İlaç, Fizyolojik Madde ve Zehir

İlaç, fizyolojik madde ve zehirler arasında kesin bir sınır çizilemez. İlaç olarak kullanılan maddeler, özellikle yüksek dozlarda verildiklerinde, zehir olarak etkirken, zehir diye bilinen bazı maddeler (arsenik, striknin gibi) ilaç olarak da kullanılır. Fizyolojik madde olarak bilinen bazı maddeler (vitamin A ve D, tuz, su gibi) belli şartlarda zehirli olabilirler. Yukarıda sıralanan özellikler dikkate alındığında, herhangi bir maddenin fizyolojik madde, ilaç veya zehir olması kullanılan miktarı ve kullanım amacıyla ilgili bir durumdur. Yukarıdaki açıklamalar, bir fizyolojik maddenin, duruma göre, aynı zamanda hem ilaç hem de zehir olabileceğini, aynı durumun ilaç ve zehir arasında da bulunduğunu söylemek mümkündür.

Seçicilik ve Özgünlük

Bir ilaç en belirgin etkisi ile tanınır; ama, ilaçların çoğunun, esas etkisi yanında, diğer birçok etkisi de olabilir. Örneğin morfin narkotik ağrı kesicidir; fakat, morfinin yatıştırıcı, peklik yapıcı, ishal kesici, öksürük kesici gibi etkileri de vardır. Buna göre, seçicilik ilaç tarafından öncelikle oluşturulan etkiyi tanımlamak için kullanılır. İlaç; seçici veya kendisine has etkisini, diğer etkileri oluşturmak için gerek duyulandan daha küçük dozlarda oluşturur. Seçici etkinin tipik örneklerini heparin, köpeklerde apomorfin (deri-altı yolla 0.1 mg/kg dozda kusturucu), kedilerde ksilazin (aslında yatıştırıcı olan ilaç deri-altı yolla 0.4 mg/kg dozda kusturucu etkilidir) oluşturur. İlaç tüm etkilerini tek etki şekli ile oluşturuyorsa, ilacın etkisinin kendisine özgün olduğu söylenir. Bunun farmakolojide çok sayıda örneği (a-adrenerjik reseptör blokörü fenoksibenzamin, b2-adrenerjik reseptör uyarıcısı salbutamol, aldosteron reseptör blokörü kanrenon, histamin-2 reseptör blokörü ranitidin gibi) vardır.

İlaçlarda Yapı-Etki İlişkisi

İlaçların yapıları ile etkileri (veya etkinliği) arasında yakın ilişki vardır. Bir maddenin yapısının düz veya dallı zincirli olması; yapıya bağlanan gruplar; yapıda aromatik halka bulunması; bu halkaya bağlanan grupların tipi, yönü (üç boyutlu olarak çizildiğinde) gibi çok sayıda ve çeşitte faktör ilacın etkisini ve/veya metabolizma kalıbını değiştirebilir. İlaçlar; yapısal olarak özel ve özel olmayanlar diye iki gruba ayrılabilirler. Yapısal özellik göstermeyen ilaçlar genellikle fiziksel ve/veya kimyasal özellikleri ile etkili olurlar; ortamın ozmolaritesini değiştirirler veya hücre zarı fosfolipidlerine ilgi duyarlar. Örneğin, ozmotik işeticiler (glikoz, mannitol, üre gibi) idrar miktarını tuzlu sürgütler (magnezyum sülfat, sodyum sülfat gibi) bağırsak içeriğinin hacmini uçucu sıvı genel anestezikler (eter, halotan gibi) sinir hücre zarının, polipeptit antibiyotikler (basitrasin, polimiksin B gibi) bakteri hücre zarının geçirgenliğini değiştirerek etkili olurlar. Yapısal özelliği olan ilaçlar, vücuttaki veya mikroorganizmalardaki (bakteriler, parazitler gibi) etkilerini bazı özel yerleri/hedef yapıları (reseptörler, algaçlar diye bilinir) etkileyerek oluştururlar. İlaçlar hedef yapılarda kendisini tanıyan/kabul eden bu yerleri etkileyerek, etkinin başlamasına yol açarlar; bundan sonra olaylar zinciri etkinin görülmesine kadar devam eder. Bu şekilde etkinin başlamasına yol açan madde agonist, etkiyi başlatamayan ise antagonist diye bilinir. Etkide yapısal özelliğin önemli olduğu noktalardan birisi de ilacın izomer şeklidir; bu yönden ilacın optik izomer ve geometrik izomer olarak iki izomer tipi vardır.

Bir Cevap Yazın