyi keser, oksijen kesilmesi ile hücre kanserleşmesi sürecine girer. Kısaca beyin terk … Okumaya devam et Hastalanmamak İçin Bol Su İçin!

Yapay Zeka: Alan Turing

Matematiksel mantığa kendini kaptıran İngiliz şifre çözücü Alan Turing, elektronik dijital bilgisayarların insan zekasını taklit edip edemeyeceğini görmek için bir test geliştirdi. Bu teste “taklit oyunu” adını verdi. 1950’de ” Bilgisayar Mekanizması ve Zekası” başlıklı makalede “Turing Testi’ni anlattı. Bu test için önceden birbirini tanımayan, farklı odalarda bulunan ancak teleksle iletişim sağlayan üç katılımcıya ihtiyaç duyuluyordu. (bir insan, bir makine ve sorgucu). İnsan beynini fiziki bir makine olarak modelleyerek bilgisayar yanıtlarını insan yanıtlarından ayırt edilebilir olup olmadığını görmek için bir dizi test oluşturdu. Turing’in makalesi makinelerin insan zekası sergileyemeyeceği düşüncesine karşı bir dizi sav da sundu. 2014’te Rus bir bilgisayar … Okumaya devam et Yapay Zeka: Alan Turing

Irkçı Nefi: Mübarek Teriniz Damladı!

Vezir Bayram Paşa’ya yazdığı ve bir yerinde vezire “sen kadar düşmen-i devlet mi olur a hınzırne turur saltanatun sahibi bilsem a köpek” diye hitap ettiği şiirinden dolayı ünlü hiciv şairi Nef’î idama mahkum oldu. İdamına dakikalar kala, araya birilerinin girmesi sonucu, Dârüssaâde Ağası şairin affı için aracılık yapıp sadrazama mektup yazmayı kabul eder. Nef’î ise başında durmuş, mektubu yazan zenci ağayı seyretmektedir. Az sonra bir damla siyah mürekkep kalemden düşüp beyaz kâğıda damlayınca, Nef’î çenesini tutamaz ve zenci ağaya dönerek, ölümüne sebep olan son espriyi yapar: “Efendim, Mübarek Teriniz damladı!” Ağa öfkelenip mektubu yırtarken, Nef’î cellâdın yağlı kemendine teslim edilir … Okumaya devam et Irkçı Nefi: Mübarek Teriniz Damladı!