İlber Ortaylı: Balkanlara Seyahat

26 Ocak 1699’da hâlen Sırbistan’da bulunan Sremski Karlovci (Sremsi Karlofsi) kasabasında sadece Osmanlı’nın değil Avrupa tarihinin en önemli antlaşmalarından biri imzalanmıştı. Bu antlaşma, Osmanlı Devleti ile Hristiyan kuvvetler arasında, ilk defa 1648 Westfalya Antlaşması’nda tespit edilen diplomasi kurallarına göre cereyan etti. Antlaşmanın yapıldığı Sremski Karlovci’de müzakereler bir büyük çadırda yapılmıştı. Sonra bu çadırın yerine yapılan kilisede Türklerin antlaşma mekânına girdikleri kapı olan doğu kapısı örülmüş ve Türklerin bir daha bu kapıdan girmemesi niyaz edilmişti.

1972 yılının Haziran ayında elimde bavullarla Venedik-Dubrovnik seferini yapan Yugoslav vapurundan indim. Dubrovnik şahaneydi. İki gün sonra köylülerle dolu bir trenle Travnik’e, sonra Saraybosna’ya adım attım. Yollarda insanlarla sohbet ediyordum ve herkes kitap bavulumu taşımaya yardım ediyordu. Saraybosna muhteşemdi ve adeta Balkanların Bursa’sıydı. Ardından Belgrad’a geldim ve burada insanlarla konuştuğum zaman fısıltı gazetesinden çok şey öğrendim. 2009 yılında Sırbistan’ı yeniden gördüm. Avusturya-Alman İmparatorluğu ile Osmanlı Türkiyesi arasındaki meydan savaşları, bütün abideleriyle ortadadır. Salankemen’de, Zenta’da ve Petervaradin’de savaşları gösteren abideleri Avusturyalılar dikmiştir. Sırpların Türkolojisi güçlüdür. Türk üniversitelerinde de Sırpçayı ve Sırp tarihini yakından araştırmak ve öğretmek önemlidir. Bugünkü Sırbistan, Osmanlı tarihinin en muhteşem sahifeleri ile doludur. İhtişam trajediyi de içerir ve sadece yenilgide değil zaferde de trajedi vardır. Türbesi Belgrad Kalesi’nde olan Damat Ali Paşa ile Osmanlının âlim sadrazamlarından Köprülü Fazıl Mustafa Paşa, 1683-1699 arasındaki savaşlarda şehit düştüler. Biri Petervaradin’de öbürü Salankemen’de… Osmanlı Dönemi’nde Sırbistan’a başkentlik yapan Semendire’ye de uğradım. Semendire Kalesi yeniden yapılırken İstanbul surlarının örnek alındığı çok açık. Tuna kaleleri coğrafi konumu, mimari güzellikleriyle gezip görmeye değer ve her kalenin etrafında Osmanlı Balkanlarının trajik bir sahifesi yatıyor. Tuna kalelerini övünmek için değil ama tarihi anlamak için görmek gerekir. Tuna Nehri, çağdaş Türk tarihinin akıp geçtiği önemli bir podyumdur.

İlber Ortaylı, İlber Ortaylı Seyahatnamesi, s.112’den düzenlenmiştir.

Bir Cevap Yazın