Osmanlı’da Yönetim

Osmanlı Devleti’nden önceki bütün Türk devletlerinde devlet başkanı seçiminde belirli bir sistem oluşturulmamıştır. Bu durum taht kavgalarının yaşanmasını beraberinde getirmiştir. Osmanlı veraset anlayışında “ülke hanedanın ortak malıdır” anlayışı hâkim olmuştur. Bu anlayış Osman Bey ve Orhan Bey döneminde kabul görmüştür. Osman Bey, Ertuğrul Gazi’nin küçük oğlu olmasına rağmen ağabeylerinin itirazı olmadan beyliğin başına geçmişti. Kardeşleriyle arasında bir çatışma olmamasına rağmen amcası Dündar Bey’in hükümdarlık iddiasından dolayı mücadele etmek zorunda kalınmıştır. Osman Bey’in hastalığı döneminde beyliğin yönetimini Orhan Bey fiilen yürütmüştür. Osman Bey’in ölümünden sonra Orhan Bey herhangi bir mücadeleyle karşılaşmadan devletin başına geçmiştir. Orhan Bey döneminde Rumeli fatihi Süleyman Paşa babası Orhan Bey’in tahtının en büyük adayıydı ancak 1357 yılında ani ölümü üzerine Şehzade Murad, babasının ölümünden sonra tahta geçmiştir. I. Murad tahta çıktığında kardeşleri Halil ve İbrahim taht iddiasında bulunmuşlar ve isyan etmişlerdir. I. Murad kardeşleriyle girdiği mücadeleyi kazanmıştır. I. Murad veraset anlayışında değişiklik yaparak “ülke padişah ve oğullarınındır” anlayışını hâkim kılmıştır.

Fatih Kanunnâmesi: Yıldırım Bayezid’in oğulları Fetret Devri’nde on bir yıl birbirleriyle mücadele etmiştir. Kardeşler arasındaki taht kavgaları kardeş katlinin meşrulaşmasına zemin hazırlamıştır. II. Mehmed tahta çıktıktan sonra Osmanlı Devleti, Fetret Devri’nin sarsıntısını henüz atlatamamıştı. II. Mehmed tahta çıktığından hayattaki tek kardeşi olan Şehzade Ahmed’i öldürtmüştür. Fatih, İstanbul’un fethedilmesinin ardından Osmanlı Devleti’ni bir düzene soktu. 1402 yılından beri devam edegelen kargaşa ortamına son verdi. Devlet ve saray teşkilatını belirli düzene oturtup kanunlaştırdı. Kanunnâmenin içine saltanat ile ilgili bir hüküm koydurdu. Fatih’ten önceki padişahlar döneminde fiili olarak uygulanan kardeş katli Fatih tarafından kanuni bir biçime dönüştürülmüştür.

Ve her kimesneye evladımdan saltanat müyesser ola, karındaşların nizâm-ı alem içün katl etmek münasibdir. Ekser ulema dahi tecviz etmiştir. Anınla âmil olalar.

Fatih Sultan Mehmed

Veziriazam’ın Divân-ı Hümâyuna Başkanlık Etmesi: Divân-ı Hümâyun teşkilatı Orhan Bey döneminde oluşturulmuştu. Divân-ı Hümâyun toplantıları devletin kuruluşundan II. Mehmed dönemine kadar padişahın riyasetinde sabah namazından itibaren her gün toplanmıştır. II. Mehmet saltanatı sırasında bazı usuller eklemiştir. II. Mehmed’e kadar divan toplantılarına bizzat padişahlar başkanlık etmekteydi. Fatih Sultan Mehmed, İstanbul’u aldıktan sonra divan toplantılarına veziriazam başkanlık etmeye başlamıştır. Padişah, veziriazam başkanlığındaki toplantıları gerektiğinde Harem ile Kubbealtı’nın arasında yapılan Adalet Kulesi’nde takip etmiştir.

Haremden Evlenme Usulü: Harem Osmanlı padişahlarının ailesiyle birlikte yaşadığı bölümdür. Sarayın esas bölümlerindendir. Harem ağaları Osmanlı hanedanının yaşadığı yerde görev yaptıkları için padişah ve valide sultanlarla yakın ilişki içinde olmuşlardır. Harem 16. yüzyıla kadar Osmanlı yönetiminde etkili olmamıştır. Osmanlı padişahları II. Bayezid zamanına kadar Bizans’tan, Balkan prensliklerinden, Türk beyliklerinden kız almıştı. II. Bayezid’den sonra Anadolu’daki Türk beyliklerinin sona ermesi ve Harem-i Hümâyun’un iyice kurumsallaşması ile padişah ve şehzadelerin sadece cariyelerle evlenmesi âdet hâline gelmiştir. Padişahlar II. Osman ve Sultan Abdülmecid hariç olmak üzere Türk kızlarıyla evlenmemiştir. II. Bayezid döneminden itibaren hükümdarların haremdeki cariyelerle evlenme geleneği ortaya çıkmaya başlamıştır.

Müsadere Sisteminin Getirilmesi: Kişinin malına devlet tarafından el konulmasına müsadere denilmektedir. Fatih Sultan Mehmed, İstanbul’u aldıktan sonra merkezî yönetimi güçlendirmeye yönelik çalışmalar yapmıştır. Bu çalışmalar bir taraftan yönetim yapısıyla ilgili olurken diğer taraftan ekonomik tedbirler almak biçiminde gerçekleştirilmiştir. Müsadere sisteminin uygulanması Fatih Sultan Mehmed’in Candarlı Halil Paşa’nın azlinden sonra elinde bulunan mallarının devlet tarafından alınmasıyla başlamıştır. Müsadere sisteminin uygulanması devlet memurlarının elinde bulunan mallara el konulabileceğini bilerek güvenilir şekilde çalışmalarını sağlamak içindir.

Bir Cevap Yazın