Sultan Vahdettin’i Sürgüne Götüren Süreç ve Ölümü

Kurtuluş Savaşı’nın kazanılmasından sonra Sadrazam Damat Ferit, 22 Ekim 1922’de İngiliz polislerinin koruması altında Orient Ekspresi ile Avrupa’ya kaçarak Fransa’nın Nice şehrine yerleşmiş ve İstanbul’un kurtarıldığı 6 Ekim 1922’de orada ölmüştür. Sadrazam Tevfik Paşa, 5 Kasım 1922’de görevinden çekilerek yönetimi İstanbul’da bulunan TBMM temsilcisi Refet Paşa’ya bırakmıştır. Damat Ferit’in ve işbirlikçilerin kaçarak İngilizlere sığınması, saltanatın kaldırılması, Tevfik Paşa’nın istifa ederek İstanbul’u TBMM temsilcisi Refet Paşa’ya bırakması, İzmit’te Ali Kemal’in linç edilmesi, İstanbul’da tramvaylara “Kahrolsun Vahdettin” yazılması ve gibi gelişmeler Padişah Vahdettin’i korkutmaya başlamıştır. Kuvva-i Milliye’nin kazandığı Mudanya zaferi sonrası galibiyeti tescil edilmiş, mağlup olan İngilizlerin İstanbul’dan çekileceğini ilan etmesi ile Ankara hükümeti meşruiyet kazanmıştı. Elinde devlet erkine ait inisiyatif kalmayan saltanat makamı İngilizlerin çekileceğinin anlaşılması ve 1 Ekim 1922’de saltanatın resmen kaldırıldığının ilan edilmesi üzerine İstanbul’u terk etmek zorunda kaldı.

1 Ekim 1922 tarihli kararda hem saltanatın kaldırıldığı ilan edilmiş hem de saltanat mensupları hakkında sürgün hükmü verilmişti. Sultan Vahdettin, Ankara meclisinin kararıyla sürgün edilecekti. Ancak Vahdettin, hakkında çıkan sürgün hükmü yerine getirilmeden kendisine gidecek bir ülke arayışı içerisine girmişti. Zira sürgüne gönderilir ise tutsak olacak ve özgürlüğü kısıtlanacaktı.

Vahdettin, kendisini kabul edecek bir ülke bulmakta zorlandı. Zira Ankara hükümeti oldukça güçlenmiş, dönemin süper gücü İngiltereyi mağlup etme başarısını göstererek rüştünü ispatlamıştı. Bu Ankara hükümeti ile diplomatik kriz yaşamak istemeyen ülkeler Vahdettin’i kabul etmeye yanaşmadılar.

Vakit daralıyordu. İngilizler, Kraliçenin emriyle İstanbuldan çekilmek için acele ediyor, Anadoluda içine düştükleri bataklıktan bir an önce kurtulmaya çalışıyorlardı. Vahdettin için vakit daralıyordu. Zira İngilizlerin İstanbul’dan çekilmeleri sonrasında tutsak düşecekti. Son çare olarak İngiltereye sığınma teşebbüsünde bulundu. Ancak İngiltere Krallığı Vahdettin ile diplomatik bir münasebet kurmamış, en başından beri saltanat makamını askerleri ile yönetmişti. Vahdettin, İngiliz Krallığına resmi bir münasebet kuramadığı için iltica talebini İşgal Orduları Başkumandanı Gerela Harringthon’a iletti.

Bu belge, bizzat Sultan Vahdettin tarafından İşgal Orduları Kumandanı general Harringthon’a resmi olarak iletilen orjinal el yazısıdır. Yazının meali aşağıdaki gibidir ;

“Dersaadet İşgal Orduları Başkumandanı General Harringthon cenablarına. İstanbul’da hayatımı tehlikede gördüğümden İngiltere devleti fahlmesine iltica ve bir an evvel İstanbul’dan mahalli ahara naklimi talep ederim efendim. 16 Teşrinisani (Kasım) 1922”

Halifei Müslimin Mehmet Vahidettin

Ne acıdır ki 600 yıllık köklü bir medeniyetin son hükümdarı, bir askerin himmetine muhtaç olmuş ve teslim olurcasına iltica talebinde bulunmuştur. Sultan Vahidettin, İngiltere Krallığına iltica talebini General Harringthon’a iletmiş ancak bu talep İngiltere Kraliçesi tarafından reddedilmiştir. Malaya zırhlısına binerek İngiltereye ulaşmayı ümit eden Vahidettin, gelen ret cevabı üzerine General Harringthon tarafından güzergahları üzerinde bulunan Malta adasına indirilerek terk edilmiştir.

Sultan Vahdettin, ömrünün kalan kısmını Malta’da fakruzaruret içerisinde yaşamış ve 16 Mayıs 1926’da 65 yaşında vefat etmiştir.

Bir Cevap Yazın