Türk Tarihi: Sultan 4. Murad

I. Mustafa’yı, Genç Osman’ı katlederek başa getiren yeniçerilerin yine I. Mustafa’yı tahttan indirmesi üzerine IV. Murad Han henüz çok küçük yaşta tahta geçti. Bu sebeple Valide Kösem Sultan tahta belli müddet müdahil oldu. Çok zaman geçmeden IV. Murat aleyhinde de yeniçeri ayaklanmaları baş gösterdi. Fakat IV. Murat Han henüz çok küçük yaşta olmasına rağmen Genç Osman zamanında olanların bir benzeri olan ayaklanmaları çok büyük bir ustalıkla bastırdı ve tesirsiz hale getirdi. Bunun üzerine Anadolu’ya iki sefer düzenledi ve celali isyanlarını bastırdı. Çok tesirli bir nutukla asilere bile kendi lehinde tezahürat yaptırdı. Sonradan da bu entrikaları çevirenleri birer ikişer yakalatıp idam ettirdi. Bu bozulmalara sebep gördüğü için tütün ve içki yasağını koydu. Devlete bağlılığı olmayan herkesi idam ettirdi. İstanbul’da ve devletin her kesiminde bütün kabadayıları temizledi. Çok geniş bir haber alma teşkilatı kurarak, imparatorluğun her tarafındaki zorbaları ismen tespit ettirdi ve sefere çıktığında geçtiği yerlerde tespit ettikleri isimleri çağırıp boyunlarını vurdurdu.

Devlet işlerine tam hakim olmayı başarıp her şeyden haberdar olurdu. Seferlerinde askerle ayni şartlar içinde bulunup, uykusunu bile at üzerinde yapardı. Tahta çıktığında devlet hazinesi bomboşken, tahtı bıraktığında ise dopdoluydu. Üstün meziyetleri ve fiziki üstünlükleri geniş tarih kitaplarında yeterince anlatılmaktadır.

Tüm bunlardan sonra IV. Murad Han’ın Bağdat Fatihi olarak anıldığı Bağdat seferine gelirsek, onun ne denli sarsılmaz bir iradeye sahip olduğunu yeniden anlarız. Önce Revan Seferine değinelim.

IV. Murad Han Lehistan ile olan sorunu kesin Osmanlı üstünlüğü ile çözdükten ve halk nezdinde güç kazandıktan sonra Safeviler ile olan sorununu çözmek için ve üstünlüğünü kanıtlamak için Osmanlı hududunu işgal eden ve yağmalayan I. Abbas ordularının üzerine sefere çıktı. Büyük bir güç ile Revan Kalesini kuşattı.

Osmanlı ordusunun gücüne karşı koymayı reddedip önceden teslim olmayı kabul eden Safevi güçlerine rağmen Kalede bulunan İranlılar kaleyi vermemek için çok uğraştılar. Fakat 8 gün süren küçük çaplı çarpışmalar sonunda Revan Kalesi düştü ve kesin Osmanlı üstünlüğü kuruldu. IV. Murad Han İstanbul’a geri döndüğünde ise anlaşmayı bozan Safeviler Revan Kalesini yeniden işgal etti ve kaleyi zapt etti. İşte bunun üzerine yeniden ve bu defa doğrudan Bağdat’ı almak amaçlı bir sefere karar verildi.

Bağdat’ta Bektaş Han komutasında 40.000 kişilik bir ordu bulunuyordu. Şah ise süvari ordusuyla Kasr-ı Şirin’de konaklıyor ama meydan savaşına yapmaya cesaret edemiyordu. IV. Murad Otağını İmam-ı Azamın ziyaretgahı önüne kurdu. 12.000 sipahiyi İran içlerine yolladı ve Şehriban bölgesini yağma ve tahrip ettirdi. Ama Şah, Padişahın karşısına çıkamadı. Onun kuşatmadan sıkılınca çekip gideceğini sanıyordu ve böyle umut ediyordu. Zaman zaman IV. Murad ve Şeyhülislam Yahya Efendinin de ön saflarda bulunduğu büyük çarpışmalar meydana geldi.

Kuşatmanın 37. gününde birkaç İran kulesini ele geçiren Vezir-i Azam Tayyar Mehmed Paşa vurularak şehit düşmüştür. Padişah bu durumdan çok müteessir olmuş ve “Ah Tayyar, Bağdat Kalesi gibi yüz kaleye değerdin.” demiştir. Yerine ise Padişah tarafından Kemankeş Mustafa Paşa sadarete getirilmiştir. Kemankeş Mustafa Paşa’da Bağdat etrafında birkaç kuleyi ele geçirmiştir.

Bu başarılar üzerine kuşatmanın 39. günü büyük genel bir taarruz başlatıldı. Sabah erken saatlerde, Safevilerin hiç beklenmediği ve zayıf oldukları çöl yönünden gelen Osmanlı taarruzu, şaşkınlıkla karşılandı ve büyük, çetin bir muharebe ve çarpışmadan sonra sonunda daha fazla dayanamayan Bağdat düştü.

Bundan sonra Kasr-ı Şirin Anlaşması imzalandı ve günümüz İran sınırı büyük ölçüde oluşmuş oldu.

IV. Murad 1640 senesinde hastalandı. Kendisinden ümidini kesti fakat sonra iyi oldu. Sonra yeniden hasta düştü. 8 Şubat 1640’da 28 yaşında iken damla hastalığından vefat etti.

Mekanı Uçmağ olsun

Bir Cevap Yazın